• $7,3493
  • €8,9418
  • 437.178
  • 1536.11
05 Temmuz 2011 Salı

Zor zanaat!

Eski bakanlardan değerli dostum Hasan Aksay anlatmıştı: ''Kıbrıs'ta müdahale kararı alındığında hükümet beni Ankara'daki Müslüman ülke elçileriyle görüşmekle görevlendirdi.Bu elçiler arasında en net ve çabuk yanıtı Libya, Pakistan ve Suriye elçileri vermişti. Ancak Libyalı elçi hükümeti ile görüştükten sonra mutlak destek sözü verdi. Libya verdiği tüm sözleri tuttu ve çıkarma sırasında ve sonrasında her türlü askeri, siyasi, maddi ve manevi yardımda bulundu.''
Sonraki yıllarda Kaddafi bu desteğini sürdürerek Türkiye'ye ve Kıbrıslı Türklere her türlü yardımda bulundu. Kaddafi 1978'den itibaren ülkesini Türk inşaat şirketlerine açtı ve bu şirketler Libya'da çok kolay şekilde hem deneyim hem de milyarlarca dolar kazandı. Ancak Amerikalılar Nisan 1986'da Kaddafi'nin evini bombalayıp üvey kızını öldürüldüğünde dönemin başbakanı rahmetli Özal her ne hikmetse ABD'yi değil de dolaylı da olsa 'terörist'likle suçladığı Kaddafi'yi sorumlu tuttu. Buna tepki olarak Kaddafi, Türkiye'ye karşı politikasını değiştirerek Türk şirketleri ile işçilerine kötü davranmaya başladı. Bununla da yetinmeyen Kaddafi, ''Osmanlı bizi İtalyanlara sattı bu nedenle tazminat istiyoruz'' demeye başladı. O dönemi tüm detaylarını biliyorum. Çünkü 8 yıl (1980-1988) süreyle Libya elçiliğinde basın danışmanlığı yaptım, onlarca kez Libya'ya gittim, bir o kadar Kaddafi ile görüştüm ve birçok Türk meslektaşımı Kaddafi ile görüştürdüm.
Elbette dünyada da benzeri bolca bulunan Kaddafi, 'nevi şahsına münhasır bir vaka'. Elbette Kaddafi anti-demokratik, halkına saygısı olmayan, çelişkilerle dolu ve hatta ruh sağlığı bozuk bir kişi. 30 yıl süreyle batıya kafa tutan Kaddafi Irak'ın işgal edilmesinden sonra kendini kurtarmak için aynı Batı ile işbirliği yapmaya başladı. Ancak bu işbirliği onu kurtaramadı. Çünkü aynı Batı BM ve NATO aracılığıyla onun kökünü kazımaya ve tüm Libya'yı iç savaşa sürüklemeye çalışıyor. Peki Türkiye nasıl olur da Libya'yı Osmanlı'dan alıp İtalya'ya teslim eden aynı Batı ile aynı safta bulunuyor? Üstelik hayatı boyunca Türkiye'ye, Türklere hep dostluk ve yardım eli uzatan Kaddafi'ye karşı. Zor zanaat dedikleri politika belki de böyle bir şey.
NATO'nun çuvalladığı bir sırada Bingazi'deki muhalefetin yanında olduğunu ilan ederek Libya Geçici Yönetimi'ni tanıyan Ankara, umarım bu yönetimin tüm gerçeklerini de biliyordur. Arap medyasına yansıyan bilgilere ve kanıtlara göre bu Meclis'in üyelerinin bazıları Amerikan, diğerleri de ya Fransız ya İngiliz ya da İtalyan işbirlikçisi. Örneğin Geçici Meclis'in sözcüsü Mahmud Şammam.
Libya'da ayaklanma olduğunda bu kişi Katar'ın başkenti Doha'da hazır bekletiliyordu... Ayaklanmanın ilk gününden itibaren her gün El-Cezire televizyonuna çıkarak provokatif konuşmalar yapıyordu. El-Cezire televizyonunun yönetim kurulu üyeliği de yapmış bu zat başlangıçta NATO saldırısına karşı çıktı diye Türkiye'ye ağır hakaretler yağdırdı ve AK Parti hükümetine hep saldırdı. Arap medyasına göre bu ay Geçici Meclis'in sözcülüğüne getirilen bu kişi meğer CIA'in halis muhlis adamıymış. Durum böyle olunca Türkiye'nin Bingazi'deki Geçici Meclis'i tanımasını anlamış değilim. Kaldı ki çoğunluğu Kaddafi'nin eski adamı olan bu meclis üyelerinin demokrasi memokrasi umurunda bile değil. Merak edenler bu Meclis'in Bingazi'de kurduğu yeni güvenlik ve istihbarat örgütünün yaptıklarına bakar. Bu örgüt Kaddafi'nin örgütlerinden çok daha rezil. Yani bu örgütün, örgütü kuranların ve arkalarındaki dış güçlerin Libya'da özgürlük ve demokrasi getireceğine inanan varsa her zaman olduğu gibi onlara bir tek sözüm olacak: Lütfen tarih okuyun!
Çünkü bir gün gelir birileri KCK'nın Diyarbakır'da kurabileceği Kürdistan Özerk Meclisi'ni de tanır!

<p>Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, hükümet krizini aşmak için yarından itibaren parlamentoda temsil

İtalya'da hükümet krizi... Conte gitti, şimdi ne olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor

Diyarbakır'ın ''çılgın projesi''ndeki ilerleme üreticiyi sevindirdi