• $7,3899
  • €8,9818
  • 440.774
  • 1546.71
26 Şubat 2011 Cumartesi

Kaos

İlk önce Tunus halkı ayaklandı. Seri sonu Ortadoğu uzmanları, bunun bir isyan olduğunu ve işe yaramayacağını ısrarla söyleyip durdu. Bin Ali kaçınca da bu kez aynı uzmanlar ülkenin bir kaos yaşayacağını ve Bin Ali'nin ağzıyla konuşarak İslamcıların iktidara geleceği yaygarasını kopardılar. Geçen süre bu uzmanların hiçbir şey bilmediğini kanıtladı. Çünkü Tunus'ta kaos olmadı ve İslamcılar iktidara gelmedi. Tıpkı Mısır'da olduğu gibi. Çünkü Mübarek de Bin Ali gibi halkı ve Batı'yı korkutmak amacıyla 'Ben gidersem İslamcılar gelir'' diyordu. Oysa Mısır'da da İslamcılar gelmedi ve şimdilik her şey normal gelişiyor. Yani Tunus ve Mısır halkı tüm iç ve dış engellemelere rağmen devrimlere sahip çıkıyor. Tıpkı Libya halkı gibi... Hem de Kaddafi'nin bildik tehdit ve katliamlarına rağmen. Bunu gören Kaddafi de tıpkı 'sabık ve sakıt' Mübarek ve Bin Ali gibi 'Ben gidersem Kaide gelir'' demeye başladı. Meğer bu Kaide denilen mistik örgüt neymiş de bizim haberimiz yok. Hadi bizim haberimiz yoktu peki ülkeyi demir yumrukla yöneten Kaddafi'nin istihbarat örgütleri ne yapıyordu?
Çaresiz ve zavallı faşist ve dikta iktidarlar.
Kaddafi kendi yalanlarına inanıyorsa Sırbistan ve Afrika'dan getirdiği katilleri kendi halkı üzerine sürmek yerine demokratik seçim yaptırır ve Kaide'cilerin güçlü olup olmadığından emin olabilirdi. Ama Kaddafi'nin tıpkı Mübarek ve Bin Ali gibi kendi halkına hiçbir saygısı yok ve hiçbir zaman da olmadı. Tıpkı Arap ülkelerindeki diğer faşist ve katil diktatörler gibi. Oysa sorun çok basit ve kolay olabilirdi. Yani bu diktatörler aptalca hayaller, kişisel hırs ve çıkarlar yerine kendi halklarının istek ve özlemlerine saygı göstermiş olsaydılar bu ülkelerin hiçbirinde hiçbir sorun olmazdı. Kaddafi 42 yıl yerine 420 yıl iktidarda kalabilirdi. Bir düşünün yıllık petrol geliri 50 milyar dolar olan bir ülke var ama 5 milyonluk nüfusu sefalet ve daha önemlisi onursuz bir şekilde yaşamaktadır. Bu de yetmiyor 42 yıldır iktidarda bulunan Kaddafi, bu dünyadan göç etmeden önce iktidarı 8 oğul ve bir kızına devretmeyi planlıyor. Diğer ülkelerdeki durum bundan farklı değil. Yani Tunus, Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn, Fas, Cezayir ve diğer ülkelerdeki halkalar yalnızca açlık, işsizlik ve sefalete karşı ayaklanmıyor aynı zamanda kendi ve çocuklarının onurları için sokaklara dökülüyor. Yani bu devrimlerin ideolojisi onurdur. Onuru olmayan siyasal bir ideolojinin ise hiç kimseye yararı olmayacaktır. Onun için hiç kimsenin endişesi olmasın. Tunus, Mısır, Libya ve diğer tüm ülkelerdeki devrimlerin yaratacağı koşullar faşist iktidarların oluşturduğu ortamlardan bin kat daha olumlu olacaktır. Herkese düşen görev ise bu devrimleri sahiplenmektir. Çünkü amaç demokrasi ise o zaman bu ülkelerdeki halkların iradesine saygı gösterilmelidir. Daha açık bir ifadeyle Tunus, Mısır, Libya ve diğer ülkelerde yapılacak demokratik seçimlerde o ülkelerin halkları kimi seçerse seçsin herkes o iradeye saygı göstermelidir. Yani halk 'İslamcıları' seçti diye hiç kimse Hamas olayında olduğu gibi bu ülkelere düşman kesilmemelidir. Böyle düşünen varsa o zaman yanlışlığı kendinde aramalıdır. İşte Türkiye. Klasik sol ve sağ partiler bunca yanlışlık yapmamış olsaydı belki de Türk halkı AK Parti'yi seçmeyecekti. 2002 öncesinde AK Parti'yi 'İslamcı' ve 'tehlikeli' olarak niteleyenlerin şimdi söyleyecek hiçbir sözleri kalmadı. Hala aynı şeyi düşünenler varsa o zaman yanlışlığı kendilerinde aramalıdırlar. Çünkü sonuçta AK Parti'yi seçenler Türk halkının geniş kesimleridir. Aynı şey Tunus, Mısır, Libya ve diğer Arap ülkelerinde yaşanırsa aynı çevreler şikayet yerine bu halkların neden İslamcıları seçtiklerini doğru bir şekilde analiz etmelidirler. ABD ve Batı destekli halk düşmanı faşist iktidarlar olmasaydı belki de bu ülkelerde İslamcıların yükselişi yaşanmayacaktı. İşte temel gerçek de budur. Belki de bu nedenle Batı şimdi de Arap ülkelerinde iktidara gelebilecek İslamcılarla diyalog olanaklarını arıyor ve 'uyumlu' olmaları durumunda kendileriyle işbirliği yapabileceklerini söylüyor. Büyük sınav da budur. Çünkü ülkelerinde önemli siyasal figürler durumuna gelecek olan İslamcılar, Filistin sorunu çözülmeden ABD ve Batı ile hiçbir şekilde 'dost' olamayacaklardır. Olduklarında da kendi halklarının gözünde ve gönlünde sıfırlanacaklardır. Umarım ABD ve Batı da bu gerçeği bilerek İsrail'e baskı yapar, Filistin sorununu çözer ve İsrail-Arap barışını sağlar. Bu olmadığı sürece Arap ülkelerinde iktidara kim gelirse gelsin ve ne kadar uyumlu olursa olsun, ABD ve Batı bu gelişmelerden hiçbir şekilde yararlanamayacaklardır. Tabii klasik pis oyunlarına başvurmazlarsa.
Unutulmamalıdır ki ABD ve Batı şimdi düşman ilan ettiği radikal İslamcıları bir zamanlar Sovyetlere ve komünistlere karşı kullanmıştı.

<p>Aşı olan vatandaşlarımızın sayısı 1 milyon 250 bini geçti.  Aşılama yapılacak grupları Sağlık Bak

6,5 milyon doz aşı Türkiye'de... Aşı planlaması nasıl olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor

Dünyayı şok eden iddia! ''Yolcu uçağı lazer silahıyla vurularak düşürüldü!''