• $7,3637
  • €8,9085
  • 410.491
  • 1528.82
12 Haziran 2012 Salı

ABD denklemin neresinde?

Sadece BDP'ye kalsa barış yolunda müzakereler çok daha kolay yürür ve sonuç alıcı olurdu.
Gerçeklik şu: PKK ve KCK hem yöre halkı, hem de BDP'liler üzerinde baskı uyguluyor.
Ne zaman BDP'nin önde gelen bir ismi 'Kan dursun artık' diye iki tarafın da acılarını göze alan makul açıklamalar yapsa hemen hedef tahtasına oturtuluyor. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir bundan nasibini fena halde almıştı. Hareket alanı hemen daraltılıvermişti.
Ahmet Türk gibi ılımlı isimler zaten tasfiye ediliyor.
O nedenle Erdoğan'ın sloganının ilk bölümü olan 'PKK ile mücadele' doğru bir konsepte oturuyor. Terörle güvenlik boyutunda tavizsiz mücadele olmazsa olmaz...
Sorun 'BDP ile müzakere' faslında ortaya çıkıyor.
Çünkü BDP üzerindeki terör örgütü gölgesi kaldırılmadan oturup konuşmak da mümkün değil; ilerlemek de...
KCK operasyonları çok eleştirilse de bu açıdan bakınca barış zeminine giden yolun yapı taşlarını döşüyor.
'İyileştirmeler artık davul zurna çalmadan yapılacak' diye yazmıştım dün.
Bireysel bazda hakların geliştirilmesi, demokratik standartların yükseltilmesi belli bir grup veya bölge temelinde değil, ülke sathında hızlandırılacak. Egemen gündeme bakınca bazılarına 'tezat gibi gelecek' ama yeni paketler yolda. Kürtçe seçmeli ders gibi uygulamalar hayata geçecek. İsteyen kendi çocuğunun İngilizce ders saatini azaltıp, yerine Kürtçe seçmeli ders aldırsın...
Bölgeye yatırımlar konusunda da elde edilen ivme devam edecek. Bu da konseptin ekonomik ayağı. 
Güneydoğu meselesinde 'süreç yönetimine' geçildi bile.
Mihenk taşı uluslararası dengeler.
ABD ile tam mutabakata varıldığı anlaşılıyor.
Washington-Ankara hattında Türkler'le Kuzey Irak Kürtleri arasında baş döndüren bir diplomasi trafiği izlenmesinin arka planında bu mutabakat yatıyor. Washington'a hangi Türk lideri gitse, peşi sıra Kuzey Irak yönetimi için de acil randevu takvimi ayarlanıyor. Son olarak bu halkaya BDP'liler de dahil oldu. Verilen
mesaj açık:
'PKK marjinalize edilecek.'
Bölge denkleminde artık bölücü terör örgütüne yer yok. Türkiye buna karşılık Kuzey Iraklı Kürtlere kucak açıyor. Ekonomik yakınlaşma bunun kritik sac ayağını oluşturacak. Türk burjuvazisi gün geçmiyor ki Kuzey Irak'ta bir yatırıma başlamasın. Boyner, Koç, Çukurova... Listeyi uzatabilirsiniz.
Neredeyse her hafta Kürt yönetiminden en üst düzey bir yönetici de Ankara'ya, veya İstanbul'a geliyor. Enerji işbirliği başta olmak üzere Ankara-Erbil arasında sayısız anlaşma imzalanıyor.
Sis perdesi dağıldıkça büyük fotoğraf Ortadoğu'nun yeniden şekillendiğini gösteriyor. Ve bu manzara bize Türkiye'nin bölünüp küçülmeyeceğini, aksine büyümekte olduğunu gösteriyor. Bir zamanlar 'Türkiye küçülmek istemiyorsa, büyümek zorunda' diye sloganlaştırılan yaklaşım gerçeğe dönüşüyor.
Böyle bir Ortadoğu denklemi içinde silahlı mücadele yöntemini benimseyen hiç bir yasadışı güç barınamaz. İşte Talabani'nin dün duyulan PKK'ya silah bıraktırmaya çalıştığı haberleri böyle okunmalı. Barzani de geçenlerde benzer sözleri dile getirmişti. Elbette kolay değildir; ancak son iki yıl içindeki gelişmelere bakınca bölgesel ve küresel iradenin ne istediği apaçık ortaya çıkıyor.
BDP yöneticileri son zamanlarda çok kontrollü açıklamalarda bulunuyorlar. Mıntıka temizliği yapıldığını görüyorlar. Öcalan için bile bu geçerli. Bahçeli dün 'İmralı'nın sesi niye çıkmıyor' diye tepki gösterirken haklı bir soruyu gündeme taşıyor. Ancak Öcalan'ın da yeni kurguyu gördüğü ve sessiz kalmaya mecbur edildiği ayrı bir gerçeklik. Küresel irade bu kez çözüm dayatıyor ve zaman bu kez lehimize işliyor.
Akıllara 'Peki ya Suriye?' sorusu geliyor. Bu denklemin en önemli ayaklarından biri de Suriye politikasıdır. Onu da yarına irdeleyelim.

<p>Bu süreç şu şekilde ilerleyecek:<br></p><p>İllerimiz 100 bin nüfusa düşen vaka  sayısı baş

Kontrollü normalleşme nasıl olacak?

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik