• $7,3619
  • €8,9081
  • 410.83
  • 1528.82
09 Nisan 2011 Cumartesi

Rastlantı

Richard Goldstone, BM tarafından Gazze saldırısını araştırmakla görevlendirildiğinde hayretler içinde kalmış ve bunu bu köşede ve televizyonlardaki konuşmalarımda dile getirmiştim. Bunu da adamın Yahudi olmasından değil, kızının kendisiyle ilgili olarak 'Babam iyi bir Siyonist ve İsrail sevdalısı' demesinden dolaylı yapmıştım. Beyaz bir Güney Afrikalı emekli savcı olan Goldstone 13 Eylül 2009'da 575 sayfalık raporunu yayınlayarak İsrail'in Gazze saldırısıyla ilgili '1600 kişiyi öldürmek ve Gazze'ye yönelik her türlü silahı kullanarak insanlığa karşı savaş suçu işlediğini'' söylemiş ve raporunu BM İnsan Hakları Konseyi'ne sunmuştu. Konsey de ABD ve Batılı ülkelerin karşı çıkmasına rağmen bu raporu kabul etmişti. Sonra da herkes konuyu unuttu. Geçen hafta ise Goldstone tekrar gündeme geldi. Hazretleri 'Şimdi bildiklerimi o zaman bilseydim rapor daha farklı olurdu'' dedi ve dolaylı olarak tükürdüğünü yaladı. Ama Goldstone'un bu davranışı ölen 1600 Filistinli'yi canlandırmadı, yaralanan 5 bin Filistinli'yi iyileştirmedi ve başta BM okulları dahil yerlebir edilen binaları tekrar eski haline getirmedi. Peki İsrail'e bayram havası estiren ve yakında İsrail'i ziyaret edecek olan Goldstone neden bu açıklamayı yaptı? Elbette Yahudi lobilerinin ve İsrail'in baskısı sonucu. Elbette ondan beklenen buydu. Ama Goldstone ve arkasındaki İsrail ve Yahudi lobilerinin başka bir amacı vardı. Onlar gecikmeli de olsa mayıs ya da haziran aylarında açıklanması beklenen Mavi Marmara raporunun önünü kesmek istiyor. Çünkü BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, yakında Mavi Marmara saldırısıyla ilgili özel çalışma raporunu açıklayacak bu ise İsrail'i zor durumda bırakabilirdi. Çünkü BM İnsan Hakları Konseyi yine ABD ve Batılı ülkelerin engellemelerine rağmen bu saldırıyla ilgili olarak İsrail'i suçlu bulmuştu. İşte bu nedenle ben bu coğrafyada olup biten her şeyin aslında ve öncelikli olarak Türkiye'yi hedef aldığını ya da ilgilendirdiğini söylüyorum.

İşte sizlere bazı tarihler
22 KasIm'da Başbakan Erdoğan, Libya'ya giderek özel bir kurumdan İnsan Hakları Ödülü aldı ve Kaddafi ile önemli görüşmelerde bulundu.
9 Ocak'ta Başbakan Erdoğan Kuveyt'te 'Bu coğrafyada biz bize yeteriz'' dedi ve Körfez ülkeleri ve Türkiye arasındaki ilişkilerin stratejik boyutta gelişmesiyle ilgili önemli görüşmelerde bulundu.
10 Ocak'ta Abdullah Gül ilk kez bir Türkiye Cumhurbaşkanı olarak Yemen'i ziyaret etti.
Aynı günlerde Erdoğan mayısta İstanbul'da bir Suriye, Lübnan, Ürdün, Türkiye ve belki Irak liderlerinin katılacağı önemli bir zirveden söz etti. Aynı günlerde Erdoğan'ın 8 Şubat'ta Mısır'a gideceği açıklandı.
5 Şubat'ta Başbakan Erdoğan, Halep'te Asi Nehri üzerinde inşa edilecek ortak Suriye-Türkiye Dostluk Barajı'nın temelini attı ve Başkan Esad ile önemli görüşmelerde bulundu.
Peki bu süre İçİnde bölgede ne oldu?
17 AralIk'ta genç bir işportacının kendisini yakmasıyla Tunus'ta başlayan halk ayaklanması Batılı güçler tarafından farklı yerlere çekilmek istendi.
1 Ocak'ta Mısır'da bir kilisede bomba patlatıldı ve onlarca kişi öldü. Dönemin İçişleri Bakanı bu konuyla ilgili olarak daha sonra tutuklandı.
9 Ocak'ta Sudan'da Batı'nın baskısıyla yapılan referandum, ülkeyi ikiye böldü.
25 Ocak'ta Mısır'da olaylar başladı ve ABD'nin yeşil ışık yaktığı askeri bir darbe sonucu Mübarek görevini bıraktı.
12 Şubat'ta Cumhurbaşkanı Gül İran'a gitti. Aynı gün Batı'nın desteklediği Saad Hariri hükümeti düştü ve Batı'nın Lübnan'da ve Lübnan üzerinden bölgesel projesi çöktü.
14 Şubat'ta Bahreyn, İran, üç gün sonra Libya, 15 Mart'ta Suriye ve bu arada Yemen karıştı.
Türkiye'de çok sevdalısı olan bildik din adamı Yusuf Kardavi ise Batı'nın bölgesel projesinin sözcülüğüne soyundu ve bölge halklarını ayaklanmaya çağırdı. El-Cezire televizyonu ise tüm olanaklarını Kardavi'nin emrine sundu.
Bazılarına göre tüm bu söylediklerim birer rastlantı olabilir.
Ancak bunun rastlantı olmadığını görmek için Goldstone benzeri bir sonuca değil Libya'daki gelişmelere ve Batı'nın Türkiye'ye yönelik ve bazı Arap medyasının da rol aldığı oyunlarına bakmak yeterli olacaktır. Aksi takdirde Suriye Müslüman Kardeşler Örgütü liderlerinin geçen hafta İstanbul'da basın toplantısı düzenlemesi de bir tesadüf olurdu. Öyle olsaydı El-Cezire televizyonunun sahibi ve küçük ülke Katar'ın Emri Şeyh Hamad Libya'da ''Her şeye maydanoz''  olmazdı, olamazdı! Yine aynı şekilde İsrail Milli Güvenlik Kurulu önceki gün İsraillilere, 'Irak'taki durum çok tehlikeli sakın oraya gitmeyin'' demezdi!

<p>Fenerbahçe transferlerden beklediği performansı alabildi mi?</p><p>Galatasaray'da Mustafa Muhamme

Süper Lig'de çetin mücadele devam ediyor

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik