• $7,4141
  • €8,9965
  • 445.728
  • 1569.35
20 Ağustos 2011 Cumartesi

Saptama


Somali'ye yardım çağırılarına paralel olarak birçok Arap ve Müslüman ülkede kampanyalar düzenlendi. Benim izleyebildiğim kadarıyla bu kampanyaların en etkin ve örgütlü olanı Türkiye'de. Türk halkı bir kez daha yardımseverliğini ve duyarlılığını kanıtladı. Batılı ülkelerdeki bazı yardım kuruluşlarının göreceli ilgisi ise 'farklı' planlar çerçevesinde değerlendirilmelidir. Başbakan Erdoğan'ın dediği gibi 'Batı'nın uyuyan vicdanını uyandırmak ve sağırlaşan kulaklarını açmak' lazım. Ama nafile. Çünkü Batı'nın amacı yapmak değil hep yıkmaktır.

Somali'de yaşanan dramın gerçek sorumlusu ABD, Fransa, İngiltere, italya ve diğer Batılı ülkelerdir. Açlık ve sefaletin nedeni önce sömürge dönemleri sonra da iç savaşlardır.
Batılı ülkeler Somali'yi parçalayarak topraklarının bir kısmını Kenya, Etiyopya ve Cibuti arasında paylaştırdıktan sonra geri kalan topraklarda yaşayanlan birbirine kırdırdılar. 30 yıldır iç savaş yaşayan Somali'de 'radikal İslamcılar' iktidarı 2005'te ele geçirince ABD ve müttefikleri Etiyopya'ya destek vererek bu ülkeyi işgal ettirdiler. Yüz binlerce Somalili iç savaştan kaçarak komşu Kenya'ya sığındı. Zengin ve ruh hastası Amerikalıların safari turlarına çıkarak ormanlarda canlı insanları avladıkları Kenya CIA ve Mosad'ın Afrika'daki kalesidir.
1993'te Somali'de yenilen ABD İslamcıların lideri Şeyh Ahmet Şerif ile el altından anlaşarak tekrar bu ülkeye dönmek istedi.
İhanete tepki gösteren Somalili gençler (ElŞebab örgütü) savaşa devam etti. Halen bu gençler, ülkenin büyük bölümünü kontrol ediyor. ABD ile işbirliği karşılığında devlet başkanı olan Şerif ise başkent Magadişu'da bile etkin değil. Afrika Barış Gücü olmazsa Şerif bir ay dayanamaz.

Dönelim yardımlara.
Bir daha söylüyorum: Somali'deki dramın nedeni Batı'nın kışkırttığı ve büyük rol oynadığı iç savaştır. Batı isteseydi açlık ve kuraklık sorununu 6 ayda çözerdi. Somali'de görev yapan ya da yapmaya çalışan Batılı yardım kuruluşlarının büyük bölümü karanlık işler peşinde. Batılı ülke ve örgütler Somali halkına yardım edip susuzluğunu gidermek istiyorsa Libya'ya attıkları bombaların parasıyla (şimdiye kadar 2 milyar dolar) yüzlerce hatta binlerce artezyen kuyular açabilir binlerce çocuğun ölümünü önleyebilirdi. Ama bu olmadı ve hiç bir zaman olmayacaktır. Çünkü böylesi insani değerler Batı'nın genetik yapısında yoktur ve olamaz. Biraz olsaydı Batılı ülke ve örgütler Somali'ye taşıdıkları acil yardım malzemesi üzerinden bile tezgah çevirmeye kalkışmazlardı. Çünkü devlet ve hükümet kurumlarının olmadığı Somali'de yardımlann insanlara ulaştırılması olanaksız.

Durum böyle olunca yabancı yardım kuruluşları ve karanlık örgütleri Somalili 'savaş prensleri' ile işbirliği yapıyorlar. Hızla zenginleşen bu 'Prensler' kendi silahlı örgütlerini kuruyor ve farklı amaç ve hesaplar uğruna savaşmaya başlıyorlar. Yani bu savaş ağalarının hakim olduğu bu kamplara sığınmak isteyen insanlar bile ağanın direttiği koşulları kabul etmek zorundadırlar. Durum böyle olunca Somali ve Kenya'da dış ve iç destekli onlarca yerel 'insani yardım' örgütü kuruluyor. Bu örgütler de ya hükümete bağlı askerler ya da hükümet karşıtı El-Şebab militanları ile işbirliği yaparak gelen yardımlara el koyuyor ve istediği gibi kullanıyor. Her göçmen kampının bir sahibi ve koruyuculan var. Kampa ulaşan ve girmeyi başaran her Somalilinin artık o kampa hakim kişi ya da örgütün malıdır. Özellikle çocuklar...
Çünkü gelen yardımlarla ölümden kurtulan çocuklar 5-10 sene sonra iç savaşa ya da bölgedeki karanlık planlara malzeme olarak hazırlanacak. Tıpkı 30 yıldır olduğu gibi. Dikkat edilirse Somali'den gelen görüntülerde kadın ve çocukların dışında kimseleri görmüyoruz.
Çünkü erkekler savaşıyor, savaştırılıyor.
Bunların da yemeğe, içeceğe, ilaca vs. ihtiyacı var ve olacak! Tabii ölmedikleri sürece.

<p>ATV'nin reyting rekorları kıran başrolünde Burak Özçivit'in rol aldığı Kuruluş Osman dizisi Türk

Ahmet Yenilmez 'Kuruluş Osman'ı' anlattı: Demirci Davut'un sahnelerine dikkat edin!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yılan belgeselciyi canlı canlı yedi! İşte o anlar

Ankara buz kesti