• $7,3403
  • €8,8135
  • 406.315
  • 1528.4
30 Kasım 2010 Salı

Tatlı rekabet ve WikiLeaks

Aslında bugün yalnızca Başbakan Erdoğan'ın Lübnan gezisi ve bu geziyle ilgili tartışmaları yazacaktım. Çünkü 4-5 gün geçmesine rağmen Arap medyası hala bu konuyu konuşuyor. Bazılarına göre ''Sünni Erdoğan, Şii Ahmedinecad'ın ziyaretini dengelemek amacıyla Lübnan'a gitmişti'' ...
Bu kişilerin yorumunu bir yana bıraksak bile Sünni Hariri ekibinin Erdoğan'ı kendi mezhepsel ve grupsal propagandaları için kullandıkları ve ona göre ziyaret programı uyguladıkları kesindir. Çünkü 13 Ekim'de Lübnan'a giden Ahmedinecad oradaki Şiilerin moralini yükseltmiş ve yaptığı her konuşmada İsrail'e yönelik ağır söylemleri dile getirmiştir.

Tıpkı Başbakan Erdoğan gibi.
Nasıl olsa İsrail'e karşı sert tutum almak bölge halkları açısından müthiş prim yapıyor ve bu konuda 'cesur ve eylemsel tavır' alan liderler hep prestij kazanıyor.

İran'ın aktif olarak Hizbullah ve Hamas'a sağladığı destekten dolayı Ahmedinecad'ın bir adım ileride olmasına rağmen Erdoğan'ın da Sünni ve demokratik bir ülkenin lideri olarak 'Sünni ağırlıklı' Arap ülkelerinde çok daha etkin olduğu da bir gerçektir. Belki de son 7 yılda Türkiye ile çok iyi ilişkiler geliştiren Kürtler ve farklı gruplarıyla Şiiler, AK Parti hükümetinin son dönem Irak politikalarından pek hoşnut değildi. Türkiye çok farklı nedenlerden dolayı hep İran'ın gerisinde kalıyordu.

Örneğin ABD'nin baş düşmanı Ahmedinecad, hiç çekinmeden 2 Mart 2008'de Bağdat'a gidip gövde gösterisinde bulunabilirken Cumhurbaşkanı Gül, ancak 7 ay sonra Irak'a gitmişti.

Ahmedinecad ideolojik yapısı gereği Latin Amerika'daki devrimci liderlerle yoğun ilişki geliştirirken Türkiye ABD, NATO ve AB ilişkilerinden dolayı daha dikkatli davranmak zorunda kalıyor.

Neyse ki her iki ülkenin yani Şii İran ve Sünni Türkiye'nin ortak bir dostu var ve bu dost çeşitli nedenlerden dolayı bölgenin kilit ülkesi durumundaki Suriye. Tüm bu tespitleri ben değil bölgenin en önemli gazetelerinde yazan önemli Arap aydınları dile getiriyor.

Neyse ki Başbakan Erdoğan'ın ziyaretini kendi dar siyasal hesapları için kullanan ve 'Hizbullah'ın arkasında İran varsa benim da arkamda Türkiye var'' edasıyla davranan Hariri bir gün sonra Tahran'a gitti de Arap medyasındaki tartışmalara son verdi..

Önemli olan Türkiye ile İran arasındaki 'tatlı rekabet'in içte ve dışta bazılarının arzu ettiği gibi Sünni-Şii bloklaşması yönünde gelişmemesidir. Çünkü bölgenin kaderini belirleyecek yegane faktör Türkiye ile İran arasında sağlanan güven ortamının hiçbir şekilde bozulmaması ve bu başta ikili güven ortamına Suriye ve Suudi Arabistan'ın katılmasıdır.
Önemli olan Türkiye'nin hiçbir şekilde bazılarının hesap ve planlarında yer almaması ya da onlar adına rol üstlenmemesidir.

Nasıl olsa hiçbir şey gizli kalmıyor ve artık her şey deşifre oluyor.
Çünkü Wikileaks denilen bir baş belası var!

Baksanıza Wikileaks'ciler Amerika'nın bütün pis çamaşırlarını ortaya seriyor.
Kendimi bildim bileli dünyadaki tüm pisliklerin kaynağında ABD, İsrail ve müttefiklerinin olduğuna inanırım. Bunu hemen hemen tüm yazı ve konuşmalarımda dile getirdim, getiriyorum.

Bu nedenle Wikileaks'in belgeleri beni hiç şaşırtmadı. Beni şaşırtacak şey Amerikalıların diğer ülkelerdeki 'adamları' ile ilişkilerini deşifre edecek belgelerdir.

Örneğin belgelerde adı geçen ya da geçmeyen Amerikalı ve İsrailli diplomatların Türkiye ve AK Parti ile ilgili raporlarını yazarken acaba kimin bilgi, belge, analiz ve değerlendirmelerini göz önünde bulundurmuşlardır.
Çünkü o zaman hükümetin de değer verdiği birçok kişinin neden, nasıl ve ne karşılığında Amerika'yı Türkiye'den daha fazla sevdiği ortaya çıkacaktır.
Bununla ilgili belgeler ortaya çıktığına asıl bomba o zaman patlayacaktır.
O zamana kadar bu kişiler hep korkarak yaşayacaktır.

Ben ise Amerikalıların benimle ilgili gerçek belgelerini bekliyor olacağım.

<h3>ÇALIŞANLAR İSTİFA METNİ YAZARKEN DİKKAT!</h3><p>'Kısa Çalışma Ödeneği'nin biteceğinin açıklanmas

Kısa çalışma sonrası çalışanlar nelere dikkat etmeli?

Eski telefonunuzu sakın atmayın! İçinden çıkan parçayla bakın ne yaptı

Çorum'da 7 bin 291 litre sahte içki ele geçirildi

İstanbul'da yüzde 50 kapasiteyle kafe ve restoranlar ilk müşterilerini aldı