• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
09 Ağustos 2011 Salı

Teşhis

Kapitalist sistemin patronu obur olmanın bedelini ödüyor. Bu oburluk yalnızca obezlik yapan bir sindirim sistemi oburluğu değil, aynı zamanda politik, ekonomik, sosyal ve ahlaksal bir oburluktur. Batı'nın 150-200 yıllık kapitalizm tarihine bakanlar bunu net olarak görebilir. Tabii onlar da obur değilse! Emperyalist Batılı ülkeler kapitalizm uğruna ve onun yolunda başka ülkeleri işgal etmiş ve  sömürerek kendileri zenginleşmişti. Bu zenginlik onlara yetmemiş olacak ki Batılı ülkeler sömürgeleştirdikleri ülke halklarını da oburlaştırmaya çalışarak psikolojik tatmin peşinde koştular. Bu ülkelerde oburlaşarak kapitalist dünyanın politik sistemiyle  bütünleşenler göbeklenirken, geri kalanlar oburlaşmak isteseler de Somali'de olduğu gibi sefaletten yalnızca karınları şişiyor. Amerikan silah ve petrol tekelleri 100 yıldır sistemin tüm gücünü kullanarak ülkeleri dolaylı-dolaysız işgal ediyor ve kendi oburluğunu karşılmak için her türlü pis oyuna başvuruyor. Nefret edip öldürmek de bir oburluktur. Yoksa ABD, Afganistan ve Irak'ı işgal etmezdi. Yoksa ABD ve onun geleneksel kapitalist-emperyalist müttefik ve yandaşları batmak üzereyken bile Libya'yı bombalamazdı. Böyle olmasaydı iflasın eşiğinde iki ülke İtalya ve İspanya en ateşli Libya düşmanı kesilmezdi. Üstelik birinin başbakanı aylar önce Kaddafi'nin elini öpmüş diğeri ise Başbakan Erdoğan ile birlikte Medeniyetler İttifakı projesinin ortağı. Ama onların suçu yok. Suç hep Batı'nın oyununa gelen bizim insanlarımızda. Batma derdinde olan ABD ve müttefiği Avrupalılar 'Mademki biz batıyoruz bari nefret ettiğimiz halkları da batıralım' diyor ve coğrafyamızı karıştırıyor. ABD, Irak ve Afganistan'ı   'demokratikleştirmek' yani batırmak için bu savaşlarda 2 trilyon dolar harcadı. Ama aynı ABD'nin hazine ve bankalarında  2 trilyon dolarlık Suudi ve Körfez ülkelerinin paraları yatıyor. Aynı ABD ve müttefiği Batılı ülkeler son 50 yılda Ortadoğu ülkelerine 2 trilyon dolarlık silah sattı ve bu ülkelerdeki çağdışı anti-demokratik yönetimleri hep sevdi! Çünkü bu ülke yönetimleri bu kadar parayı silah yerine hayır işlerine harcamış olsaydı başta Somali olmak üzere dünyada hiç yoksul insan kalmazdı. Bu ise savaş peşinde olan silah tekellerinin işini zorlaştırırdı. Ama boşuna. Örneğin 1993'te Somali'yi işgale yeltenen sonra da iç savaşa sürükleyen Batılılar, geçen  yıl Somalili korsanlarla savaşmak için bölgeye onlarca savaş gemisi gönderdi. Şimdi ise herkes Somali'deki açlık ve sefalleten söz ediyor. Oysa her G-8 zirvesinde Afrika halklarına milyarlarca dolarlık yardım kararı alan Batılılar, hiçbir zaman bir kuruş  vermediler ve Afrika'da savaş çıkarmak, halkları birbirine kırdırmak ve bu kara kıtanın sefalet içinde kalması için geleneksel çabalarına hep devam ettiler. İngiltere, Fransa ve İtalya diğer Afrika ülkelerini olduğu gibi Somali'yi de 1850 yılından bu yana  sömürmek için nöbetleşe görev yaptı. ABD yakın zamanda onlara katıldı. Ama sonunda Somali paramparça edildi ve iç savaşın pençesine bırakıldı. 30 yıldır iç savaşla cebelleşen Somaliler doğal olarak aç ve sefil olacaklardır. İşte bu nedenle Somali'ye yardım edelim diyenler daha öncesinde 'Somali neden bu hallere düştü' diye insanları aydınlatmalıdır. İnsani anlamda çok önemli olmasına rağmen bir kurbanlık parasıyla yardıma katılmak birkaç Somalili çocuğun bir aylık yaşamını kurtarabilir ama sonrasında ne olacağı belli? Bu çocuklar ya ölür ya da Batılıların kışkırttığı iç savaşlara malzeme olur. İnsanlara gerçekleri en çıplak, net ve provokatif bir şekilde anlatmalıyız. Yoksa safra kesesi patlamış bir hastaya 'üşütmüşsün al şu aspirini, hiçbir şeyin kalmaz' diyen doktor durumuna düşeriz. Şöyle bir etrafınıza bakın. Batı her tarafımızı mıncıklıyor ama biz  yalnızca apandist ya da safra kesemiz patlayınca hastalandığımızı sanıyoruz. Doktorumuz kapitalist- emperyalist sistem olduğu sürece ne ölür ne de yaşarız. Son anda torpille ameliyata alınsak bile asla uzun yaşamayız. Çünkü nefes almak her zaman  yaşamak demek değildir.

<p>Çevre dediğimiz hadisenin sadece devletlere bırakılamayacağını söyleyen Oğuzhan Bilgin, konuya il

'Çevre, dünya ve tabiat bize emanet olarak bırakıldı'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler