• $7,4148
  • €9,035
  • 442.558
  • 1542.45
08 Aralık 2011 Perşembe

Suriye denklemi

Genel Yayın Yönetmenimiz İsmail Küçükkaya dünkü köşesinde 'Bizim Şam politikamız ABD ve AB'nin bile çok daha ötesine geçti, en öndeyiz artık. Üstelik çok sabırsız görünüyoruz'' diyordu. Türkiye'nin bu tavrı muhalifler hariç Suriye halkının ezici çoğunluğu tarafından üzüntü ve kızgınlıkla karşılanıyor. Suriyeliler kendi ülkelerinde olup bitenlerden dolayı daha çok Türkiye'yi sorumlu görüyorlar. Çünkü tüm siyasi ve silahlı muhalifler Türkiye'de barınıyor ve Suriyelilere göre Türkiye'den sızanlar ülkede silahlı eylemlerde bulunuyorlar. Bundan dolayı da Suriye'de çok ciddi ama hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kadar tehlikeli bir iç savaş riski var. Bu savaşın mutlak bölgesel ve uluslararası yansımaları olacaktır. Belki de bunu gören Fransa ve ABD elçilerini geri gönderdi Şam'a. Belki de bu nedenle Ruslar daha etkin bir şekilde müdahale etmeye başladı. Rus Bakan Lavrof görüştüğü tüm Avrupalı (Türkiye dahil) ve Amerikalı bakanlara 'Yeter artık Suriye'ye yaptıklarınız'' türünden uyarılarda bulunuyor. Lavrof; Arap bakanlarla da aynı tonda konuşuyor. Ama Suriye gelişmelerinin seyrini belirleyecek olan yalnızca Lavrof'un söylemleri değildir. Çünkü Lavrof bu söylemlerini en net ve sert bir şekilde ortaya koyarken aynı zamanda Şam yönetimiyle ileriye dönük politikalar üretiyordu. Bazılarına göre Şam yönetimi Arap Birliği gözlemcilerine 'evet' derken Moskova ile konuşmuş hatta Rus gözlemcilerinin de gelmesini istemiş. Suriye'de işlerin karşıması durumunda kendi güvenlik ve istikrarının tehlikeye girebileceğini gören Suudi yönetimi Şam ile Arap Birliği arasında arabuluculuk yaptığı söyleniyor. Suudiler; İran, Suriye, Irak ve Lübnan'dan gelen sinyalleri çok iyi algılarlar. Tahran ve Şam 'Saldırı ve tehditler son bulmazsa biz de silah dili ile konuşuruz'' türünden tehditler savurmaya başladı. Ama Suudilerin daha fazla önemsediği söylem Beyrut'tan geldi. Hizbullah lideri Nasrallah 4 yıl aradan sonra ilk kez halkın arasında dolaştı ve Suriye'yi rahatsız eden herkese çok ağır ve net mesajlar gönderdi. Nasrallah 'Herkese sürprizlerimiz var'' dedi. Tek başına Nasrallah'ın bu söyleminin Suudileri ya da bölgedeki diğer benzer ülkeleri etkileyip etkilemediğini bilmiyoruz ama bu ülkelerin İran askeri tehditleriyle Rusya'nın 'Yeter artık' söylemini ciddiye aldıkları kesindir. Yok eğer bu ülkeler ve arkalarındaki bildik diğer başkentler bu söylemi görmemezlikten geliyorlarsa o zaman Suriye ve bölgeyi çok ciddi bir süreç bekliyor demektir. Çünkü özellikle Humus bölgesinde yoğunlaşan silahlı gruplar Şam yönetimini hem tedirgin ediyor hem de korkutuyor. Çünkü bu silahlı gruplar çeşitli ülkelerden aldıkları destekle giderek güçleniyor ve bölge insanlarıyla tüm Suriye halkını tedirgin ediyor ve korkutuyor. Bu tür yaşam biçimine alışık olmayan Suriyelilerin ezici çoğunluğu başlangıçta muhalif seslere destek vermelerine rağmen bugün artık yönetimden silahlı gruplara daha sert davranmasını istiyor. Çünkü silahlı gruplar Alevi, Sünni ve Hıristiyanların yaşadığı Humus'ta iç savaş peşindeler. Buna izin vermeyeceği kesin olan Suriye ordusu ve güvenlik güçleri şu anda uygulanan sert yöntemlerden daha da sert tedbirlere başvuracaktır. Bu ise bu daha fazla kan demektir. Bu kanlar üzerinden kimlerin ne tür hesaplar yaptığını bilmiyorum ama Suriye'deki bu süreçle ilgili yapılan hesapların amacı eğer bölgesel bir mezhep ve sonrasında etnik bir savaş ise o zaman bu hesapları yapanlar kazanacaktır. Çünkü böylesi kanlı bir savaşta Türkiye mutlak olarak taraf olacaktır, edilecektir. Hep söylüyorum: Demokrasi bahane Irak'ta olduğu gibi milyonlarca ölüm şahane. Suudi Arabistan ve Katar gibi ilkel ve çağdışı yönetimlerin ABD ve müttefiklerinin adına pazarlamaya çalıştıkları demokrasinin ne tür demokrasiler olacağını görmek için mikroskoba gerek yok. Türkiye'yi gaza getirmeye çalışan bu ülkelerin her an Türkiye'yi satacaklarını zaman gösterecektir. Unutulmamalıdır ki; 10 numara miyoplar bile artık lazerle ile giderilmektedir. Yeter ki doğru doktora gidilsin!
Not: Cumartesiye 60 yıl önce bugün.

<p>Merakla beklenen Bayraktar AKINCI Taarruzî İnsansız Hava Aracının (TİHA) 3'üncü prototipine PT-3ü

Selçuk Bayraktar bu sözlerle paylaştı: Yuvadan uçmadan önce son selfie

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yarıyıl tatili zilini çaldı

İğneada'da 250 tekne hamsi peşinde! Kasalar dolusu hamsiyle dönüyorlar