• $7,4116
  • €9,0165
  • 443.381
  • 1535.07
25 Ağustos 2012 Cumartesi

Operasyonal mekanizma

İç ve dış medyanın haberlerine bakılırsa Ankara'da Suriye ile ilgili önemli bir toplantı var. Toplantının adını duyanların ödü kopabilir: Ortak Operasyonel Mekanizma Oluşturma Toplantısı. Medya  haberlerine bakılırsa bu mekanizma Suriye'ye karşı. Bu işte bir gariplik var. Çünkü Suriye olaylarının başladığı ilk saatlerden itibaren (hatta öncesinde) Türkiye ile ABD arasında her alanda ve düzeyde ortak operasyonel mekanizma zaten vardı. Batı medyasında bununla ilgili yüzlerce haber var. Aksi olsaydı  Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Obama ve Hillary yengeyle bu kadar bir araya gelmez ve telefon görüşmeleri yapmazlardı.
Demek ki Suriye ile ilgili başından beri 'ortak mekanizma' vardı ve devam ediyor. Yok eğer bu mekanizmadan fiili müdahale amaçlanıyorsa o başka bir hikaye. Çünkü var olan uluslararası dengeler ve koşullar içinde bu olası görünmüyor. Geriye kala kala muhaliflere sağlanan desteğin artırılması konusu kalıyor. Oysa burada da bir sorun var. Çünkü birçok yerden gelen  ya da CIA- Suudi ve Katar istihbaratlarının ortak operasyonuyla Türkiye'ye getirilen militanlar ya da 'paralı askerler' görünürde ABD ve genel olarak Batı için risk oluşturmaya başladı. Çünkü bunların büyük bölümü Kaideci çıktı ya da önceden biliniyordu. Durum böyle olunca ABD müttefiği Ankara'ya 'Gelin bu Kaidecilerden kurtulalım' demeye başladı. Bu ise Ankara'ya göre karşılanması zor bir istek. Çünkü Suriye'de savaşan militanların Allahu Ekber nidalarından anlaşılacağı üzere neredeyse tümü genel tanımıyla 'İslamcı'.
Buna karşın Türkiye PKK'nın Suriye Kürdistanı'ndaki olası güçlenmesinden çok tedirgin. Bu ise ABD'nin umurunda değil. Çünkü son 30 yılda ABD ve Türkiye arasında PKK konusunda onlarca hatta yüzlerce toplantı yapılmış ve her seferinde ABD Türkiye'ye yalan söylemiş hatta el altından PKK'ya ve PKK'ya kol kanat geren Kuzey Irak Kürt Federe Yönetimi'ne destek vermiştir. Yani PKK ile savaşında Türkiye ABD'ye güveniyorsa şimdi varılan noktanın çok daha kötüsüne varacaktır. Benden söylemesi. Çünkü ABD'ye asla güven olmaz. Belki de bunun farkında olan Sayın Cumhurbaşkanı önceki gün  gazetecilerle sohbetinde 'Hem ABD'nin hem de bazı komşuların teröre destek vermemesi önemlidir. Amerika'nın daha yapabilecekleri var mıdır? Elbette vardır. Daha çok şey vardır. Yeterli mi? Ben o kanaatte değilim' demiştir. Sayın Cumhurbaşkanı kesin haklı. Çünkü Amerikalıların kafasında her zaman bin tilki dolaşır. Belki de Ankara'daki görüşmelerde Türk heyetine 'Gelin şimdi ya da zamanı gelince Suriye'deki Kaidecileri PYD yani PKK'ya karşı kullanalım' demiştir. Yani Türkiye'deki Hizbullah olayında olduğu gibi. Belki Amerikalıların 'Ortak Operasyonel Mekanizma' dedikleri şey böyle bir amaca yöneliktir! Yine benden söylemesi 'Bu Suriye işi Türkiye açısından çok ama çok tehlikeli bir boyut kazanıyor.' Çünkü medyaya yansıyan haberlerin % 80'i yalan, abartılı ya da düzmece. Haberlerin detaylarıyla ilgili ise neredeyse hiç kimse ilgilenmiyor. Örneğin geçen hafta silahlı gruplar Halep'in bazı Ermeni ve Hıristiyan semtlerini ele geçirmeye çalıştı. Amaç onları da iç savaşın tarafı haline getirmek. Ama bu olmadı çünkü o semtlerin sakinleri ile ordu birlikleri, militanların büyük bölümünü  öldürdü ya da yakaladı. Medya ise bu olayla ilgili  şöyle bir haber veriyor 'Esad'ın askerleri Halep'te şu kadar adam öldürdü.' Suriye olayında binlerce önemli detay var.
Bu detayları görmeyen ve anlamayanlar hep çuvallar ve çuvallayacaktır. Umarım birileri Sayın Başbakan'a tüm bu detayları iletiyordur. Bu anlamda Ertuğrul Özkök'ün dünkü köşe yazısı çok önemlidir. Çünkü başından beri hep vurguladığım gibi ABD'nin ipiyle Ortadoğu bataklığından asla çıkılmaz. Hele hele bu ip Suudi Vahabi Kral ve Katarlı Şeyh'in elinde ise. Allah hiç kimseyi onların eline baktırmasın ve düşürmesin. Çünkü o eller Amerikan domuz yağı ile yağlanmıştır. Dicle ve Fırat'ın tüm suları ile bir çuval Arap sabunu, o elleri temizlemeye yetmez. Türkiye bir an önce Suriye gerçeğinin tüm detaylarını kendi gözleriyle görmeli ve 'Operasyonel Mekanizma' dahil hiçbir konuda ABD ve Arap yandaşlarına güvenmemelidir... Yoksa hep birlikte büyük üstat Münir Nurettin Selçuk'un o olağanüstü yanık sesiyle dillendirdiği şu güzel ve anlamlı dizelerini söyler dururuz.

Beni kör kuyularda merdinvesiz bıraktın
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı
Beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın.

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü