• $7,3862
  • €8,9848
  • 442.561
  • 1548.02
09 Mayıs 2012 Çarşamba

Hayır koçum! Öyle değil!

İbrahim Cevahir
İbrahim Cevahir
YAZARIN SAYFASI

Trabzon-F.Bahçe maçını seyrettik... Bana göre F.Bahçe, galibiyeti hak etti. Zaten her futbolseverin temennisi 'Oynayan kazanmalı' değil mi? Ama ne yazık ki bu maçtan önce gelişi güzel verilen beyanatlar ortamı gerdi. Hadiselere baktığımızda sorumlu ve suçlu olan taraftarlar değil, onları bu duruma getiren yöneticiler. Buna Şenol Güneş ve Aykut Kocaman da dahil. Ne istediklerini bilmiyorlar.
Bakınız; 4 takım şampiyonluğa oynadı. Bu bile bir başarıdır. Bu noktaya kadar gelinmesi bile tatmin edici olmalı. Elbette ki şampiyon bir takım olacak. Ama kimse birbirinin varlığını kabul etmezse ne futbolsever olursunuz, ne futbol adamı ne de spora bir katkınız olur. Bu kargaşanın içinde maç yine de çok büyük olaylar olmadan tamamlanmıştır. Sormadan edemiyorum; Sadri Şener sana yumurta atan kişiler kim? F.Bahçeliler mi? Hayır... Trabzonspor taraftarının sana attıkları yumurtalar, spora yaptığın sorumsuzca tahriklerin karşılığıdır.
Futbol kavga değil, centilmenlik ve kardeşliktir... Birisi hapisaneden bağırıyor ve kavga çıkarmaya çalışıyor. Federasyon kararlar alıyor, 'Bu yöneticilerin hiçbiri suçlu değildir' diyor. Peki o zaman suçlu kim? Bu olayları ortaya çıkaran, devletin tarafsız görevlileri mi? Hayır öyle değil. Devlet; hiç kimseye oyun yapmaz. Her mesleğin, her haksızlığın gözcüsü, koruyucusu devlettir. 
YARGI BEKLENMELİYDİ
Devletin görevlilerini kutluyorum. Onlar görevini yaptı ama görevini yapmayan, yanlış yapan yöneticiler olayı bu noktalara getirdi. Yeni Federasyon da eskisi gibi yanlış kararlar almaya devam etmektedir. Federasyona soruyorum; adalette yargılama devam ederken, yargı kararını vermeden siz suçluyu suçsuzu nasıl buldunuz? Nasıl tespit edebildiniz. Nasıl ayırabildiniz. Hayır koçum! Öyle değil. Daha başlarken iflas ettiniz. Ben sizin yerinizde olsaydım yargı neticesini bekler, o karardan sonra dosyaları önüme alıp karşılaştırarak, öğrenerek ve bilerek bir karar verirdim. Hiçbir şeyi bilmeden, yargının kararını beklemeden yargıç gibi karar verme hakkını kendinizde nereden buldunuz?
Dönüyorum futbola... 1981-82 yılında Lig şampiyonluğunun son maçını Trabzonspor ile F.Bahçe oynayacaktı. Bu maçtan önceki kongrede ben başkan adayı olarak kazandım ama başkan yönetimin içinden seçildiği için başkanlığı M.Ali Yılmaz'a hibe ettim. Kendim yönetimde yer aldım. Gergin bir Trabzonspor-F.Bahçe maçı hazırlığı vardı. Ben de Trabzon'daki maça gittim. F.Bahçe'nin başkanı Ali Şen'di.
FENER'E ÇİÇEK VERDİM
M.Ali Yılmaz'dan, F.Bahçe'yi havalimanında karşılayıp çiçek vermesini rica ettim. Bu gergin havanın yumuşaması gerektiğini söyledim. İkimizin gitmesi halinde olabileceğini söyledi. Çiçeği Ali Şen'e benim vermemi istedi. Kabul ettim. Karşıladık. Centilmence misafir ettik, havayı yumuşattık. Maçı F.Bahçe 1-0 kazandı ve şampiyon oldu. Berabere kalsak Trabzonspor şampiyon oluyordu. Ama hiçbir hadise çıkmadı. Yöneticilik budur, böyle olmalıdır. Futbol insanları birbirine yaklaştırır. Bugünkü yöneticiler futbolu savaş alınana çeviriyor. Bir kulüp başkanının, herhangi bir futbolcuya karşı ismini kullanıp onun suçluluğunu ilan etmesi küçüklüktür ve ayıptır. Şimdi nasıl olacak bundan sonra maçlara giderken F.Bahçeliler taşlayacak, Trabzonlular taşlayacak böyle spor olur mu?
Sayın Başbakana sesleniyorum; spor yasası ve yapılan değişikliği yeniden değiştirerek yöneticilerin yanlış ve sorumsuz konuşmalarına mahkumiyet maddesi konulmalı. Sayın Başbakanım bu yasayı getirmezseniz statlarda çok daha vahim olaylarla karşılaşabiliriz. Yöneticilik, yönetmek, yetki almak, aldıktan sonra sorumluluk taşımayı ihtiva etmektedir. Şu gördüğüm insanların yetkileri var ama sorumlulukları yok.Takdir kamuoyunundur.

<p>Fiziksel şiddetin kadının bedeni üzerinde geçici ve kalıcı hasarlar bıraktığının altını çizen Der

Kadına şiddete dur de!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor

Dünyayı şok eden iddia! ''Yolcu uçağı lazer silahıyla vurularak düşürüldü!''