• $7,3589
  • €8,9552
  • 437.544
  • 1536.11
09 Temmuz 2011 Cumartesi

Yine İsrail

İsrail askerlerinin Mavi Marmara'ya saldırıp 9 Türk vatandaşını öldürmesi ile başlayan kriz devam ediyor. Türkiye başlangıçta ilan ettiği barışma koşullarında ısrar ederken İsrail ''Tazminat ödemem, özür dilemem ve Gazze'ye yönelik  ambargoyu kaldırmam'' inadından vazgeçmiyor. BM'ye bağlı İnsan Hakları Konseyi'nin oluşturduğu özel komisyon ise İsrail'i suçlayan özel bir raporu ABD ve AB ülkelerinin tüm engellemelerine rağmen kabul etti. Ancak  bu raporu ciddiye almayan İsrail, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun'un oluşturduğu özel komisyonun raporunu engellemeye koyuldu. Gecikmeli de olsa önceki gün açıklanması beklenen rapor yine son anda ertelendi. Ancak sızan bilgilere bakılırsa rapor tam İsrail'in istediği gibi çıkacak. Yani uluslararası sularda bir Türk gemisine saldıran ve 9 Türk vatandaşını öldüren İsrail aklanacak ve tüm suç Türklere ve Türk hükümetine yüklenecek. ABD'nin kontrol ettiği BM'den ve onun ABD kuklası Ban Ki-Mun'dan başka türlü bir rapor beklenemez. 1947'de Filistin topraklarının yarısını alarak BM kararı ile Yahudilere veren ve burada İsrail devletini kurduran ABD o tarihten sonra bu devlet aleyhinde çıkan tüm kararları veto etmişti. ABD huyundan ve genetik karakterinden vazgeçmiyor, vazgeçmeyecektir. Durum böyle olunca Türkiye nasıl ve neden ABD'ye güvenerek İsrail ile barışma hevesine kapılmış ve Mavi Marmara'yı Gazze'ye göndermemeyi tercih etmiştir. İsrail medyasının haberlerine bakılırsa Ankara, İsrail ile barışmak için özel çaba harcıyormuş ama İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman buna yanaşmıyor. Bu da gayet doğal. Çünkü Lieberman ve benzerleri ABD desteğinin devam ettiğini bildikleri için kendi yollarından asla geri dönemeyeceklerdir. Çünkü onlara göre ABD'yi Başkan Obama ve bildik kurumlar değil Yahudi lobileri yönetmektedir. Öyle olmasaydı Kongre üyeleri daha iki ay önce İsrail Başbakanı Netanyahu'yu 20 dakika ayakta alkışlamazdı. Bu alkışların baskısını hisseden Başkan Obama ise tüm dünyayı tehdit ederek 'Eylülde BM Genel Kurulu'nda bağımsız Filistin devletini oylarsanız ben de BM bütçesine verdiğim desteği keserim'' diyor. Böyle bir tehditten güç alan Ban Ki-Mun doğal olarak İsrail'i kollayacak ve Mavi Marmara raporunu İsraillilerin istediği şekilde kaleme alacaktır.
Peki bu durumda Türkiye ne yapıyor ya da ne yapacak?
Mavi Marmara'ya yönelik saldırının ilk gününden itibaren Ankara kendi koşullarını onlarca kez ilan etti. Ankara'ya göre 'Özür dilenmeden, tazminat ödenmeden ve Gazze'ye yönelik ambargo kaldırılmadan İsrail ile ilişkiler normalleşmeyecektir.'' Şimdi asıl sorulması gereken soru geçen süre içinde İsrailli yetkililer bu koşulları asla kabul etmeyeceklerini söylemelerine rağmen acaba İsraillilerle neden ve ne tür görüşmeler yapılmaktadır. İsrail; Amerika'daki Yahudi lobilerini ya da direkt olarak Amerikan yönetimini devreye sokarak Ankara'ya kendi koşullarını dayatmaya çalışmaktadır. İsrail bir tek koşulla Ankara'nın Mavi Marmara ile ilgi tüm  isteklerini kabul edebilir:
AK Parti hükümeti son yılların tüm bölgesel politikalarından vazgeçer, İsrail karşıtı hiçbir etkinlikte rol almaz ve 1997'deki  İkili Stratejik İşbirliği koşullarına dönerse.
61. hükümetin iç yansımaları da olan en önemli dış politika sınavı budur. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun bu sınavı nasıl geçeceğini hep birlikte göreceğiz. Bu sınav AK Parti'nin yalnızca dış politika becerisini değil aynı zamanda önümüzdeki dönem Türkiye'nin ufuklarını ama daha önemlisi AK Parti'nin ideolojik tercihlerini de belirleyecektir.

<p>İki ülke arasında gerçekleştirilen istikşafi görüşmelerin 61. turu tamamlandı. Bir sonraki turun

Atina ile hangi konular masada?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...