• $7,4766
  • €9,0458
  • 441.67
  • 1556.77
01 Eylül 2012 Cumartesi

Kamp

Dünkü Milliyet'te çizdiği karikatürle Haslet Soyöz, Apaydın Kampı'nı Kapkara olarak nitelemiş.
Öyle olmasaydı yani o kamp şeffaf, aydın ve insani olsaydı vekiller o an oraya girebilirdi. Suriye'de olayların başladığı daha ilk günlerde kurulan o ve benzeri kamplarda Suriye'den kaçan ya da kaçırılan askerler barınmaktadır. Bu karargah niteliğindeki kamplarla ilgili Batı medyasında yüzlerce haber yayınlandı. Bu haberlere göre Hür Suriye Ordusu militanları buralarda eğitilmekte ve eğitildikten sonra silahlandırılarak Suriye'ye gönderilmektedir.
Son dönem Hatay sınır bölgesinden kaçak olarak Suriye'ye giren Türk ve yabancı meslektaşlarımız da Hür Suriye Ordusu militanları ile birlikte oralara gitmiş ve bazıları da yakalanmıştır. Bazı Türk ve yabancı gazeteciler ise özel izinlerle Apaydın Kampı'na girerek Hür Suriye Ordusu komutanları ile röportajlar yapmışlardır. Hür Suriye Ordusu komutanları da hemen hemen her gün Katar'ın El-Cezire, Suudiler'in El-Arabi'ye ve diğer Arap ve yabancı televizyonlarına telefonla bağlanarak Antakya'daki varlıkları ve faaliyetleri ile ilgili detaylı bilgiler vermektedirler. İstanbul'da yapılan ve yaklaşık 80 ülkenin katıldığı Suriye'nin Dostları Toplantısı'na Antakya'dan çağrılan Hür Suriye Ordusu komutanlarına da 'Devam edin biz sizin arkanızdayız' denildi. Yani Hür Suriye Ordusu kamplarının Hatay bölgesinde olduğunu ve bu ordu militanlarının buralardan Suriye'ye girip çıktığını bilmeyen yok. Kaldı ki Hür Suriye Ordusu'nun internet sitesine bakanlar tüm bu detayları görebilir. Adamlar resmen ve net olarak yalnız bu sitede değil tüm televizyon, radyo ve diğer medya araçlarında, 'Antakya'dayız orada eğitiliyoruz ve oradan Suriye'ye girip çıkıyoruz' diyorlar.
Özetle Hatay'daki kamplarla ilgili durum bu kadar net iken bu konuyu tartışmanın anlamı yok. Yani vekillerin bu saatten sonra o kamplara girmesinin fazla bir anlamı olmayacaktır. Çünkü bu işin özünde Arap ülkesi olarak Ürdün, Lübnan ve Irak bile bu kamplara izin vermezken Arap olmayan Türkiye bu görevi üstlenmiştir. Asıl sorun da budur. Ama ortada başka bir sorun daha var. Bu sorunun da detaylarını Bakan Ahmet Davutoğlu'nın önceki gece BM Güvenlik Konseyi'ndeki konuşmasının detaylarında bulabiliriz. Çünkü Sayın Bakan BM ve bazı müttefik ülkelerin hem mülteciler hem de genel olarak Suriye konusundaki ilgisizliğinden şikayet ediyordu. Çünkü Sayın Cemil Çiçek'in deyimiyle Suriye konusunda 'Türkiye'ye gaz verenler', Türkiye'yi yarı yolda bıraktılar. Bunun böyle olacağını aylar önce yazmıştım. Yani Suriye konusunda çok ileri bir inisiyatif ve rol üstlenen Ankara şimdi hem içte hem de dışta zor durumda. Çünkü Ankara'nin tüm çaba ve uğraşlarına rağmen Batılı müttefik ülkeler ne tampon ne de uçuşa yasak bölge fikrine sıcak bakmadılar ya da Rusya'nın bildik tavrından dolayı bakamadılar.
Durum böyle olunca mülteciler ve Hür Suriye Ordusu ile ilgili kendine göre hesap yapan Ankara çaresiz ve tek başına kaldı. ABD'nin talimatı ile hareket eden ve Libya ile Suriye'deki savaşa milyarlarca dolar harcayan Suudi Kral ve Katarlı Şeyh bile Türkiye'deki mültecilere gerekli ilgiyi göstermiyor. Çünkü onlar ve patronları insani konularla fazla ilgilenmezler. Belki de bu nedenle Bakan Davutoğlu harcanan parayı telaffuz ederek kızgınlığını dile getiriyordu. Çünkü mülteciler için yüz milyonlarca dolar harcayan Ankara mültecilerle ilgili hiç bir planını geçekleştiremedi, bu sivil ve asker mültecilerden kaynaklanan problemlerin önüne geçemedi.
Arap ve Batılı müttefikler ise bunu hiç umursamıyor. Belki de plan başından beri böyleydi! Yani Türkiye, Suriye sorununda direkt taraf edilecek ve bu sorunun tüm dolaylı-dolaysız yakın ve uzak tüm yansımalarından etkilenecektir. Gelişmelere bakılırsa plan iyi işliyor. Derhal önüne geçip Türkiye'ye daha fazla zarar gelmesini önlemek gerek.

<p>Terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlarda büyük başarılar elde güvenlik güçleri, aynı kararlılığ

Terör örgütü PKK'ya sınırda nefes kesen operasyon! Finans kaynağına büyük darbe vuruldu

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beyaza bürünen İstanbul'dan kar manzaraları

Rıdvan Dilmen: Beşiktaş şampiyonluğa inanmış