• $9,6037
  • €11,1433
  • 556.586
  • 1521.16
11 Mayıs 2013 Cumartesi

Yeter mi?

Geçen hafta Fehim Taştekin, Radikal'de Suriye'ye yönelik kimyasal silah suçlamalarıyla ilgili çok önemli bir yazı yazmış ve muhaliflerin konumunu net olarak anlatmıştı. O gün BM Temsilcisi Del Ponte çıktı ve dedi ki "Kimyasalı muhalifler kullandı".
Önceki gün ise Sedat Ergin Hürriyet'te Washington'ın Türkiye'nin Suriye politikasından mutlu olmadığını ABD'li önemli kişilerin kaleminden aktardı. Hem de Başbakan Erdoğan'ın Beyaz Saray buluşması öncesinde...
Taştekin ve Ergin'in söyleminin özeti: Ankara'nın Suriye politikası iflas etmiştir. Bu ise ta başından beri belliydi. Bu politikanın yanlışlığına dair bu köşede onlarca yazı yazmış ve yasaklanmadan önce televizyonlarda konuşmalar yapmıştım. Her seferinde Türkiye'nin Suriye sorununda başından beri taraf olduğunu, Türkiye olmasaydı Suriye'de olayların bu aşamaya asla gelmeyeceğini, muhaliflerin Ankara'ya hep yalan söyleyeceğini, muhalifler içinde en etkin ve kanlı olanın Kaideci Nusra ve benzeri grupların olduğunu, Türklerden hiç haz etmeyen Suudi Arabistan, Katar ve benzeri kral, emir ve şeyhlerin bir gün Ankara'ya kazık atacaklarını, Batı'nın Türkiye'yi Suriye bataklığına atıp yalnız bırakacağını anlatmaya çalıştım.
Peki dönek ve yalaka meslektaşlarımız, sözde aydınlarımız, kiralık akademisyenlerimiz ne yaptı? Hükümete hep gaz verdi. Askerliğini bile yapmayan bu kişilerin bazıları Esad'ın üç ay dayanabileceğini ve Türk ordusunun Suriye'yi 3 günde işgal edebileceğini anlatıp durdu. 

DOĞRU ÇIKMADI
Ne oldu peki? Söyledikleri hiçbir şey doğru çıkmadı. Her konuda olduğu gibi Suriye konusunda da öngörüleri palavra. Onlar bu palavralara alışık olabilir ama bedeli çok ağır olunca birileri bunun hesabını sormalı. Belki bu bedel Türkiye içinde henüz yansımadı ama komşu ve kardeş ülke Suriye'de 100 bin insanın ölümüne ve 500 bin evin zarar görmesine yol açtı. Suriye en çok İsrail'i sevindirecek şekilde yıkıldı. Yıkılmış ve perişan edilmiş bir Suriye Türkiye için asla bir sevinç kaynağı olamaz ve olmamalıdır.
İşte bu nedenle başından beri hep doğruları söyleyerek Ankara'nın Suriye konusundaki yanlış ve tehlikeli politikalarına dikkat çekiyor ve hükümeti uyarmaya çalışıyordum. TÜRKİYE çağdışı kral, emir ve şeyhlerin peşinden, gitmemeli. Hükümet hiçbir ülkenin cesaret edip alamadığı açık tavrı benimseyerek Suriye konusunda direkt taraf olmuştur. Başından beri kaçması muhtemel göçmenler için kamplar kuran, 'Özgür Suriye Ordusu' ve daha sonra Suriye Ulusal Konseyi'nin kuruluşlarına ev sahipliği yapan ve sınırsız yardım eden Ankara  NATO, ABD ve Arap Birliği'nin Suriye'ye askeri müdahalede bulunması için çok uğraştı ama başarılı olamadı. Başbakan Erdoğan'ın önceki gün NBC'ye verdiği demeç çabanın son halkası. Çünkü ne ABD ne de başkası Suriye'ye müdahale edemez. Bunun onlarca nedeni var.
Unutanlar için 'Ortadoğu'da Kanlı Bahar' adlı bir de kitap yazdım.
Peki şimdi ne olacak? ABD ve Rusya Suriye'de siyasi çözüm için anlaştı. Bunun kolay olacağını söylemek için erken. Ama kesin olan şey çözüm siyasi ve Esad ile birlikte olacak. Yani Ankara'nın kimyasal silah suçlamaları, Suriye'ye müdahale etme çabaları ve varsa daha başka plan ve hesaplarının hiçbiri gerçekleşmeyecektir.
Ankara'nın sınırları üzerinden Suriye'ye yol verdiği ve Batı'yı çok tedirgin etmeye başladığı radikal İslamcı Kaide'ci grupların militanları ile başı dertte olacaktır. Onların Sünni Müslüman olması Ankara'nın planlarına hizmet etmesini sağlamaya yetmeyecektir. O tipler bilerek ya da bilmeyerek her zaman herkesin hizmetinde olmuş ve olacaklardır. 
Kaide ve Taliban'ı kim kurdu?
Bir düşünün Taliban ve Kaide şimdiye kadar yaptıklarıyla acaba kime hizmet ettiler?

 

<p>Afrika'nın güneybatısı. Yük gemisi Togo'dan  Kamerun'a gidiyordu. Gine Körfezi'nde geçiyordu. Kor

Korsanlar yük gemisine saldırdı

Dev kayayı balta ile parçaladı! Ortaya bakın ne çıktı?

Ateş Serbest 2021 faaliyetinden heyecanlandıran görüntüler

Trakya'da 65 yaş üzeri ve risk grubundakilere ''grip aşıları'' evlerinde yapılıyor