• $7,413
  • €9,0234
  • 441.986
  • 1542.45
03 Aralık 2012 Pazartesi

ABD ve Rusya arasında

Rusya lideri Putin Türkiye'de.
Başbakan Erdoğan'la bugüne dek '30 kez baş başa' görüşmüşler.
İkili ilişkiler açısından önemli gösterge değil mi?
Devletler arasında görüş ayrılıkları kaçınılmaz. Her devlet öncelikle kendi ulusal çıkarını gözetir.
Zaman zaman da çıkarlar çatışır.
Böylesine yoğun ve sık buluşma gerçekleşmesinin anlamı olmalı. Bu sayede Moskova-Ankara hattında daima 'kontrol ve eksen' korunabiliyor.
Şimdi 'Suriye konusunda pozisyonlar' keskin biçimde ayrıştı. Ama başka pek çok açıdan 'karşılıklı bağımlılık ve denge' söz konusu.
İki taraf da birbirini kaybetmek istemiyor.
'ABD'nin gözü kulağı' kuşkusuz Putin'in ziyaretinde.
Türkiye, dış politikada ve uluslararası ilişkiler sistematiğinde kendisini alışageldiğimiz noktadan 'daha yukarıda konumlamaya' çalışıyor.
Erdoğan ise 'İslam dünyasının hamiliğine ve sözcülüğüne' odaklanmış. Türkiye'yi 'bölgesel lider' olarak pozisyonluyor.

ELÇİLİKLERDE BAŞDÖNDÜREN TRAFİK
Başbakan için öncelik, kendisi ve ülkesi lehine Ortadoğu ve İslam ülkeleri sokaklarındaki coşku. Bu, hem bir stratejiyi yansıtıyor hem de Erdoğan'ın 'iç dünyasıyla uyumlu bir duygu durumunu'... ABD'yi ve Beyaz Saray'ı ne kadar önemserse önemsesin onun için asıl hedef Mısır ve Filistin'den yükselip Afrika'ya yayılacak sempati dalgası.
Biliyor ki, bugüne kadar bütün Türk liderlerinin hepsi ABD'yle yakın ilişki görüntüsü verdi. 'Washington'ın oyun kurgusu', neredeyse Türkiye ölçeğindeki bütün dünya için aynıdır. Kuşkusuz Beyaz Saray'la çok yakın çalışıyor. Ama kendisini öyle güçlü hissediyor, ülkesini öyle bir yere konumluyor ki; gerekirse ABD ile ters düşmeyi göze alıyor. '1 Mart Tezkeresi' kesin kazaydı. Ama iki yıl önce BM'deki İran'a yaptırım oylaması Beyaz Saray'da 'Erdoğan şoku' yarattı. Başbakan'ın geçen haftaki çok güçlü İsrail ve özellikle ABD karşıtı söylemi de öyle. Washington'daki Türk elçiliği ile Ankara'daki ABD elçiliklerinde olağanüstü trafik yaşandı.
Tıpkı Rusya ile olduğu gibi ABD ile de bir anlamda karşılıklı bağımlılık ilişkisi tesis edildi. 'Mutlak denge' şart değil, mümkün de. Yeter ki, hayati çıkarlarda bir yerde buluşulsun, anlaşmazlıklarda 'kontrollü gerginlik' sağlansın. 

TÜRKİYE KÜRTLERLE BÜYÜR...
Erdoğan, Washington'ın belli bir yere kadar Türkiye'nin yanında olduğunu biliyor. Ne var ki, o sınırın aşılacağı yerden sonrasına bariyer konulacağını da... ABD, Türkiye'nin çok fazla güçlenmesini istemez. Denklemde İsrail'i unutamayız. Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti fikri ve projesinin peşine takılan ilk ülke İsrail. Erdoğan sonradan orada inisiyatif aldı ve Erbil'le yakınlaşma politikası izledi. Irak'ta ve Ortadoğu genelinde şu anda tehlikeli bir enerji kavgası yaşanıyor. Savaşa dönmesi de an meselesi. Türkiye, Irak petrol ve gazını alabilirse Rusya'ya bağımlılığını sona erdirir. Kürtler de dünyaya açılır. ABD, bu senaryoya bir yere kadar destek veriyor ama sonrası için 'frene' basıyor. Biz ise, dünyanın ilk on ülkesi haline geleceksek enerji ihtiyacını karşılamak zorundayız. Putin de gelmişken sorulması gereken soru şu: 'ABD, öyle bir Türkiye senaryosunun neresinde, Rusya neresinde?'

<div><br></div><p><br></p>

Meteoroloji Hava Tahmin Uzmanı açıkladı... İstanbul'a kar yağacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ocak 2021)

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü