• $7,2801
  • €8,7848
  • 405.395
  • 1527.45
14 Ocak 2012 Cumartesi

Neden?

Amerikalılar dünyanın her yerinde liderleri belirli süreler için kullanır sonra da bir paçavra gibi çöpe atar. Bazılarını da başkalarına ibret olsun diye farklı bir şekilde 'ödüllendirir'. Ama ne hikmetse hiç kimse  'ibretler'den ders almıyor ve ibretlik olmaktan da kaçınmıyor. Örneğin İran Şahı Pehlevi... Örneğin Saddam Hüseyin... Örneğin Hüsnü Mübarek... Örneğin Tunuslu Bin Ali... Örneğin Kaddafi...
Öncesi ve sonrasında başkaları da var. Bir düşünün 30 yıl süreyle Amerikan hizmetinde olan İran Şahı ülkesinden kaçmak zorunda kaldığında Amerikalılar ona vize bile vermemişti. Dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Sedat olmasaydı belki de Şah gömülecek yer bile bulamayacaktı. Peki, bu Şah acaba ölmeden önce kızdığı Amerika ile olan pis ilişkilerini neden anlatmadı. Ben hep bunu düşünmüşümdür... Onu engelleyen ne vardı acaba? Aynı şey Saddam için geçerli... Saddam'da biraz onur ve cesaret olsaydı yargılandığı mahkemelerde çıkıp ABD ya da diğerleriyle olan karanlık ilişkilerini anlatabilirdi.
Bazen de merak ederim: Yoksa Amerikalılar işbirliği yaptıkları liderlerin ya da başkalarının beyinlerini  'bilimsel yöntemlerle kilitliyor mu'... Hani bilim kurgu filmlerinde olur ya... Gerçekten anlaşılması zor bir durum. Bir düşünün 30 yıl süreyle Amerika'ya hizmet etmiş bir Mübarek yine Amerikalıların müdahalesiyle iktidardan uzaklaştırılıyor ve çelik kafesin içine tıkılarak aşağılık bir şekilde sedye üzerinde mahkemeye getiriliyor. Yahu sende hiç cesaret yok mu? Çık anlat seni bu hallere düşüren Amerikalıların neler yaptıklarını... Yoksa Amerikalılar hiçbir şey yapmadı da her şeyi sen tek başına mı yaptın? Yoksa Amerikalılar çok iyi insanlardı da sen gittin onlara yalvardın ve 'Ben sizin köleniz olmak istiyorum' dedin. Hadi sen öyleydin peki Bin Ali'ye ne demeli. O da mı gönüllü köleliğe soyundu. O da mı 'Benim canım kendi halkıma zulüm etmek istiyor' diyerek 23 yıl iktidarda kaldı...
Bin Ali ne yaparsa yapsın komşusu Kaddafi kadar ve onun gibi olamamıştı. Çünkü en azından Kaddafi iktidardaki ilk 30 yılını Amerikalılarla savaşarak geçirdi. Sonra da esmer dilber ve Afrika gülü Rice'ı görünce Amerikalıları sever gibi oldu. Amerikalılar da onun kıyafetlerine ve yanından ayırmadığı develerine hayran kalarak  'Gel birlikte misket yerine doktorluk oynayalım' demişti. Ama her ne hikmetse tepesine 150 bin Amerikan ve 'gavur' bombası düşüp Trablus'tan kaçmak zorunda kalan Kaddafi, bir türlü akıllanmadı. Başkası olsa çıkar ve kazığı yemeden önce 'Ben Rice, Clinton, Berlusconi, Blair, Cameron, Sarkozy ve benzerleriyle şu şu pis işleri yaptım'' diyebilirdi. Biz de Amerikan uşaklığının nasıl bir şey olduğunu öğrenir ve uşak olmamak için önlemimizi alırdık. Ya da Amerikan uşaklığının psikolojisini öğrenerek genel kültürümüzü zenginleştirir ve Amerikan uşaklarıyla nasıl konuşulacağını öğrenirdik... Ama ne yazık bunların hiçbiri olmuyor. Çünkü Amerikan uşakları darağacında, demir kafeste ya da ölüm döşeğinde de olsalar da ser verip sır vermiyorlar. Bunun da bir tek açıklaması var: Onlar tam anlamıyla korkaktırlar. Yani onlar Amerika'dan değil kendi gerçeklerinden korkarlar. Bunun bilimsel adının ne olduğunu bilmiyorum ve merak etmiyorum. Ama ben kendi gerçekleriyle yüzleşmekten korkanlardan her zaman korkarım. Çünkü onlar kendilerini hep bir şey sanırlar. Böyle sandıkları içinde çok kolay alınır satılırlar. Ama onlar bunu bile bir marifet bilir öğünürler.
Baksanıza Mübarek'in kafesteki bakışlarına ya da işkenceyle öldürülen Kaddafi'nin gözlerine!

<h3>ÇALIŞANLAR İSTİFA METNİ YAZARKEN DİKKAT!</h3><p>'Kısa Çalışma Ödeneği'nin biteceğinin açıklanmas

Kısa çalışma sonrası çalışanlar nelere dikkat etmeli?

Niğde'de kaçak kazı yapan 4 kişi suçüstü yakalandı

Akkuyu Santrali'nde ikinci ünitenin konsol kirişinin kurulumu tamamlandı

Adıyaman'da ''Gastropod'' nesline ait hayvan fosili bulundu