• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
12 Ağustos 2011 Cuma

'Görgü tanığı'

Bakan Davutoğlu'nun başarılı Şam gezisinden çılgına dönen medya çeteleri, bu başarıyı gölgeleme çabalarında sonuç alamayınca bu kez bu başarının önünü kesmeye yeltendi. Önceki gece bu medya çeteleri kendi aralarında anlaşarak 'Suriye tankları tekrar Hama'ya girdi'' türünden haber yaymaya başladı. Bakan Davutoğlu'na 'İşte bak Esad sana yalan söyledi'' demek istiyorlardı. Bizim medya da 'acil haber' başlığıyla bu haberi kendi seyircilerine ulaştırarak bölgesel ve uluslararası medya çetelerinin oyununa geldi. Bakan Davutoğlu geç saatlere kadar uğraşarak bu haberin yalan olduğunu herkese kanıtladı. İşte bu haber tezgahı ortada ne tür bir oyunun olduğunu yeterince kanıtlıyor. Peki haber nasıl uydurulup pazarlanıyor? Suriye'de olaylar başlamadan önce El-Cezire televizyonu onlarca Suriyeli 'muhalifi' Katar'a davet ederek nasıl 'görgü tanığı' olabilecekleri konusunda eğittikten sonra onlara özel şifreli cep telefonları, farklı ülkelerin sim kartları ve uydu bağlantılı telefonlar verdi. Bunlar da Suriye'ye dönerek hiçbir olaya tanık olmamalarına rağmen televizyonlara bağlanıp her şeyi kendilerinden istenildiği şekilde anlatıyorlar. Bazıları da Suriye dışından Suriye'de meydana gelen çatışmaları görmüş gibi anlatıyor. Bunların söyledikleri ise 'herkes' için haber oluyor ve bu haberler üzerinden Suriye'ye yönelik kampanya ve baskılar sürdürülüyor.
Bu olayın bir tek boyutudur.
Elbette Suriye'de olaylar var ve insanlar ölüyor. Neden ve nasıl ölüyorun yanıtı ise oldukça karmaşık ve zor. Çünkü başta söylediğim gibi ortada bir oyun var ve bu oyunda kimin eli kimin hangi cebinde olduğu belli değil ve olamaz. Örneğin Bakan Davutoğlu'nun son başarısını kıskananlar asla rahat durmayacak ve bu başarının önüne geçmek için her türlü provokasyona başvuracaklardır. Bu nedenle önümüzdeki günlerin çok önemli olduğunu söyleyip duruyorum. Bakan Davutoğlu olağanüstü bir duyarlılıkla önceki gecedeki yalanlara inanmayarak doğru davranmıştır. Bu ise Ankara'nın bu süreci farklı duyarlılıkla yöneteceğini kanıtlamaktadır. Bakan Davutoğlu bu duyarlılığa paralel olarak El-Cezire, El-Arabiye, Fransız, İngiliz ve benzeri 'çeteci' televizyonlara dokunamaz ama bu duyarlılığın tersine davranan ve Suriye konusunda sürekli provokatif ve düşmanca yayın yapan TRT-Arapça'ya bir şeyler söyleyebilir! Çünkü sonuca ortada bir medya savaşı var ve bu savaşta karşı taraf her türlü pisliği mubah görüyor ve bizim bu pisliğe misk-i amber dememizi bekliyor ve istiyor.
İşte bir örnek.
Kendi halkına karşı silah kullandığı gerekçesiyle Suriye'ye karşı savaş ilan eden ve bu ülkenin Türkiye tarafından işgal edilmesi gerektiği düşüncesini yaymaya çalışan İngiliz medyası her nedense kendi başbakanları Cameron'un söylemlerini gayet doğal karşılıyor. Cameron ülkesinde olaylar karşısında polisin yetersiz kaldığını ve yakında orduyu göstericiler üzerine salacağını söylüyor. Tabii göstericileri çapulcu ve tehlikeli olarak nitelendirmeyi de unutmuyor. Tıpkı Kasım 2005'te Sarkozy'nin yaptığı gibi. O da Paris'te ayaklanan insanlara karşı orduyu kullanmış ve onlarca göstericiyi öldürmüştü.
Hem de 'demokrasi' adına ve uğruna!
Herkes de ona ve Cameron'a 'helali hoş' olsun diyor ve demek zorunda. Çünkü doğruları yalnızca İngiliz ve Fransızlar söyler ve bilir!
İnanmayanlar 'Görgü Tanığı' Amerikalılara sorabilir!
'Yetmez' diyenler Suudi Kral ve Katar Emiri'ne sorarak emin olabilir. Çünkü onlar Kuran-ı Kerim üzerine yemin ederler.

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, koronavirüs aşısına dai

Bakan Koca paylaştı: Aşı uygulaması hakkında pratik bilgiler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Binbir derde deva mucize besin siyah turpun faydaları

Türkiye'nin ''en yüksek ayaklı viyadüğü'' Eğiste Viyadüğü'nde yüzde 22'si tamamlandı