• $7,4521
  • €9,059
  • 444.107
  • 1565.01
01 Kasım 2011 Salı

Özgürlük ve işgal

Libya'da devrim olmadı. ABD ve Batılı ülkeler Libya'yı işgal etti. 50-60 bin insanın ölümüne ve 500 milyar dolarlık maddi zarara neden olan bu işgal için Batılı ülkeler uzun süredir hazırlık yapıyordu. Son yıllarda Batılı liderlerin sırayla Trablus'a gitmesi ve Kaddafi'yi kendi başkentlerinde baş tacı etmesi, bu oyunun bir parçasıydı. Kaddafi bu oyuna geldi ve tüm sırlarını Batılılarla paylaştı. Bu arada Kadaffi'nin önemli adamları sırayla ülkeden kaçıyor ya da el altından Batı ile işbirliği yapıyordu. Nitekim bugün Libya'yı yöneten Geçici Ulusal Konsey'in tüm üyeleri aslında Kaddafi'nin yakın çalışma adamlarıydı. Ama bunlar arasında en önemli olanı ayaklanmanın ilk günlerinde Libya'dan kaçarak Londra'ya sığınan Dışişleri Bakanı Musa Kusa'dır. Kusa 40 yıl süreyle Kaddafi'nin en yakın arkadaşı ve sırdaşıydı. Tıpkı Abdülfettah Yunus gibi. O da 1969 Kaddafi devrimine katılmış ve geçen süre içinde hep yönetimde bulunmuştu. Yunus, ayaklanmanın ilk günlerinde silahlı muhalifleri örgütlemiş sonra da muhaliflerin radikal İslamcı kanadına bağlı militanlar tarafından öldürülmüştü. Libya'da olup bitenlerle ilgili olarak yüzlerce hatta binlerce ilginç detay var. Örneğin Kaddafi'nin ölümüne sevinen ABD ve Batılı ülkeler bir yandan radikal İslamcıların gücünden endişe duyuyor öbür yandan da bu ülkenin zenginliklerini paylaşmak için kendi aralarında yarışıyor. Türkiye'nin devlet, hükümet, kurumlar ve özel şirketler olarak Libya'da neler yaptığını bilmiyorum ama Batılıların Libya'da neler yapmakta olduğunu yakından ve günlük olarak izliyorum.
Libya 'kek'inin büyük bölümünü Fransız, İngiliz ve İtalyanlar kapmış durumda. Örneğin Fransız Total şirketi petrolün %30'unu, İngiliz BP %20'sini İtalyan ENİ şirketi de %15'ini ele geçirmek üzere. Amerikalılar ise daha çok Libya ordusunun yeniden silahlandırılmasıyla ilgili. Libya'nın doğalgaz zenginlikleriyse tüm AB ülkelerinin iştahını kabartıyor. İtalya'ya çok yakın olan bu gaz kaynakları acil borularla İtalya ve diğer AB ülkelerine ulaştırıldığına Rusya'nın Avrupa'daki gaz tekeli kırılmış olacak. İşte Libya'nın önemi de burada. Hele Libya gazına Mısır ve Cezayir gazını da eklerseniz Avrupa yaşadı ve tabii ucuzdan ısındı. Durum böyle olunca ABD ve Avrupalı şirketlerin temsilcileri ve hükümet yetkileri Libya'da cirit atıyor. Ama daha fazla cirit atan birileri varsa o da Amerikan generalleri ve CIA yöneticileri. ABD yeniden Libya'da üs kurmaya hazırlanıyor. CIA ve İngiliz istihbaratı Bingazi'de ofis açtı bile. Oysa Kaddafi Amerika'nın ABD dışında en büyük üssü olan Hwelles üssünü Haziran 1970 yılında kapatmış ve ülkedeki tüm İngiliz askerlerini de kovmuştu. Petrolü de millileştiren Kaddafi, Batı'ya karşı politik ve ideolojik savaş açmıştı. Kaddafi bunun bedelini son görüntüleriyle ödedi. İşgalin ilk adımı olarak Kaddafi iktidarını deviren Batılı ülkeler şimdi de işgalin diğer aşamalarını tamamlamaya çalışıyorlar. Türkiye biraz daha geç kalırsa Batılı şirketler Libya'nın petrol ve doğalgaz zenginliklerinin tümüne el koyacaktır. Bununla da yetinmeyecek olan Batılı ülkeler geleneklerine ve dinlerine bağlı olan Libya halkının da 'ahlakını' bozacaklardır. 'Demokrasi'ye kavuşturulacak olan Libya halkına gerçek özelliklerini kaybettirilecektir. Kaddafi'ye yönelik davranış görüntüleri işte bu nedenle herkese gösterildi. İşte bu nedenle bir soğuk sebze deposunda yerde sergilenen Kaddafi'nin cesedi halkın ziyaretine açıldı. Libyalılar eşleri ve küçük çocuklarını da yanlarına alarak o cesedin başında fotoğraf bile çekti. Ama herkes NATO bombardımanında ölen binlerce Libyalıyı unuttu.
Tıpkı Berlusconi'nin daha aylar önce Kaddafi'nin elini yalayarak öptüğünü unuttukları gibi. Tıpkı Sarkozy, Cameron, Hillary Clinton ve diğerlerinin Kaddafi'yi baş tacı ettiklerini unuttukları gibi. Nasıl olsa bir gün gelir herkes bugünleri unutacak. Çünkü şeytandan yardım isteyenler bir gün mutlaka ruhlarını aynı şeytana satar ve onun esiri olurlar. Nasıl olsa Osmanlı'nın dediği gibi ''Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür''.
Böyle olmasaydı Irak'ı herkes hatırlar ve görmeye devam ederdi.
Böyle olmasaydı bir ay önce Somali'ye yardım kampanyasına büyük ilgi gösteren medya, bu ülkenin iki hafta önce Kenya ordusu tarafından işgal edildiğini, Türk insani yardımlarının ulaştırıldığı kampların bombalandığını ve Amerikan Predatörlerinin Etiyopya'dan kalkarak muhalif Somali gençlerini öldürdüğünü de yazardı.

<p>‘Dünya artık dijitalleşiyor’ demek son yılların en popüler söylemi oldu. Dijital düny

Doymayan emperyalistler ve aşı eşitsizliği

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Nur Vergin'in cenaze törenine katıldı

Yusufeli Barajı'nda sona yaklaşıldı