• $7,5296
  • €9,0211
  • 409.585
  • 1538.04
13 Haziran 2012 Çarşamba

Açılımın Suriye perdesi

Kürt sorunu o hale geldi ki; artık tek tek ülkelerin değil, bütünüyle bu coğrafyanın ortak dosyası oldu.
Her şey tanımlamayla başlar.
Kürt sorunu nedir?
Net biçimde çerçevesi çizilmesi gereken açıklama işte bu sorunun yanıtında gizli.
Üzerinde söz sahibi olan veya kafa yoran, kalem oynatan herkes o tanımlamayı kendi kendine yapmalı.
Kürt sorunu deyince ne anlıyoruz?
Herhangi bir konuya 'sorun' diyorsak, onun 'çözümü' için önerilerimiz de aynı tanımlama içinde olmalı.
'Bizim' Güneydoğu sorunumuz ortada.
'Küresel aktör' ABD'nin bu konuya yakın ilgisi de...
Kuzey Irak-Türkiye yakınlaşması bu çerçevenin içerisinde.
Denklemdeki diğer önemli parça Suriye...
Tıpkı Türkiye gibi, İran ve Irak gibi Suriye'de de nüfusun içinde ciddi oranda Kürt bulunuyor.
Ankara, açıkça deklare etmese bile, bütün politikalarını uygularken 'Ya Suriye'de rejim yıkılır, iç savaş çıkarsa, ya üç-dört parçaya bölünür, bağımsız Kürt devleti kurulursa' endişesiyle yaklaşıyor.
Peki sınırın Şam tarafında neler yaşanıyor?
Suriye'deki Kürtler Esad rejiminin tam yanında sayılmaz, ancak ayaklananlardan değiller. Temkinli bir pozisyonu muhafaza ediyorlar.
Üç gün önce muhalif kanat stratejik bir hamle yaptı, Suriye Ulusal Konseyi'nin başına bir Kürt geldi.
Esad ise son bir yıl içinde kendi Kürt halkına ve aşiretlere bazı sözler verdi, kısmi iyileştirmelerde bulundu.
Şam Yönetimi Ankara'yla balayı günlerinde PKK'yla keskin mücadelenin içine girmişti. Bu da ayrı bir parametre.
Halen, PKK'yı Türkiye'ye karşı kullanıyor denilemez. Bu kartın ne denli tehlikeli olduğunu biliyor ve elini ateşe uzatmak istemiyor. Babasının yaptığı hatadan ders almış. Ne var ki; PKK'nın Suriye topraklarında boş alan bulup, inisiyatif kullanmasına ses çıkarmıyor. Uğraşmaya niyeti de yok, enerjisi de... Önce kendi canının derdine düşmüş durumda.
YENİ TÜRKİYECİLİK
Bu bilgiler ışığında Türkiye-Kuzey Irak-Suriye hattında, ABD'nin yönlendirme ve katkılarıyla gelinen son noktayı şöyle özetleyelim:
Türkiye, Suriye'ye yönelik tonlamasını, iç ve dış kamuoyundan gelen tepkilerden sonra biraz düşürdü. Başbakan Erdoğan'ın yakın çalışma arkadaşlarından Dış Politika Danışmanı İbrahim Kalın, önceki akşam SKYTURK-360'ta 'Kesinlikle dış müdahaleye karşıyız' dedi. Bu berraklıkta yapılan ilk açıklama.
Bakan Davutoğlu da dış politika açısından Suriye'nin en riskli konu haline geldiğinin farkına vardı. Daha temkinli bir siyaset izlemeye başladı.
Türkiye ve Erdoğan, ABD açısından çok büyük önem kazanmış durumda.
Bölgesel güç olarak Türkiye'yi ve Erdoğan'ı konumlayıp, stratejik işbirliği kurguluyorlar. Kuzey Irak'la yakınlaşma, PKK ile mücadele ve Suriye bunların en önemli parçaları.
ABD Ortadoğu'dan kurtulmak istiyor. Hataları nedeniyle prestijini kaybettiği ve çok yüksek fatura ödediği için eski konsepti sürdürmekten kaçınıyor. Yeni konseptin içinde bölgesel güç olarak Türkiye ön planda.
Ankara'ya gelince...
Suriye'de rejimin eninde sonunda değişeceğini düşünüyor.
Halkın Türkiye'yi sevdiğini ve Suriye yönetimine Türkiye dostu kadroların geleceğini hesaplıyor. Kuzey Iraklı Kürtlerden sonra Suriye ile de stratejik işbirliğini geliştirmeye çalışıyor. Ekonomik ve siyasal anlamda Türkiye'nin bölgenin etkin gücü olmasını her şeyin zemini olarak görüyor. Bütün bunları yapabilmek için Türkiye'nin Kürtleriyle arasındaki bütün soğuk duvarları eritmeye çalışıyor. Dünkü Kürtçe seçmeli ders açıklaması bu anlamda önemliydi. 21'inci yüzyılın 'yeni Türkiyeciliği' işte bu bakış açısına dayanıyor.

<p>Bomba arama köpekleri 'Ban' ve 'Tim', Barış Pınarı bölgesindeki sivil halka yönelik büyük bir sal

Barış Pınarı bölgesinde 'Ban' ve 'Tim' büyük saldırıyı önledi

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi