• $7,3506
  • €8,9441
  • 437.39
  • 1536.11
23 Aralık 2011 Cuma

Türkiye suç ortağı!

Fransa'nın Ermeni soykırım yasasıyla ilgili yapılan tartışmalarda iki büyük ve tehlikeli yanlışlık söz konusu.
1- Sarkozy'ye ''Siz de Cezayir ve Ruanda'da katliam yaptınız'' denildiğinde adı ne olursa olsun Türklerin Ermenilere yaptıkları dolaylı da olsa kabul edilmiş oluyor.
2- Fransızlara Cezayir katliamlarını hatırlatanlar aslında Türkiye'nin bir milyon insanın öldürüldüğü, bu katliamlardaki suç ortaklığını da kabul etmiş oluyorlar. Çünkü 1955-1957 arasında BM'de Cezayir'in bağımsızlığıyla ilgili yapılan tüm oylama ve girişimlerde Türkiye Fransa'dan yana ve Cezayir halkının bağımsızlık mücadelesine karşı oy kullanmıştı. Hem de tek Müslüman ve Asya ülkesi olarak.
Bu iki tehlikeli söylemin yanı sıra Türkiye'nin konuyla ilgili tutum ve davranışında başka gariplikler de söz konusu. Örneğin 2001'de Fransız Parlamentosu, ilk kez soykırımı tanıdığında Türkiye, koparılan yaygaraya rağmen Paris ile ilişkilerini sürdürdü. Aynı yaygara 2006'da da koparıldı. Aynı yaygara yirmiyi aşkın ülke soykırımı tanıdığında da koparılmıştı. Ama Türkiye'nin tüm bu ülkelerle ilişkileri hep devam etti. Amerikan eyaletlerinden 42'si de soykırımı tanıdığında Türkiye sesini çıkarmadı. Bölgesel ve uluslararası örgütlerden birçoğu soykırımı tanımış durumda. Fransa'nın soykırımı inkar yasası yakın gelecekte Türkiye'nin AB ilişkilerine mutlaka yansıyacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde bile Türkiye karşıtlığına soyunan Sarkozy ve müttefiki Merkel soykırımla ilgili olarak Ankara'yı köşeye sıkıştıracaklardır. Dün Fransız Parlamentosu'nda kabul edilen yasanın Senato tarafından kabul edilip edilmeyeceği ya da Fransız Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilip edilmeyeceği çok önemli değil. Çünkü yaratılan tartışmalarla Ermeniler istediklerini elde ettiler. Amaç; insanlara soykırım konusunu hatırlatmaktır. Ermeniler bunu hep yapıyor. Çünkü Ermeniler soykırım konusunda Türkiye'yi sıkıştırmaya azimli ve kararlı. 1992'de Karabağ savaşına giden ilk ve belki de tek gazeteci bendim. Karabağ Ermeni Kuvvetler Komutanı Koçaryan ile uzun uzun sohbetlerim olmuştu. 20 yıl geçti ve herkes Karabağ'ın Ermeniler tarafından işgalini unuttu bile. 1998'de Koçaryan Ermenistan Cumhurbaşkanı seçildiğine kendisiyle söyleşi yapan ilk gazeteci yine bendim. O zaman bana 'Soykırımın 100. yılında Türkiye'yi sıkıştırıp soykırımı kabul etmesini sağlayacağız'' demişti. Türkiye'ye döndüğümde karşılaştığım her yetkiliye bu söylemi aktardım ve birçok kez yazdım ve televizyonlarda dillendirdim. Ama Türkiye geçen süre içinde hiçbir şey yapmadı. Yapmadığı gibi soykırımı tanıyan ülkelerle ilişkilerini ve işbirliğini sürdürdü. Örneğin son Libya olaylarında... Türkiye; Fransa, İtalya ve İngiltere'nin Libya'yı işgal operasyonuna destek verdi. Örneğin Ankara'ya ''Soykırımı tanıyın artık'' diyen Fransız Dışişleri Bakanı Juppe'nin, 18 Kasım'da Ankara'ya gelerek 'Suriye'yi işgal edin'' dediğini hatırlıyoruz. Kimse de ona ''Siz kendi ülkenizde insanlara konuşma yasağı getiriyorsunuz sonra da gelip Suriye'de demokrasi istiyorsunuz'' demedi. Oysa Cumhurbaşkanı Sarkozy, 7 Ekim'de Erivan'a gitmiş ve Soykırım Anıtı'nı ziyaret ederek ''Türkler soykırımı tanısın artık'' demişti. Hep yazıp söylüyorum: Batılıların müttefikliği böyle bir şey. Türkiye cesaretle tüm bu Batlı müttefiklere ve özellikle Fransa, İngiltere ve ABD'ye Anadolu'daki tüm Ermeni ayaklanmalarındaki provokatif rol ve çabasını net ve çok yüksek sesle herkese anlatmalıdır. Bu yapılmadığı sürece dünya kamuoyundaki 'soykırım algısı' değişmeyecektir. İnternet üzerinden herhangi bir arama motoru ile bu konu sorgulandığında karşınıza mutlaka 'soykırım' kavramı çıkıyor. Bunun değiştirilmesi pek kolay değildir. Öncelikle hükümete sonra da sivil toplum örgütlerine, medyaya, üniversitelere ve genel olarak insanlara düşen görev, hamasi ve boş söylemlerden uzak Türk-Ermeni dostluk ve kardeşliğini ön plana çıkaran yeni türden bir anlayış geliştirmesi ve bunu hemen uygulamasıdır. Tarih bilgim, gazetecilik deneyimlerim ve Batı'nın genetik alışkanlıları beni yanıltmazsa 2015'te yani tehcir kararının 100. yıl dönümünde Batılı ülkeler Türkiye'yi bu konuda mutlaka sıkıştıracaklardır. Tıpkı Sevr'in 100. yılında olacağı gibi!

<p>Taceddin Kutay Kafa Konforu'nda bu hafta, 'hayatın tekliflerine karşı aldığımız pozisyonu nasıl t

'Refik'in kadar kıymetlisin hayatta...'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!