• $9,2628
  • €10,8044
  • 530.958
  • 1434.02
27 Nisan 2013 Cumartesi

Ya sonrası!

Murat Karayılan'ın 100 meslektaşımızın katıldığı basın toplantısında söylediklerini biliyorsunuz. Özetle Karayılan 2000 kadar PKK militanının Türkiye dışına çıkacağını söyledi ve bunun için bazı koşullar ileri sürdü:
Öcalan bırakılacak ve Kürt sorununun çözümüne yönelik anayasal düzenlemeler yapılacak...
Peki diyelim ki her iki koşul yerine getirildi.
Ya sonrası?
Yani Öcalan serbest bırakılır ve PKK'nın yeni anayasada istediği tanımlar yer alırsa sorun bitmiş olacak mı? Sanmıyorum... Çünkü PKK ve BDP yöneticilerinin söylemlerine bakılırsa gündemde Kürt bölgesi için bir özerklik söz konusu olacaktır. Sonrasını ise bilen yok. Bilenler de anlatmıyor. Çünkü PKK ve Kürt sorunu yalnızca Türkiye'nin sorunu değil.
Baksanıza Beyaz Saray bile Karayılan'ın açıklamasından mutlu. 'PKK terör örgütü değil' diyen Avrupalılar ise büyük patron Obama'nın peşinden gidiyor. Sanki bir zamanlar PKK ve yan örgütlerini barındıran ve yardım eden onlar değilmiş gibi...
O zaman ne anlama  geliyor bütün bunlar?
Hükümetin bir an önce çözmeye çalıştığı Kürt sorunu Batı'nın onay ve desteğine sahip. Yani hükümet Batı'ya rağmen değil, Batı ile birlikte bu karmaşık sorunu çözmek için yola koyuldu. Çözüp çözemeyeceğini söylemek için de henüz erken. Çünkü yalnızca PKK'nın değil aynı zamanda Batı'nın da bu konuda ne planladığını bilmiyoruz. Çünkü hep söylediğim gibi PKK yalnızca Türkiye'nin değil, tüm bölge ve belki de dünyanın sorunudur.
Nasıl mı?
Türkiye'den çıkacak PKK militanları Kandil'e gidecek. Kandil ise Kuzey Irak'ta. Yani PKK aynı zamanda Irak'ın da önemli bir sorunu. Irak'ın hangi durumda olduğu ortada. Her an bir iç savaş çıkabilir. Önce Şiilerle Sünniler sonra da Araplarla Kürtler. Türkmenler ve Kürtler de unutulmaz.

ÜÇÜNCÜ FEDERAL YAPI

Provokasyonlar bu coğrafyanın temel özelliği. Çünkü iş bununla da kalmıyor. Kuzey Irak'a gidecek PKK militanları büyük olasılıkla Öcalan'ın bölgesel projesi çerçevesinde önce Suriye'ye sonra da İran'a gidebilir. PYD ve PJAK bunun için vardır. Hele şimdi. Çünkü Şam'da siyasal iktidarın geleceği ne olursa olsun Kürtler Suriye'de asla eski konumlarına dönmeyeceklerdir. Başlangıçta özerklik sonrası da federal bir yapı. İki federal yapı (Irak ve Suriye) yan yana geldiğinde üçüncüsü de gerekebilir.
Önce üçgen sonra da dörtgen. Öcalan yıllar önce demokratik konfederasyondan söz etmişti. Yani Irak, Suriye, İran ve Türkiye'nin federal bölgeleri arasında bir birliktelik... Belki de süreç bu yönde gelişiyor. ABD ve AB'nin ilgisi de bundandır. Suriye ise tüm bu sürecin hem kilit hem de anahtar ülkesidir. Durum böyle olunca PKK ve Ankara ne yaparsa yapsın herkes Suriye'deki gelişmelerin sonucunu bekleyecektir. Bu arada Suriye'deki gelişmelere paralel olarak İran ve Lübnan'da beklenmeyen olaylar yaşanabilir. Irak'ta olduğu gibi Lübnan'dan da iç savaş kokusu yükseliyor.
İran'da ise haziranda yapılacak başkanlık seçimleri sırasında herkes bir şeyler bekliyor.
Özetle akil ve akıllı olan herkesin desteklediği barış süreci doğru bir şekilde planlanıp uygulandığı sürece Türkiye içi gelişmeler sorunsuz devam edebilir. Ama Türkiye dışı olası gelişmelerde akil ve akıllıların sözü pek fazla geçerli olmayacaktır. Çünkü 100 yıldır olduğu gibi Sykes-Picot'cular ve onların bölgesel Lawrence'ları hep görev başında olacaktır!

<p>Trump için Rahip Brunson neyse Biden  için Osman Kavala o mu? 10 ülkenin büyükelçisinin yayınladı

ABD'nin Kavala ısrarı neden?

Edirne'de yoğun sis etkili oluyor

Türk kahvesi hangi hastalıklara iyi gelir?

Astronotların diğer gezegenlerde kullanması için motosiklet tasarlandı