• $7,4161
  • €9,0157
  • 446.517
  • 1569.35
16 Ağustos 2012 Perşembe

Devlet kazanacak peki ya millet?

Devletin terörle mücadeleyi kazanamayacağı bir senaryo söz konusu bile olamaz. Gerek konjonktürel gerekse nihai olarak bölücü terör belki de defalarca mağlup edilecek, burası kesin.
Ama son zamanlarda bu sürecin hep ihmal ettiğimiz bir başka yüzü ön plana çıkıyor. İşte bunu tartışmalıyız.
Türkiye'de yaşayan hepimiz, bu mücadelenin neresindeyiz?
Biz de kazanacak mıyız?
Şehit haberleri geldiği günlerdeki hissiyatımızdan bahsediyorum. Ve sonraki günlerdeki kayıtsızlığımızdan...
Terör örgütüne karşı 30 yılı aşkın süredir topraklarını savunan bir devletin milleti gibi davranıyor muyuz? Kaybedilen 40 bin cana, kutsal şehitlerimize karşı tek yürek olabildik mi? Şu soruyu kendimize soralım: Yoksa 19-20 yaşındaki gencecik fidanları, daha hayatlarının baharında şehit vermeyi kanıksar hale mi geldik? Bunlarla yüzleşelim.
Devlet, imkanları ölçüsünde şehitlere olan borcunu ödemeye çalışıyor. İsimlerini okullara, köprülere, caddelere veriyor. Ailelerine mütevazı da olsa maaş bağlıyor. Şehit ailelerinde ikinci çocuğun kamuda işe alınması sağlanıyor.
Peki ya madalyonun diğer yüzünde neler yaşanıyor? 73 milyon vatandaş, kalplerindeki bu derin acı için ne yapıyor?
ÖFKE Mİ DOĞRU, SESSİZCE MATEM Mİ?
Şehitler için açıktan yas tutsak, öfkemizi haykırsak 'İşte terör örgütünün istediği bu' deniyor. Tepkimizi ortaya koymasak bu ülkeyi bir arada tutan duygu kardeşliği yok oluyor.
Bu zor günlerde hangisi doğru, ne yapmalı?
Bir yanda hemen her gün gelen şehit haberlerine rağmen çocuklarını ellerini öptürerek, gururla, davul zurnayla askere uğurlayan Anadolu anneleri... Sanırım böyle bir tablo dünyanın hiçbir yerinde yoktur.
Diğer yanda olağan akışın sürdüğü, bu acılara uzaktan bakan, çoğu kez seyirci kalan hayatlar...
Şehit haberini sunduktan hemen sonra şarkı söyleyen spiker kız acaba tek başına mı?
TERÖR 'SİYASET ÜSTÜ' BİR MESELE DEĞİL MİYDİ?
Alın size bir başka pencereden aynı manzaraya açılan yeni bir bakış: Hüseyin Aygün'ün kaçırılma olayı...
Tartışmaları izlediniz mi?
Terörün her türlüsünü lanetleyip, hedefinde kim olursa olsun onun yanında yer almak gerekmez mi? Ve terörle mücadeleyi 'partiler üstü' bir olgunlukla karşılamak...
Her münferit olayda bir kişi veya bir kesim için acımasızca ve topyekun saldırı kampanyası yürütülerek nereye varılabilir?
Biliyor musunuz, bugünlerde en zor durumlarda olanlar Kürt kardeşlerimiz.
Ötekileştirdiğimiz, dışladığımız...
Özellikle sosyal medyada ve ana akım medyanın kimi çok okunan köşelerinde genelleyici bir dille linç ettiğimiz kardeşlerimiz...
Bölücü terör örgütünün baskılarına karşı neler hissettiklerini anlayabiliyor muyuz?
AKŞAM muhabirleri Devrim Tosunoğlu ve Levent Albayrak'ın üç gündür yayınladığımız Güneydoğu izlenimlerini okumuş olmalısınız. 'İstihbarat halktan' başlığıyla dün duyurduğumuz ve çok ses getiren haberlerinde de PKK'nın saldırılarına karşı güvenlik kuvvetlerini uyaran insanlarımızın hikayesi vardı. Bu da madalyonun çok başka bir yüzü...
Derdim 'duygusal zafer kazanmak.' Yani gönül birliğiyle milletin, terörün her türlüsünü alt etmesi. Yoksa devletin kazanacağına ne şüphe...

<p><span>Niğde'nin meşhur patatesi dondurmaya da lezzet katacak. 'Patatesli dondurma olur mu?' demey

Patatesli dondurma hem şaşırtıyor hem de tadanları kendine hayran bırakıyor

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Azerbaycan'da 20 Ocak Katliamı'nın kurbanları yad ediliyor

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı