• $7,3772
  • €8,942
  • 436.617
  • 1457.79
23 Ağustos 2012 Perşembe

Dost kim düşman kim?

Türkiye adım adım tehlikeli bir tuzağın içine doğru çekiliyor.  
Yeni bir durumla karşı karşıyayız.
İlk yapmamız gereken, Türkiye'nin gerçekleriyle yüzleşmek.
Şu anda tek bir dost ülke yok.
ABD ile stratejik işbirliği var, bir de Kuzey Irak'la karşılıklı çıkara dayalı yakınlaşma.
Washington yanımızda ama desteği sınırlı. Bütün gücünü ve enerjisini lehimize kullandırmaz. Kürt siyasetçilerini de küstürmek istemez.
Erbil, karşılıklı ticarete dayalı yakınlaşma politikası izliyor ama PKK üzerindeki etkisi zayıf.
Üçü de Şii olan, Irak'ın merkezi hükümeti, İran ve Suriye bize karşı diş biliyor. Sınırlarımız ortak, neredeyse uçsuz bucaksız ve kontrol edilemez durumda. Ortadoğu kültürünün egemen olduğu bu üç ülke içinde PKK cirit atıyor. Sınırlarımızda ise istihbarat örgütleri. Rusya'yı asla küçümsemeyin.
BDP özerk bir parti değil, PKK'nın siyasal uzantısı. Ona parti muamelesi yapmak ve beklenti içine girmek hataların büyüğü.
Uludere'den öğreneceklerimiz var.
Türkiye'nin Kürtlerine Türkiye'nin Türkleri sahip çıkmak zorunda.
Türkiye'nin birlik ve beraberliğine ve Türklerine de Türkiye'nin Kürtleri...
Öz kardeş değil miyiz?
Ortak benliğimiz değil mi kardeşlik?
Türk kadar Kürt, Kürt kadar Türk değil miyiz bu topraklarda?
O halde herkes sesini yükseltsin.
BDP'yi de aradan çıkaralım. Öcalan ve PKK üzerinden de zaten hiç bir sonuç üretilemez.
PKK'yı toplumsal zihniyet olarak söküp atmalı.
Gaziantep'teki, bir zincirin son halkasıydı.
KCK şehir örgütlenmeleri, Şemdinli'yi ele geçirme girişimleri, BDP-PKK çadır tiyatrosu...
Bunların oluşumu tesadüf değildi ve politik amaç taşıyordu.
PKK, kalkışmaya hazırlanıyordu.
Türkiye'yi ve onun içindeki halkların tamamını, ayrım gözetmeksizin seven yeni bir paradigmaya ihtiyaç var.

Milli duruş şart
Burada Türk ve Kürt akil adamlara, Türk ve Kürt işadamlarına, Türk ve Kürt sivil toplum önderlerine ve en önemlisi Türk ve Kürt sıradan vatandaşlara, yani bu toprakların ortak sahiplerine iş düşüyor. Herkes ses versin.
Çok büyük bir terör sektörü oluşmuş.
PKK bunun ucuz taşeronu.
Kim tutarsa onun elinde kalıyor.
Ağar'ın sözlerini manşete taşımıştım: 'Tayyip bey belki de bu sorunu çözmek için devletin en son fırsatı.'
Ben de büyük ölçüde katılıyorum.
Katlanması zor acılar yaşıyoruz.
Gaziantep'te bebek tabutları...
Uludere'de uçuruma yuvarlanan Mehmetçik'ler...
Hüzün içinde hüzün...
Ben Başbakan'dan radikal kararlar bekliyorum. Kanı durdurabilir.  Bahçeli'nin dediği gibi korkmasın. Millet yanında.
Elbette demokrasi içinde...
İki tuzak aynı anda kurulmuş. Hem etnik hem de mezhepsel ayrışma tezgahı...
Öfke ve gerginlik bu coğrafyada çıkarı olan güçlerin işine geliyor.
Toplumsal öfke ve düşmanlığa karşı yakınlaştırıcı ve dayanışmacı politikalar
çare olacaktır.
Devlet dilinin yumuşaklığı, kuşatıcılığı ama aynı zamanda tavizsizliği...
Sadece Türkiye bakışı...
Erdoğan millidir.
Terör Türkiye'nin bir gerçeği, bu doğru. 30 yılı aşkın zamandır evlatlarımızı bizden alıyor. Evet...
Ama artık yeni bir durumla karşı karşıyayız. O halde çözüm için de yeni bir bakışa ihtiyaç var. Biz bu terörü yenebiliriz. Yeter ki, gerçek düşmana sert, sahte dosta uyanık, gerçek dosta da samimi olalım. Bu noktada tek gerçek dost ayrım gözetmeksizin halkımızın tamamıdır.

<h3>Başkan Erdoğan’dan CHP’ye erken seçim yanıtı</h3><p>“2023’E KADAR BEK

27 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları