• $7,3561
  • €8,9358
  • 438.252
  • 1544.65
05 Kasım 2011 Cumartesi

Kuzey Irak hesapları

Son 20 yılda Mesut Barzani ve Celal Talabani 15-20 kez Türkiye'ye gelmişlerdir. Önceleri KDP ve KYB liderleri olarak Ankara'da misafir edilen bu ikili, daha sonra biri Kürt Federe Bölgesi Başkanı diğeri de Irak Cumhurbaşkanı olarak kabul görmeye başladı. Yani bir zamanlar çok ağır hakaretlere maruz kalan ya da bırakılan Barzani ve Talabani artık uluslararası hukuk açısından kabul gören ve ona göre davranılan iki lider. Durum böyle olunca Türkiye de ona göre davranmaya başlamıştır. Yani Barzani ve Talabani artık birer Kürt lider olmanın ötesinde uluslararası ve bölgesel hesaplar açısından önem ve değeri olan iki lider. Türkiye de onlara bu çerçevede davranmaya başlamış ya da öyle davranmak zorunda kalmıştır. Çünkü Kuzey Irak'taki durum öncelikle Türkiye'yi ilgilendirmektedir. Bu da PKK kamplarının Kuzey Irak'ta bulunmasından ve Kuzey Irak'ın hem Irak hem de bölge açısından çok farklı nedenlerden dolayı önemli olmasından kaynaklanıyor. Hele hele Kuzey Irak'ta yarı bağımsız bir Kürt varlığı söz konusu iken. Hem de Amerikalıların Irak'tan çekilmeye hazırlandığı bir dönemde. Özetle Barzani ve Talabani Türkiye'nin bir zamanlar talimatla iş yaptırdığı kişiler değiller. Barzani; Paris, Londra, Washington ve Berlin'de başkan gibi karşılanmakta Talabani ise Irak'taki istikrar ve uzlaşmanın sembolü olarak kabul edilmektedir. Böyle bir Barzani ve Talabani doğal olarak Türkiye ile ilişkilerinde bölgesel ve uluslararası denklem ve hesapları göz önünde bulunduracak ve ona göre davranacaklardır. Barzani'nin İstanbul'daki görüşmeleri de bu çerçevede gelişecektir. Yani Barzani, Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile görüşmelerinde önce dinleyecek ama yanıt vermeden önce Suriye ve İran'ı hatırlayacak sonra da Erbil'e dönerek hesaplarını yapacaktır. Yani Barzani'ye 'Şunu yap'  söylemi işe yaramayacaktır. Barzani ve Iraklı Kürtler PKK'ya karşı hiçbir eylemde bulunmazlar. Barzani ve Talabani, PKK ve Türkiye'deki Kürt sorununun çözümünde Ankara'ya ancak 'arabulucu' olmakla yardım edebilirler. Tabii AK Parti hükümeti Kürt sorununu barışçıl ve demokratik bir şekilde çözmeye hala istekli ve kararlı ise. Hükümetin böyle bir eğiliminin olmadığını gören ya da sezen bir Talabani ve Barzani bence Türkiye'ye bu konuda hiçbir şekilde yardım etmezler ve etmeyeceklerdir. Çünkü sonuçta onlar da birer Kürt ve Türkiye'deki Kürt sorunu ile dolaylı-dolaysız ilgilidirler. Durum böyle olunca geriye bir tek yöntem kalıyor. Hükümet PKK ve Kürt sorununu kendi başına ve Kürtleri temsilen BDP ile diyalogla çözmekle yükümlü olacaktır. Bunun nasıl olacağına ise elbette hükümet karar verecektir. Ancak çözümün silahlı olmayacağını söyleyen hükümet, zor seçeneklerle karşı karşıyadır. Çünkü BDP tüm söylemlerinde ısrarla Öcalan'ın muhatap alınmasını savunmaktadır. Yani BDP ve PKK'ya göre Kürt sorununun çözümü Öcalan'ın İmralı'nın dışına çıkması ve PKK'ya yönelik genel bir affın ilan edilmesi ile gerçekçi olacaktır. Acil olan bu iki koşulu ve sonrasında Kürt kimliğinin tanınmasına yönelik niyet ve isteklerin yerine getirilmemesi durumunda Kürt sorununun Türkiye sınırları içinde çözümü pek kolay gözükmemektedir. Bu sorun uzadıkça işin içine Suriye ve İran Kürtleri de alınacak ve böylece durum çok daha karmaşık bir hal alacaktır. Belki de bu nedenle Barzani Türkiye'ye gelmeden önce Tahran'a uğramıştır. Washington ve diğer bölgesel ve uluslararası başkentleri arayıp aramadığını ise bilmiyoruz!

<p>HDP’nin Esenyurt ilçe binasına düzenlenen operasyon  kapsamında terör örgütü elebaşı Abdull

HDP siyasette sona mı yaklaştı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...