• $9,2897
  • €10,7918
  • 528.042
  • 1415.84
2 Aralık 2010 Perşembe

Clinton-Davutoğlu görüşmesinde neler yaşandı?

Washington-İstanbul

WikiLeaks skandalının patladığı gün başlayan Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun ABD ziyareti, dün dönüş yolunda yaptığımız uzun soru-cevap-sohbet bölümüyle sona erdi.

Aslında program daha farklıydı, Davutoğlu AGİT zirvesi için Astana'ya gidecek, biz THY ile İstanbul'a dönecektik. Son anda iptal oldu, doğrudan İstanbul'a uçmak yerine Ata uçağıyla Bakan'la döndük. Dublin aktarma ve Ankara-İstanbul dahil 13 saat uçmuş olduk.

Sanırım, Başbakan, Davutoğlu ve Çelik'i 'WikiLeaks'i konuşmak ve ABD başkentindeki havayı dinlemek için Ankara'ya çağırdı.'
Nitekim Ömer Çelik, sorum üzerine 'Şu WikiLeaks işlerine bakmamız gerekiyor' yanıtını verdi.

Bakan'la, Hillary Clinton ve kongredeki temaslarını konuştuk. Bize yansıyan havayı da aktararak, 'kapalı kapılar ardında neler yaşandı, hangi tartışmalar yapıldı' öğrenmeye çalıştık.

'BANA ÇILGIN DİYORLAR AMA...'
Öncelikle, Bakan'ın üç günün özet değerlendirmesi:
'Memnunum, Türkiye'nin ihmal edildiğini herkesin anladığını gördük. Beni, Sayın Başbakan'ı tanımadan, imaj atfediyorlar; anlattım, tartıştık, bana çılgın filan diyorlar ya... Cesur dış politika izlemesek böyle ilgi çeker miydik?'

'İRAN OLMASA BÖYLE Mİ OLURDU?'
Bakan kongrede çok fazla görüşme gerçekleştirdi. WikiLeaks'e de denk gelince ilgi yüksekti, oralarda tartışmalar da eleştiriler de dile geldi. Hepsini aktaracağım. Davutoğlu'nun 'ilgi yorumunun' çarpıcı bir analiz cümlesi vardı:
'Bize kızıyorlardı, İran politikamız bize yoğun bir talep oluşturuyor. Dünya siyasetinin en sıcak konusu ve biz devredeyiz, Tahran'la konuşabiliyoruz.'
Bakan'ın bu sözünde haklılık payı var, ancak gördük ki Washington'da Türk-ABD ilişkileri açısından üç sorunlu alan görülüyor. İran'la yakınlaşma, İsrail'den uzaklaşma ve Ermeni dosyasının donması. Bakan'ın görüşmelerinde bunların nasıl gündeme geldiğini hem Davutoğlu'ndan hem üçüncü taraflardan aldığım bilgilerle yarın yazacağım.

ÖMER ÇELİK CLINTON'IN ODASINDA NE YAPTI?
Bu arada renkli bir anekdotu ileteyim. Clinton- Davutoğlu görüşmesi yeni bitmişti. Heyetler arası toplantı da... Basın toplantısı yapılacak, Ömer Çelik ekrandan izlemek için Clinton'ın odasına girmiş. Sonra özel kalemden bir bayan gelip, masanın üzerindeki tüm belgeleri ters çevirmiş. Çelik de tebessüm ederek, 'Bunların hepsini zaten okuyoruz' diyerek WikiLeaks esprisi yapmış. Aslında Davutoğlu'nun da çok hoş esprileri var ama maalesef yazamayız.

Şimdi o tartışmalardan bir bölüm, Bakan'ın uçakta anlattıklarından...
Bakan, krizlerden kaçmak yerine üzerine gidilmesi gerektiğine inanıyor. 'İyi ki tam o gün oradaydım, çok iyi oldu. Orada söyledim, bizim için Obama ve Clinton'ın sözleri önemlidir. Onlara belgelerle aralarına mesafe koymalarını söyledim' diyor.

'CLINTON'I BEN TESELLİ ETTİM'
Davutoğlu, Clinton'la skandalın en sıcak anında görüşmüştü. Off the record anekdotlar anlattı, sonra Clinton'la empati kurduğunu vurgulayıp, şunları söyledi:

'Çok samimiydi, üzgündü, mahcuptu, yüzünden belliydi. Böyle durumlarda düşene vurulmaz. Tepkimizi elbette gösterdik ama üzerlerine gitmedik. Hatta bir ara ben teselli ettim. Bu kriz aşılır diyerek...'
Davutoğlu o arada WikiLeaks belgelerini üç kategoride analiz etmiş, bunu Clinton'a iletmiş.

Yarın devam edeceğiz.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar

Servis minibüsüyle kamyonet çarpıştı: 2 ölü, 11 yaralı

Motosiklet kazası sonrası şartlı uzlaşma