• $7,3569
  • €8,9475
  • 438.656
  • 1537.13
14 Ağustos 2012 Salı

İki boyut

Paris'te toplanan 100 kadar ülke temsilcisi  komşu İspanya'daki ETA'ya 'Her türlü yardım yapacağız' deyip tüm olanaklarını seferber etmiş olsaydı belki de bugün İspanya diye bir ülke kalmazdı. İşte bu nedenle uluslararası ilişkilerde yeni bir denge oluşmazsa Suriye'deki sorun asla bitmeyecektir. Yani Suriye'nin muhalefetine destek kararı alan 100 ülke Esad'ı asla rahat bırakmayacaktır. Yani şimdiki süreç nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın biz Suriye konusunu yıllarca konuşacağız.
***
Tıpkı Irak sorununu 1991'den sonra konuştuğumuz gibi. Tıpkı Irak'ı 2003 işgalinden bu yana konuştuğumuz ve hep konuşacağımız gibi. Çünkü hiç kimse Suriye'de Esad yönetiminin anti-demokratik, zalim, gaddar olup olmadığını artık konuşmuyor. Tıpkı hiç kimsenin muhalefetin ne istediğini sorgulamadığı gibi. Çünkü bu muhalefetin tüm görüntü, söylem ve davranışlarında yalnızca silah sesi ve Allahu Ekber nidalarını duyuyoruz. Örneğin İstanbul'da kurulan Suriye Ulusal Konseyi'nin ne istediğini ya da nasıl bir Suriye amaçladığını duyan ya da bilen var mı? Özetle Suriye'de artık nedeni, gerekçesi ve detayları ne olursa olsun yalnızca kan ve gözyaşı var ve devam edecektir. Yani ister Esad gitsin ya da kalsın Suriye asla eski Suriye olmayacaktır. Şu anda bile ülkenin birçok yeri yıkım içinde ve 18 aydır devam eden ve devam edeceği kesin gibi görünen ambargo, halkı ve ülkeyi perişan etmiş durumda. Sosyal, etnik ve mezhepsel yapı ise kolay kolay giderilemeyecek yaralar aldı. Yani Esad gitse bile Sünnilerle Aleviler ya da aşiretler arası düşmanlık asla son bulmayacaktır. Hıristiyanlar ve diğer dinsel, etnik ve mezhepsel gruplar 'Allahu Ekber' diyerek iktidara gelecek bir yapıyı asla kabullenemeyeceklerdir. Bugün Irak'ta Şii-Sünni çatışmasında hala insanlar öldürülmekte ve ülkede neredeyse Hıristiyan kalmamıştır. İç savaş riski, Suriye için asla göz ardı edilmemelidir. Yani Esad güçleri kanlı çatışmalar sonrasında duruma hakim olamazsa ülkede mutlak olarak bir kırım olacak ve bu kırımda kimin kimi nasıl boğazlayacağını gelişecek yeni dengeler ve çıkarlar belirleyecektir. Böyle bir iç savaşın olası bölgesel yansımalarını ise artık tahmin edemeyen kalmadı. Yok Esad yine kanlı bir şekilde ayaklanmayı bastırır ve duruma hakim olursa o 100 ülke yenilgiyi kabullenmeyecek ve Suriye içinde sağ kalacak gruplara var olan yardımlarına devam edeceklerdir. Yani Suriye 30 yıldır PKK ile meşgul olan Türkiye gibi kendi 'terör' örgütleriyle savaşıp duracaktır. Ordusu, güvenlik güçleri ve devlet yapılanması Türkiye gibi güçlü olmayan ve 2500 kilometre kadar deniz ve kara sınırı olan Suriye bu tür örgütlerle ne denli ve ne süreyle baş edebilir ya da edip edemeyeceğini ise hiç kimse kestiremez.
***
Özetle Suriye asla eski Suriye olmayacak ve Suriye eski Suriye olmayacağı için de ne Lübnan, ne Irak, ne İran, ne Ürdün ne de Türkiye asla eskisi gibi olacak. Çünkü bu  bizim coğrafyanın temel özelliğidir. Bir ülkede bir sorun varsa mutlaka bu sorundan önce komşular, sonra çevre ülkeleri etkilenmekte ya da o sorunu etkilemektedirler. Bunun en belirgin kanıtı Filistin sorunudur. Osmanlı'nın çöküşünden ve 1947'de Filistin topraklarından bir İsrail devletinin kurulmasından bu yana bu coğrafyada yaşanan, yaşanmakta olan ve yaşanacak olan her şey aslında İsrail için ve İsrail'den  dolayıdır. İsrail ile bölgesel Kürt sorunu arasındaki ilişkiyi bilmeyen ve görmeyenler bölgesel analizlerinde hep yanılırlar. Belki de bu nedenle Türkiye hem PKK hem de Kürt sorunuyla ilgili analiz ve davranışlarında hep yanlışlıklar yapıyor. Olayın bu boyutunu da yarına bırakalım.

<p>'Dünyada bir pandemi gerçeği var. Türkiye'de pandemiyle mücadele ediyor. Ekonomik ve sosyal hayat

'Marketlerdeki etiket anarşisi önlenmelidir'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor

Başkan Erdoğan, Sosyal Atama Töreni'nde konuşma yaptı