• $7,364
  • €8,9426
  • 438.265
  • 1540.31
05 Mayıs 2012 Cumartesi

Savaş, seçim ve demokrasi

Fransa'da yarın cumhurbaşkanlığı seçimi var. Olağanüstü bir mucize olmazsa Sarkozy kaybedecek ve Sosyalist Parti lideri Hollande seçimi kazanacak. Ulusal Cephe lideri Le Pen ve Merkez Sağ Parti'nin lideri Bayrou'nun açıklamalarından sonra Sarkozy'nin seçilme şansı neredeyse hiç yok.
Peki birinci turda % 26 oy alan Sarkozy neden bu duruma geldi?
Elbette Fransız seçmeni oyunu kullanırken ağırlıklı olarak iç politika verilerini değerlendiriyordur. Ama Fransız seçmen Sarkozy'nin durduk yerde Libya'yı bombalamasını, Suriye'ye karşı saldırgan tavır sergilemesini ve Ermeni meselesinde Türkiye'ye karşı provokatif davranmasını da onaylamıyordur. Özetle Sarkozy'nin yenilmesi ve Hollande'in başkan seçilmesiyle Fransa'nın dış politikasında ve dolaysıyla Türkiye'yi ilgilendiren konularda önemli gelişmeler yaşanabilir. Sosyalistlerin Fransa'da iktidara gelmesi öncelikli olarak AB'nin ikinci önemli ülkesi Almanya'yı etkileyecektir. Almanya'da iki yıl sonra yapılacak seçimlerde Merkel'in kaybetmesi ise Avrupa'da birçok dengeyi etkileyecek ve solun yeniden Avrupa'da güç kazanmasını sağlayacakır. Böylesi bir eğilim son dönemde Avrupa'da tartışılmaya başlanan aşırı milliyetçi eğilimlerin önünü de kesebilir.
***
Fransa ve sonrasında Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde solun olası yükselişinin Türkiye'yi ne zaman ve nasıl etkileyeceği ise tartışmalı. Çünkü Avrupa'da, bölgede ve dünyada  bunca sıcak ve önemli gelişme yaşanırken CHP kendi içinde inanılması güç sorunlarla boğuşmaktadır. Kendi iç sorunlarını çözemeyen bir CHP Türkiye'nin hiçbir sorununa çare bulamayacağı gibi bölgesel ve uluslararası gelişmeler karşısında da aciz kalacaktır. Oysa bölgede Türkiye'nin de 20-30 yıllık geleceğini belirleyecek çok önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Böylesi darmadağın bir CHP ne Türkiye içinde ne de dışında hiç kimseye güven vermemektedir. Vermediği gibi de insanların umudunu da yok etmektedir. Umudunu kaybeden insanlar ve toplumlar iç ve dış güçler tarafından çok kolay kandırılır ve istenilen yöne yönlendirilir. Bu politikanın sosyolojik gerçeğidir. Bu gerçeğe direnen Amerikalı ve İngiliz seçmenler Afganistan ve Irak'ta milyonları öldüren Bush ve Blair'in partilerine oy vermeyerek savaşa karşı olduklarını kanıtladılar. Aynı şeyi İspanyol seçmeneler de yapmıştı. Şimdi sıra Fransız seçmeninde.
***
Demokrasinin geleneksel tanımıyla Fransızlar yarın sandığa giderek Sarkozy'nin savaş politikalarına 'hayır' diyeceklerdir. Benzer şeyi İtalyan ve Yunan seçmenleri de ilk seçimlerde yapacaktır. Oysa demokratik seçimle iktidara gelerek ülkelerini batıran Papandreu ve Berlusconi kenara çekilmiş ve keyiflerine bakmaktadırlar. Belki de ülkesini İsrail'e teslim eden Papandreu vicdan azabı çekmektedir. Sarkozy ile birlikte Libya'ya saldıran Berlusconi ise çapkınlığına devam etmektedir. Oysa o da Kaddafi'nin paralarını yemiş ve Sarkozy Kaddafi'nin omzunu sıvazlarken kendisi de Kaddafi'nin elini öpmüştü. Batı'nın tipik karakteri. Bir zamanların 'Demir Lady'si Thatcher bile Suudi Kralı'nın önünde 'saygıdan' diz çökmüştü. Peşinden de Suudi Arabsitan'a milyarlarca dolarlık silah satmıştı. Nasıl olsa Suud Ailesi'ni 250 yıl önce iktidara taşıyan hatta Vahabi mezhebinin o coğrafyada yayılmasını sağlayan da İngilizler idi. Bunu yaparken de Osmanlı'dan kurtulmayı amaçlıyorlardı. Yani Suudileri sonra da Ürdün Kralı Abdullah'ın büyük dedesi Şerif Hüseyin'i Osmanlı'ya karşı ayaklandıran İngilizler o zaman bunu 'Araplara bağımsızlık' sözüyle yapmıştı. Tıpkı şimdi 'Arap Baharı' sloganıyla Arap halklarına 'size demokrasi getireceğiz' diyen Obama ve yandaşlarının yaptığı gibi. Halklar er ya da geç bu gerçeği öğrenecektir. Tıpkı Fransız halkının Sarkozy'nin ne mal olduğunu öğreneceği gibi. Yok eğer öğrenmemiş iseler o zaman Sarkozy ve benzerleri halklarına ve dünyaya hayırlı ama uğurlu olmasın.

<p>Faizler tarafında geçen haftadan beri değişen bir şey olmadığını kaydeden 24 TV Ekonomi Müdürü Sa

Piyasalar bugün neyi fiyatlıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!

''Eren-4 Karlıova-Varto'' ve ''Eren-5 Bagok'' operasyonları başlatıldı! İşte ilk kareler