• $7,3884
  • €8,9507
  • 437.225
  • 1464.47
12 Ekim 2011 Çarşamba

Söylem ile eylem-2

'Arap Baharı' rüzgarı poyrazdan sert esmemiş olsaydı belki de bugün Türkiye'nin bölgesindeki prestij, saygınlık ve gücü çok daha farklı bir düzeyde olacaktı. Türkiye'nin Suriye ile dostluğu belki de tarihsel bir projeyi gerçekleştirmiş olacaktı. Sünni ve İslamcı AK Parti, laik Alevi Esad'ı dönüştürecek ve tüm kesimleriyle Suriye halkı, Türkiye'nin demokratik sürecinin bir parçası olacaktı. Kendi sınırları içinde Alevi- Sünni uzlaşmasını hedefleyen bir AK Parti, Suriyeli Alevilerle dostluğu ile Şii İran ve bölgedeki diğer Şiilerle tarihsel barışmayı da sağlayacaktı. Bu müthiş bir zafer olacaktı. Erdoğan geçen yıl 'Yeni Kerbela'lar istemiyoruz' dediğinde tüm bölge insanları boşuna heyecanlanmamıştı. Ama bunların hiçbiri olmadı çünkü kuzeyden gelen sert rüzgarlar hepimizi önce salladı sonra da titretti. Çünkü coğrafi olarak Arap bölgesinin kuzeyinde bulunan ancak tanım olarak Batı dediğimiz geleneksel ortak düşmanlar bin yıldır böyle bir uzlaşmayı istemiyor ve ellerinden gelen tüm olanaklarla engelliyorlardı. Irak- İran savaşı ve işgal sonrasında Irak'taki Şii-Sünni kırımı bunu kanıtlıyor. Sudan'ın parçalanması ve Mısır'daki Hıristiyan Kıpti ayaklanma provalarını da unutmamak gerekir.
Gelelim 'Arap Baharı'nın yaşandığı ülkelere... Başından beri söylüyorum: Batılılar hiçbir şekilde Mısır, Tunus ve Libya'nın 'karşı' kampa yani İsrail karşıtı bir konuma geçmesine izin vermeyeceklerdir. Göreceli olarak bu üç ülkede 'avantaj' kazanmış gibi görünen Türkiye, yakın gelecekte Batı'nın engelleri ile karşılaşacağını herkes görecektir. Mısır'daki çatışmalar, Tunus'taki gerginlikler ve artık hiç kimsenin ilgilenmediği ve umursamadığı Yemen ve Libya'daki iç savaş Ankara'nın 'sıfır sorun' söylemine uyuyor ancak eylemde henüz getirilerini görmüyoruz. Görmüyoruz çünkü Türkiye'nin NATO ve AB içindeki müttefikleri Ankara'nın bölgesel prestijinden ve daha önemlisi İsrail karşıtı politikalarından tedirgin. Libya'da Türkiye karşıtı tutumu ile ön plana çıkan Sarkozy, Suriye ve İran'a karşı Ankara'nın politikalarını müthiş destekliyor ama Ermeni soykırım tezlerini de unutmuyor. Birçok AB ülkesi benzer konumda. Hepsinin ortak paydası Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlara sahip çıkmak. Onlara sahip çıkan biri daha var o da İsrail. Başta Suudi Arabistan ve Katar olmak üzere Batı'nın bölgedeki işbirlikçisi çağdışı, anti-demokratik ve karanlık Arap yönetimleri ise Türkiye'nin İsrail ve Suriye politikalarına 'gaz vermeyi' tercih ediyor.
Türkiye'nin Ortadoğu politikasındaki karmaşık süreç ve bu sürece bağlı olarak Batı ülkeleri ile ilişkileri Ankara'nın dış politikasını zorlamakta ve önümüzdeki dönemde daha da zorlayacaktır. Dikkat edilirse tüm bu ilişkilerde çok önemsediğimiz ekonomik verilere değinmiyoruz. Çünkü olası bir bölgesel kargaşada ekonomik değerlerin hiç birinin anlamı kalmayacaktır. Tıpkı diğer ülkelerle olduğu gibi. Türkiye'nin gaz tüketiminin %40'nı karşılayan Ruslar şimdi Ankara'nın karşısına aldığı Şam ve Tahran ile birlikte davranıyor. Bildik gücü ile Çin'i de unutmayalım. 6 yıl önce 'Turuncu Devrimi'nin yaşandığı Ukrayna'da artık Rusya yanlısı bir yönetim var. Bulgaristan'da Türklere yönelik düşmanca söylem ve eylemler giderek tırmanıyor bu ise yakın gelecekte Türkiye'nin Balkan açılımlarını zorlayacaktır. Tıpkı Bosna'da zorladığı gibi. Gürcistan'ı burada anlatmanın bir anlamı yok çünkü Batı'nın desteğiyle bir 'Bahar Devrimi' ile iktidara getirilen İsrail destekli Şakaşvili ülkesinin dörde (Abhazya, Acaristan ve Güney Osetya) parçalanmasını önleyemedi. İsrail'in özel ilgi gösterdiği ve yoğun ilişki geliştirdiği kardeş Azerbaycan'ın tutumu Türkiye'yi şaşırtmaktadır. Türkiye'nin son komşusu Ermenistan'ı ve onun arkasındaki  'Hıristiyan' kültürlü tüm Batılı ülkeleri ve onların Türkiye karşıtı söylem ve eylemlerini burada detayları ile anlatmanın bir anlamı yok. Çünkü bir çok nedenden dolayı Yahudi İsrail devletine sahip ve arka çıkan farklı mezhepleri ile Hıristiyan Batı tarih boyunca Arap, Türk, Acem, Kürt, Şii, Sünni, Süryani, Dürzi ve diğer tüm etnik ve mezhepsel kesimleriyle bu coğrafyadaki herkese karşı düşman. Bu gerçek anlaşılmadığı ve karşı politikalar üretilip uygulanmadığı  sürece iç ve dış politik söylemde asla hedefe varılamaz... Zaman zaman ve göreceli başarılar elde edilse bile.

<p>Mardin'de akrabalar arasında çıkan kavga silahlı çatışmaya dönüştü. Kameralara yansıyan görüntüle

Aksiyon filmi değil gerçek: Araçla gelip dehşet saçtılar

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları