• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
15 Şubat 2011 Salı

Gül ve demokrasi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Tahran'a giderken beraberindeki gazetecilere Mısır olaylarını değerlendirmiş ve 'Bu ülkede yaşananlar halkın birikmiş ve bastırılmış tepkisinin dışa vuruşudur. Sadece Mısır'da değil, bütün İslam dünyasında demokrasi ve reform yönünde değişime ihtiyaç var...'' demiş ve ''Mısır'da büyük bir medeniyet, onurlu bir halk var. Ama çürük bir sistemle güçlü devlet olunmuyor'' diye eklemiş.
Sayın Gül, AK Parti'nin iktidara geldiği Kasım 2002'den bu yana hep benzer vurgularda bulunuyor. Başbakan, dışişleri bakanı ve şimdi de cumhurbaşkanı olarak.

İşte size bir hatırlatma...
Dışişleri bakanı olarak 2 Haziran 2003'te Fikret Bila'ya konuşan Gül, 'İslam ülkelerinin bugünkü durumlarının nedeni bu ülkelerin rejimleridir. Sorun kapalı, şeffaf olmayan, çoğunlukla diktaya dayanan yönetim tarzlarıdır. Bugün İslam ülkelerinin geri kalmışlığının nedeni bu tür rejimlerdir. Krallık, emirlik gibi kapalı ve diktaya dayalı rejimler İslam ülkelerinin gelişmelerinin önündeki gerçek engellerdir. Bu gerçeği o ülkeleri yöneten liderlerin de görmesi gerekir'' demiş.

Sayın Gül, Milliyet'te yayınlanan bu sözlerinden 3 gün önce Tahran'da İKÖ Bakanlar Konferansı'na katılmış ve İslam ülkelerinde reform ve demokrasinin gereğini vurgulayarak önemli bir konuşma yapmıştı.

Ancak dışişleri bakanı olarak Sayın Gül ne Bila'ya söyleşisinde ne de Tahran'daki konuşmasında bölgedeki dikta liderlerin arkasında ABD ve Batı'nın olduğunu söylemişti. Sayın Gül bu sözlerini söylediğinde ise ben Beyrut ve Şam'da dolaşıyordum. O sıralar herkes Gül'ün olumlu tartışma yaratan bu sözlerini konuşuyordu. Çünkü Gül başbakanlığındaki Türkiye 1 Mart tezkeresini reddetmiş ve Türkiye tüm coğrafya halklarına ne denli onurlu olduğunu kanıtlamıştı. Bölge halkları ise Türkiye'nin bu tavrında kendi kurtuluşlarını görmüştü.

İşte bu nedenle Tunus ve Mısır olaylarını konuşurken ben hep bu ülkelerdeki insanların Türkiye'den ilham aldıklarını söyleyip duruyorum. Yani olay ''One minute'' ile başlamadı ve Mavi Marmara ile son bulmadı. Türkiye her şeyiyle bu coğrafyadaki halklar için bir model ülkedir ve büyük yanlışlıklar yapmadığı sürece bu coğrafyanın kaderini belirlemekte etkin ve başrol oynayacaktır.
Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.
İşte bu nedenle Cumhurbaşkanı Gül'ün İran ziyareti çok önemlidir. Geleneksel olarak takiyeleri ile ünlenen Acemleri bile uranyum konusunda ikna edebilen Başbakan Erdoğan'dan sonra şimdi de Cumhurbaşkanı Gül aynı Acemleri Türkiye'ye güvenmeleri ve Türkiye demokrasisini yakından izlemelerini dolaylı da olsa isteyecektir. Tahran'daki yöneticiler ve özellikle Başkan Ahmedinecad'ın etrafındaki 'kapalı kafalılar' Gül-Erdoğan-Davutoğlu üçlüsünün açılımlarından hoşlanmayabilir ama sonunda onlar da gerçekleri göreceklerdir.

Uzun sürebilir ama bu kaçınılmazdır.
Çünkü İran halkının %30'undan fazlısı Azeri yani Türk kökenlidir ve bunlarla birlikte İranlıların genel olarak yarısı Türkçe'yi konuşur ve anlar. İranlılar Türk televizyonlarını yakından izlemekte ayrıca bir milyondan fazla İranlı her yıl turist olarak Türkiye'ye gelmekte ve burada görüp yaşadıkları her şeyden kendilerine göre sonuç ve dersler çıkarmaktadırlar. Onlara göre 'Türkiye, İran'ın komşusu ve Türkiye'de de İran'da olduğu gibi 'İslamcılar' iktidarda''...

Eminim İran halkının büyük çoğunluğu Türkiye ile ilgili her haber okuyup duyduklarında kendi ülkeleri ile Türkiye'yi karşılaştırıyor ve  'Acaba hangi model daha iyidir'' diye soruyorlardır.
Bence bu sorunun yanıtını bir zamanlar 'Türkiye, İran olamaz'' diye slogan atanlar vermelidir.

İran'da bazı karanlık çevrelerin 'İran, Türkiye olamaz' bağrışmalarını duyar gibiyim.
İran'daki bu bağrışmalar tıpkı bir zamanlar Türkiye'dekiler gibi işe yaramaz. Çünkü tarihin kendi mantığı ve gerçekleri var. Tarih ise bizlere Acemlerin, Türklerin, Arapların, Kürtlerin ve diğer tüm ulus ve halkların binlerce yıldır bu coğrafyada birlikte yaşadıklarını anlatmakta ve karşılıklı güven, saygı, anlayışın egemen olmasıyla tüm sorunların bu coğrafya içinde çözülebileceğini kanıtlamaktadır.
Cumhurbaşkanı Gül'ün İran ziyaretinin sonuçları İranlı dostların tarihi okuyup iyi anlayıp anlamadıklarını gösterecektir!

<p>Nijerya açıklarında Türk gemisine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir denizci hayatını

Türk gemisine saldırının arkasında Fransa mı var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor