• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
16 Temmuz 2011 Cumartesi

Sorun önceliği

İstanbul dün Libya ilgili toplantıya ev sahipliği yaparken Diyarbakır bölgesinde PKK ile yoğun çatışmalar yaşanıyordu. Yani Türkiye müttefik ve dost ülkelerle Libya ve Suriye'yi konuşurken kendi sınırları içinde çok tehlikeli ve karmaşık bir sorunu yaşıyordu. PKK'lılar 13 askeri öldürmüş, Demokratik Toplum Kongresi güneydoğuda Kürdistan'ın özerkliğini ilan etmiş ve BDP yemin etmeme konusunda kararını değiştirmemişti.
Tüm bunlar detay ve anlamı oldukça fazla olan önemli gelişmelerdir.
Elbette Türkiye gibi önemli bir ülke bölgesel ve uluslararası sorunlarla ilgilenecektir. Elbette Türkiye kendi siyasal ve ideolojik tercihlerine uygun olarak bölgede demokrasi söylemlerine sahip çıkacak ve Mısır, Tunus, Suriye, Libya ve diğer ülkelerde olduğu gibi  'demokratik muhalefete' dolaylı-dolaysız destek verecektir. Ama aynı Türkiye öncelikli olarak 40 bin insanın canını alan bu tehlikeli sorunu bir an önce çözmek zorundadır. Bu ise göründüğü kadarıyla pek kolay değildir ve olmayacaktır. Örneğin NATO Genel Sekreteri olarak İstanbul'a gelen Rasmussen ülkesi Danimarka'nın başbakanı olarak PKK 'ya hep sahip çıkmış ve PKK'nın yayın organı ROJ televizyonunun yayınına izin vermişti. Benzer şekilde Libyalı muhaliflere destek vermek için İstanbul'a gelen başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin dışişleri bakanlarından hiçbiri Türkiye'nin PKK'ya karşı mücadelesine samimi destek vermemiştir. Libya ve Suriye konusunda Türkiye'den çok şey isteyen bu bakanlar her nedense Türkiye'nin AB çabasını hep engellemişlerdir.
Peki bu durumda Türkiye kendisine hiçbir konuda ciddi ve etkin destek ve yardım vermeyen Batı ülkeleri ile nasıl ve neden aynı platformda Müslüman ülkelere karşı tutum alıyor? Türkiye nasıl olur da Libya'da NATO'nun saldırıları ya da muhalefete verdiği destekten dolay binlerce Libyalının ölümüne ortak oluyor? Türkiye öncelikli olarak başka ülkelerin içinde bulunduğu sorunlara değil kendi yaşadığı tehlikeli sorunlara çözüm aramalıdır. Çünkü Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu PKK ve Kürt sorunu, tüm detayları itibarıyla bakıldığında belki de Suriye ve Libya sorunlarından çok daha tehlikelidir. Üstelik Suriye'deki olası gelişmeler dolaylı-dolaysız Türkiye'yi PKK ve Kürt sorunu konusunda yakından ilgilendirmektedir. Örneğin durumun karışması ve Libya benzeri iç savaşın patlak vermesi durumunda, PKK'nın etkin olduğu Suriye'deki Kürtler bunu fırsat bilerek ayaklanabilir. Türkiye ve Irak'taki Kürtler ise bunundan güç ve cesaret alır. PKK ve BDP ise silahlı ve siyasal mücadelelerini tırmandırarak bu mücadeleyi içte, bölgede ve uluslararası alanda ileri noktalara taşıyabilir. Örneğin PKK ve BDP Türkiye'nin güneydoğusunda ilan edilen özerklik projesine uluslararası alanda politik destek arayabilir. Onlara göre bunun da bir altyapısı var çünkü bu kararı demokratik olarak seçilen Kürt milletvekilleri almıştır. Yani ortada bir halk iradesi var ve bu konuda Güney Sudan'da olduğu gibi referanduma gidilirse insanlar özerkliğe evet diyecektir... Bugün Suriye ve Libya'da dikta yönetimlere karşı sokaklara dökülen insanlara demokrasi adına destek veren ve uluslararası toplantılar düzenleyen Batılı ülkeler, umarım bir gün gelir Türkiyeli Kürtlerin benzer istemlerine karşı benzer şekilde davranmaz. Ben hep Batılı ülkelerin Irak'taki yarı devlet durumundaki Kürdistan Federe Bölgesi'nin varlık ve gerçeğini de hatırlayarak Sevr'in 100. yıldönümüne yani 2020'ye doğru coğrafyamız için 'hayırlı'  işler planladıklarını düşünürüm. Umarım ben yanılıyorum ve dilerim bu 'hayırlı' işler, başta Kürt kardeşlerimiz olmak üzere coğrafyadaki tüm halklara hayırlı olur.

<p>HDP Esenyurt ilçe binasında asılı, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın afiş ve posterleri

HDP binasına baskın

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Jason Statham Antalya'da kurşun geçirmez camlı villada kalıyor

Kilo vermek için iştah kapatan besinler