• $7,3608
  • €8,9521
  • 436.355
  • 1536.11
06 Ekim 2012 Cumartesi

Karışık işler

Bu coğrafyada iki temel kural var:
1- Herhangi bir ülkede yaşanan herhangi bir olay mutlaka dolaylı-dolaysız diğer ülkeleri etkilemektedir.
2- Bu coğrafyada olup biten herşey tüm dünyanın ilgisini çekmekte ve yakından ilgilendirmektedir.

Son örnek Suriye-Türkiye gerginliği.. Şöyle ki; Çarşamba günü Akçakale'de bir kadın ve dört çocuğu Suriye tarafından gelen bir havan topu mermisi ile öldüğünde dünya medyası Halep'teki Kaideciler'in patlattığı bomba yüklü üç araçla ilgileniyordu. 70 kadar insan ölmüş ve 200 kadarı yaralanmıştı. Ancak Ankara 'Akçakale'ye misilleme olarak Suriye mevzilerini bombaladık' açıklaması yapınca tüm dünya medyasının gözü ve kulağı Türkiye'ye yöneldi. İçerde ise haber televizyonlarının tümü canlı yayına başlayarak tansiyonu yükselti. Televizyonlara çıkan bazı meslektaşlarımız ve strateji uzmanları salyaları akarak savaş çığırtkanlığı yapıyordu. Oysa stratejik bakış açıları  olsaydı bu bayan ve beyler bu savaşın olmayacağını ve olmasına izin verilmeyeceğini bilmeleri gerekirdi. Nitekim de öyle oldu ve bu zatların sevinçleri kursaklarında kaldı. Çarşamba akşamından itibaren kıyameti koparanlar dün Suriye-Türkiye krizi ile ilgili bir tek kelime söylemez oldular. Yani gündem aniden değişti. Çünkü Batı'nın hesapları ile Türkiye'nin hesapları asla uyum içinde olmaz. Hatırlayın daha geçenlerde Başbakan Erdoğan, Fransa ve Almanya'yı PKK'ye destek vermekle suçluyordu. Oysa Bakan Davutoğlu bu iki ülkenin Dışişleri Bakanları ile telefon görüşmeleri yapıyor ve Suriye konusunda destek istiyordu. İlginç bir durum. Reel politika denilen garip kavram bunu gerektiriyordu. Tıpkı herşey ve herkese rağmen Ankara'nın Suriye muhalafetine desteğini sürdürmesini gerektirdiği gibi. Oysa İstanbul'da kurulan Suriye Ulusal Konseyi denilen örgütün artık esamesi bile okunmuyor. İçeride ise muhalefet adına yalnızca silahlı gruplar kalmış. Bu gruplar içinde en etkin olanları 'dinsel söylemi' ağır basan ve giderek Kaide ve benzeri ideolojik, siyasal ve askersel yapılara yanaşan gruplardır. Bunların ise bir tek ortak hedefi var ''Alevi Esad'tan kurtulmak''. Bunun için de her yola başvurmaktadırlar. Tehdit, şantaj, adam kaçırma, işkence, tecavüz, suikast, devlet kurumlarını havaya uçurma ve son olarak toplu katliamlar ve intihar eylemleri. Demokrasi, özgürlük, insan hakları, kadın hakları ve benzeri kavramlar onların gündeminde değil ve hiç bir zaman olmadı. Durum böyle olunca Suriye halkından hiç bir şekilde destek almadılar, alamadılar. İşte bu nedenle de dışardan aldıkları bunca desteğe rağmen iktidarı deviremiyor ya da sarsamıyorlar. Böyle bir başarısızlığın karşılığında bu grupların yapabileceği bir tek şey kalmıştı: Provokasyon.  Provokasyon ise 'Arap olmayan ' Türkiye'yi direkt olarak savaşın içine çekmektir. Akçakale'deki olaya bu açıdan bakılabilir. Tel Abyad sınır kapısını ele geçiren bu silahlı gruplar 10 kilometre ötedeki Suriye ordusu ile çatışıyor. Bu çatışmalar sırasında top mermileri Akçakale'ye düşüyor ve  ölümlere neden oluyor. Bu top mermilerinin kim tarafından atıldığı ya da kasıtlı atılıp atılmadığını bilemiyoruz. Ben ise her iki olasılığın geçerli olabileceğini düşünüyorum. Yani silahlı gruplar Türkiye'yi savaşa çekmek için bu mermileri atmış olabilir. Batı medyası bu ihtimale dikkat çekiyor. Aynı zamanda sınırın sıfır noktasında mevzilenen silahlı gruplarla savaşan Suriye ordusunun attığı top mermilerinden bazıları yanlışlıkla Akçakale'ye düşmüş olabilir. Yani Suriye ordusunun bilerek, hesaplayarak ve bilinçli olarak Akçakale'yi bombalama ihtimali bana göre neredeyse sıfır. Çünkü içerde iç savaşla meşgul bir Esad'ın özellikle uçak gerginliğinden sonra böylesi riskli bir provokasyona yeltenmeyeceğini herkes bilir. Üstelik bu olay öncesinde bölgede iki önemli gelişme yaşanmıştı:

1- Türkiye dostu Katar Şeyhi Hamed, Arap ülkelerinden Suriye'ye yönelik askeri operasyon düzenlemesini istedi.
2- İki gün sonra yine Türkiye dostu Suudi Kraliyet ailesinin sahibi olduğu Elarabiye televizyonu çok gizli dediği belgeler yayınlıyor ve Suriye istihbaratının 22 Haziran'da düşürülen Türk uçağının iki pilotunu canlı yakaladığını ancak daha sonra öldürdüğünü iddia etti.

Akçakale olayı ise bu iki ilginç gelişmeden sonra ve Suriye ordusunun Halep'teki silahlı gruplara yönelik kapsamlı saldırı başlattığı gün yaşandı.

<p>İstanbul'da kaçak yollarla ülkeye sokulan oyuncakların bulunduğu depoya baskın düzenlendi. Bağcıl

Kaçak oyuncak deposuna baskın anı görüntülendi

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!

''Eren-4 Karlıova-Varto'' ve ''Eren-5 Bagok'' operasyonları başlatıldı! İşte ilk kareler