• $7,4459
  • €9,0248
  • 421.51
  • 1468.79
22 Kasım 2010 Pazartesi

CHP ile MHP arasını açmalı

Türk siyaseti, gelecek 15-20 yıllık ruhunu tayin edecek bir seçime doğru gidiyor.
Haziran ayındaki seçim, salt yeni hükümeti belirlemekle kalmayacak. Sonuçlarının, yeni cumhurbaşkanının kim olacağı üzerinde büyük etkisi olacak.
Ama bunların ötesinde bir önemi var seçimin.
Nasıl bir politik haritanın oluşacağını, uzun yıllara dayalı bir yeni dönemin işaretlerini ve o haritanın keskin hudut çizgilerini anlayacağız.
Somutlaştıralım:
CHP keskin bir dönüşüm içerisinde. Cumhuriyeti kuran partinin yenilenmesi bu. Dolayısıyla tüm aktörleri ilgilendirecek ve yeni pozisyon almaya itecek.
CHP büyüyecek, bu anlaşılıyor. Kısa veya orta vadede klasik tabanının ötesine taşacak.
Bununla birlikte iki partili bir sistem kurgusu oluşturulmaya başlandığı ortada. CHP, büyüdükçe AKP de büyüyor.
Politik mücadele iki parti arasındaki yarıştan ziyade, daha genel sol-sağ dengesine oturtuluyor. Hatta biraz örtük, bazen açıkça 'Alevi-Sünni' rekabeti yaşanıyor.
Solun büyümesinden rahatsız olan kesim, sağın büyük partisi AKP'ye yönlendiriliyor. CHP, klasik yüzde 25'i aşıp 30'a doğru tırmanırken AKP'nin de 45'i bulması gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Siyasetin doğal akışı güçlüdür, müdahale ters sonuç doğurur. 27 Nisan
e-muhtırası böyleydi. İktidara 10 puan hediye edildi. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı yapılmaması da onu planlayanların istediği gibi gelişmedi. Hatta tezkerede askerin istemesine rağmen, siyasi sorumluluğu hükümete yükleme düşüncesi nedeniyle 'tavırsız' görüntü verilmesi de...
Siyaset kendi mecrasında akmalı.
Bazı bölgelerde iyi sonuç vermiş gibi görünse de AKP'ye karşı CHP-MHP bloğu fikri iyi değildir.

YANLIŞ SENARYO
CHP-MHP koalisyonu öngörü ve senaryoları da yanlış kurgu. Bir çeşit mühendislik, sandığı da farklı etkiliyor.
29 Mart yerel seçimlerinde bu göründü. Referandumun asıl gizli analizinde de kendini hissettirdi. CHP ile MHP; söylemde de siyaset pratiğinde de ayrışmalıdır. Geçen haftadan bu yana Devlet Bahçeli'nin söylemine bu değişim yansıdı. Kılıçdaroğlu, Ahmet Kaya'nın kabrine gittikçe, Güneydoğu stratejisini yeniledikçe Bahçeli de CHP'ye vuracaktır. MHP, bir sağ-milliyetçi parti olarak muhafazakar sağ bir iktidara karşı muhalefet yapma zorunluluğunun kıskacındaydı. Doğrusu, onun yolunu da bulamadı. İktidarın hatalarını yakaladı yakalamasına ancak ona karşı çıkarken özgün bir politik dil geliştiremedi. Günün sonunda toplumsal tabanıyla zıtlaşan bir söylem ve eylemin içinde buldu kendini. Tehlikeyi sezdi, çıkış stratejisini geliştiremedi. İki referandum ve son iki seçim bunun ispatıdır.
MHP, sağduyu sahibi lideriyle birlikte 'büyük devlet dili' kullandı, gündelik siyasetin içineyse giremedi. 1990 sonrası batılı kentlerdeki yeni milliyetçilik dalgasını da ıskaladı. Bu, Kürt olgusuna tepkili kent milliyetçiliğiydi. İslamcı gelenekten kopuk bir milliyetçilik tarifi yapmak da zordur. MHP işte bu denklemleri çözmek durumunda. Yeni ve farklı; kapsayıcı ve genişlemeci siyaset üretmeli.
Küskün kesimlerle barış hamlesi doğrudur.

ÜÇÜNCÜ YOL MÜMKÜN
Hayır, MHP'nin çabası barajla ilgili olamaz, öyle bir tehlike söz konusu değil. MHP, çift kutuplu siyaset denklemini kırmak, üçüncü yolun mümkün olduğunu göstermek için kendini yenilemeli. Kutuplaşma çemberinde tutsak kalmak istemeyen vatandaşlar için bunu başarmalıdır.
AKP sağ ama sol literatürü kullanıyor. Adeta sosyal demokrat parti gibi. CHP sol ama muhafazakardı, şimdi esaslı bir yarış start alacak. Sağ milliyetçiliğin tüm renkleri için MHP'ye iş düşecek. Haziran yaklaşırken siyasette kartlar yeniden dağıtılacak. Akıllı ve şanslı olan hükümeti kuracak ama Köşk için de elini güçlendirecek.

<p>ABD Başkanı Joe Biden'ın talimatı ile Suriye'deki İran destekli gruplara hava saldırısı düzenlend

ABD'den Suriye'ye hava saldırısı: Suriye'deki İran destekli gruplar vuruldu

Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde son durum havadan görüntülendi

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı