• $9,4968
  • €11,0612
  • 548.59
  • 1519.25
14 Mayıs 2013 Salı

Kim yapmadı?

Bir kez daha gazete ve televizyonlara çıkan yüzlerce meslektaşımız, akademisyen ve stratejist terör uzmanı kesildi. Herkes düşünce kalıplarına göre bir tarafı suçladı, suçluyor. Bazılarına göre Esad yaptı, diğerleri "Hayır Esad değil, Türkiye'deki adamları" diyor. Neyse ki "CHP'liler yaptı" diyen yok! "Kaide'ci Nusra'cılar yaptı" diyenler de çok.
Ama kimse "Kim yapmadı" diye sormadı, sorgulamadı. Oysa bu sorunun yanıtı çok kolay: Patlamalarda ölen ve yaralanlar hiçbir şey yapmadı. Reyhanlı halkının tümü suçsuz. Tıpkı bu coğrafyanın tüm halkları gibi.
Suriye'de olaylar Mart 2011'de başladı. Şubat 2011'de Asi Nehri üzerinde Dostluk Barajı'nın temelini atmak üzere Başbakan Erdoğan ile bölgeye gitmiştik. Halep'e geçip Esad-Erdoğan son görüşmesine tanık olmuştuk. Ekim 2009'da Kilis'e bağlı Öncüpınar sınır kapısına gelen Davutoğlu ve Muallim sembolik olarak sınır bariyerini kaldırmıştı. Müthiş bir coşku ve sevinç vardı. O günlerde herkes mutlu idi.

SİHİRLİ SOPANIN İŞİ...

Hele Kilis, G.Antep, Hatay, Urfa, Mardin'de yaşayanlar. Çünkü hepsi de dostluk havasından yalnızca duygusal değil maddi kazanç da elde ediyor ve edecekti. Ama edemedi. Çünkü sihirli bir sopa iki ülke ve halk arasında sınırları yeniden ve kanlı bir şekilde eski haline getirdi. Şimdi dostluk değil düşmanlık konuşuyor, konuşturuluyor.
Peki o illerdeki insanların suçu ne? Yalnız 2010'da dostluk ve kardeşlik için Türkiye'yi ziyaret eden bir milyondan fazla Suriyeli'nin suçu ne? Aynı yıl Suriye'ye gidip büyük hayranlık ve sevinçlerle dönen 1,5 milyon Türk'ün anılarına ne oldu? Kimse kısırdöngü suçlama paronayasına kalkışmasın.

GÖZLER ABD'DE

Birileri adına başkalarını suçlamak çok kolay. Suriye sürecine bağlı olarak son iki yılda yaşananlara doğru bir bakış açısıyla bakanlar gerçek fotoğrafın içeriğini görmeli ve anlamlandırmalı. 'Yandaş ve mandaş' olmanın anlamı yok artık. Bu saatten sonra 'bu ya da şu suçlu' demenin de değeri yok. Reyhanlı'da suçluyu bulmak da işe yaramayacak. Bu PKK ile 30 yıllık savaş sonrasında birilerinin suçlu aramasına benzer. Suriye-Türkiye gerginliğinde 'ne olacak' diye 30 yıl beklemenin yararı yok. Her şey ortada. Suriye ve Türkiye 1998'de benzer krizi atlattı ve 2000-2010 döneminde kimsenin hayal edemeyeceği dostluklar kurdu. Ekim 1998'de Öcalan'ı sınırdışı eden Suriye 10 yıl sonra Türkiye ile 'Şamgen' anlaşmasını imzalamış ve sınırları kaldırmıştı. Suriye ile dostluğu Türkiye'ye Arap âleminin kapılarını açmış ve inanılması güç stratejik kazanımlar sağlamıştı. Öyle devam etseydi bu coğrafyada Araplar, Acemler, Türkler, Kürtler, Şiiler, Aleviler, Sünniler, Süryaniler ve başkaları dost olup tarihsel bir zafer elde edeceklerdi. Ama olmadı.
Neden mi? Her şey ortada. Peki ders çıkaran var mı? O da kuşkulu. Peki ne olacak? Umarım Irak'taki gibi olmaz. Saddam'ın diktatör olması ya da kim olduğu hiçbir şeyi değiştirmez. Irak'ın hali ortada.. 'Demokrasi' uğruna ölen bir milyondan fazla insan ne olacak? Milyonlarca sakat, dul ve yetim..
8 yıl süren ve bir milyondan fazla Müslüman'ın ölümüne neden olan Irak-İran savaşanı hatırlayan var mı?
Libya'da durum ortada.
Mısır'da Mübarek'in gitmesi ve yerine Müslüman Kardeş Mursi'nin gelmesi inanın hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Değiştirmez çünkü Mısır'da söz sahibi olan yine ABD. Tıpkı 30 yıl Mübarek döneminde olduğu gibi. Tıpkı 30 yıl Tunus'ta, 70 yıldır Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinde olduğu gibi. Tıpkı Şah döneminde İran'da olduğu gibi. Türkiye'nin durumuysa ortada. Herkes Erdoğan-Obama görüşmesini bekliyor.

<p>Küresel ısınma ve iklim değişikliği artık inkar edilemez bir  seviyede ancak ne yazık ki bu konud

İklim değişikliğindeki büyük tehlike

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu