• $7,4116
  • €9,0165
  • 443.381
  • 1535.07
06 Aralık 2011 Salı

Tarihsel sınav

'Arap Baharı' ile iktidarların değiştiği ülkelerde İslamcılar iktidara geldi, geliyor. Göreceli farklılıklarına rağmen bu İslamcılar özünde aynı ideolojik köken ve özelliğe sahiptir. Örneğin Tunus'taki İslamcılarla Fas'takiler Türkiye'deki AK Parti'ye daha yakındır. Ama Mısır'daki Müslüman Kardeşler ve Libya'daki İslamcılar AKP'ye sempatiyle yaklaşmalarına rağmen farklı özellikler taşımaktadırlar.11 Eylül sonrasında 'İslamofobya' ile kendi toplumlarını korkutan Batılı yönetimler, şimdi aynı İslamcıların Arap ülkelerinde iktidara gelmelerini alkışlamaktadırlar. Yani Afganistan, Sudan, Somali, Filistin ve Pakistan'daki İslamcılara karşı her türlü savaş başlatan ve Şii İslamcı İran'ı büyük düşman kabul ederek onu her yönden sıkıştırmaya çalışan Batılı ülkeler şimdi Tunus, Fas, Libya ve Mısır'daki İslamcıların iktidarını alkışlıyor ve destekliyor. Batılılara göre bu İslamcılar demokratik yöntemlerle iktidara gelmektedir. 1989'da Cezayir'de demokratik seçimlerle zafer kazanan İslamcıların karşısına dikilen Batı şimdilerde demokrasiye  'çok saygılı' olduğu için bu İslamcıların 'uyumlu' olabileceğini düşünerek onları destekliyor. Batılı ülkeler Tunus ve Mısır'da orduya destek vererek Mübarek ve Bin Ali'yi devirdiler ve NATO kararıyla Libya'yı işgal ederek ülkeyi İslamcıların kontrolüne verdiler. Fas'ta ise çok komik bir demokratikleşmeye göz yuman Batılı ülkeler, orada da İslamcıların iktidara gelme olasılıklarına yeşil ışık yakabileceklerinin sinyalini verdiler. Sırada Cezayir var. Büyük Plan'ın en önemli halkası Suriye. İngilizler tarafından haritalarda adlandırılarak ülkeye dönüştürülen Ürdün ise bu planın son halkası. Yemen'de ne olacağı henüz belli değil.Ortada tek bir gerçek var. İslamcılar tarihsel bir sınavla karşı karşıya.
Örneğin birçok nedenden dolayı İslamcılar açısından en önemli ülke Mısır'a bakalım. Çünkü Müslüman Kardeşler hareketi 1928'de bu ülkede doğmuş ve tüm Arap ve Müslüman ülkelerde 'dincileri' siyasal anlamda 'İslamlaştırmıştır'. Şimdi bu ülkede İslamcılar yapılan seçimin ilk turunda  %40 oy aldı. Ancak daha önemli olan bu 'İslamcılar'dan daha 'İslamcı' olduklarını söyleyen güçler yani Selefiler beklenenin çok üzerinde oy alarak (%25) seçimin ikinci galibi oldular... Hıristiyan Kıptilerin önderliğindeki liberal blok ise %20 oy oranıyla üçüncü oldu. İslamcıları ve İslamcı olanların bu büyük zaferi doğal olarak onlara iktidar yolunu açan ABD ve müttefiklerini tedirgin etti. Ama asıl tedirgin olan İsrail. Çünkü 1978 Camp David Anlaşması'ndan bu yana Mübarek yönetiminde Mısır hep İsrail yanlısı politikalar uygulamıştır. Müslüman Kardeşler yönetiminde bir Mısır doğal olarak Müslüman Kardeşler kökenli Hamas yanlısı ve İsrail karşıtı politikalar uygulayacak ya da inanç ve ideolojisi gereği uygulamalıdır. Bunu yapan bir Müslüman Kardeşler hareketi hem kendi ülkesinde hem Arap ve Müslüman aleminde büyük bir prestij ve saygınlık kazanacaktır. Bunu yapmayan ya da herhangi bir nedenden dolayı yapamayan Müslüman Kardeşler yönetimi Kuran ile ters düşecektir. Çünkü Kuran-ı Kerim, İsrail ve Yahudilik konusunda çok net ve kesindir. Daha açık bir ifade ile 'gerçek' Müslüman Kardeşler olmanın temel koşulu İsrail düşmanı ya da en azından karşıtı olmaktır. Bu ise Müslüman Kardeşler yönetimindeki Mısır'ın (ve diğer Arap ülkelerinin) İsrail için büyük tehlike oluşturması demektir. Bu İsrail'in asla kabul etmeyeceği bir durumdur. Bu ayrıca İsrail'in yaratıcısı ve mutlak stratejik müttefiki ABD'nin kabul edebileceği bir durum değildir. Peki diyelim ki Mısır'daki Müslüman Kardeşler 'reel politika' adına ve iktidar uğruna İsrail ile dost geçinmeyi ve Kuran-ı Kerim'in gereklerini yerine getirmediler. O zaman da seçimlerde ikinci olan daha tutucu ve radikal olan Selefiler devreye girecek ve Müslüman Kardeşleri dine ihanetle suçlayacaklar. Bu da 'Uyumlu' Müslüman Kardeşler ile 'Uyumlu olmayan' Selefiler arasında bir çatışma demektir. Çünkü Selefilerin bir kanadı Kaide lideri Zavahir'nin Cihat grubudur. Müslüman Kardeşler ile Selefilerin olası çatışması Mısır'ı İsrail'den uzak tutmaya yetmezse o zaman Hıristiyan Kıptiler ve genel tanımı ile Laik liberaller Tahrir Meydanı'na indirilecektir. Batı ve Arap medyası işte bunları konuşuyor. Mısır'ı biz daha çok konuşuruz. Çünkü Mısır'daki Müslüman Kardeşler'in ya da genel olarak Arap İslamcılarının tutum ve davranışı üzerinden tarihsel ve dinsel hesaplaşmalar sıfırlanabilir. Yani Müslümanlar, Yahudiler ve onların ortasında kalan Hıristiyanlar arasındaki ilişkiler... Hikaye yeni başlıyor!

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü