• $12,5998
  • €14,2295
  • 728.184
  • 1779.85
19 Ocak 2013 Cumartesi

Gazeteci olmak

En son iki ay önce aramıştı, Suriye'deki gelişmelerle ilgili sohbet etmiştik. Haziran 2012'de Şam'a gidememenin üzüntüsünü yaşıyordu. Çünkü beni aramış ve Başkan Esad ile görüşmek istediğini söylemişti. Esad da Birand'ı duyunca 'Hemen gelsin' demişti. Esad'ın onayını ilettiğimde Birand çok sevinmiş ve başka meslektaşlarla birlikte Şam'a gitmeyi kabul etmişti. Hazırlıklara başlandı ama bir gün önce arayıp gidemeyeceğini söyledi. 'Neden' diye sorduğumda her şeyi anlattı. Peşinden diğer meslektaşlar da gidişlerini iptal ettiler. Bir düşünün, bir gazeteci, bir ülkenin liderinden randevu almış ve gelen baskılar üzerine gidememiş. Bu gazeteci Birand ise iş çok daha anlamlı. Nitekim baskılara boyun eğmeyerek Şam'a giden Utku Çakırözer ile sohbet eden Esad, Birand'ın gelemeyişine şaşırmış ve 'Birand gibi bir gazeteciyi hiçbir hükümet korkutmaz. Tam tersine hükümetler ondan çekinir' demişti. Utku Cumhuriyet'teki dünkü köşesinde bunu yazmış ve Şam'dan dönüş yolunda Birand'ın kendisini aradığını ve Esad ile görüşmesinden dolayı kutladığını anlatmıştı.
ESAD TELEFON AÇMIŞ
İstanbul'a döndüğümüzde Esad'ın kendisiyle ilgili söylediklerini ilettiğimde çok duygulanıp ve 'Ne olur benim adıma ondan özür dile' demişti. Çok samimi ve dürüsttü. Çünkü Esad'la çok samimi bir dostluk kurmuş, Esad da onu çok sevmişti. Nitekim geçen yıl ameliyat olduğunda Esad'ın ofisinden aranmış, ulaşılmadığı için başkanın geçmiş olsun dilekleri iletilmişti. Birand da başkanla konuşamadığı için çok üzülmüştü. İşte gazetecilik böyle bir iş. Her zaman sizi zorlayacak koşullarla karşı karşıya kalacağınız bir meslek. İlkeleriniz varsa zorlamalar daha da artar ve ağırlaşır. Çünkü toplumda ağırlığı olan gazeteciler bizim gibi ülkelerde her zaman iktidarların hedefi olur. İktidarlar bu tür gazetecileri yanlarında görmek ister ve bunu sağlamak için her yola başvururlar. Buna karşın ilkesiz gazeteciler iktidarların bu yönde bir talebi olmaksızın ya korkudan ya da alışkanlıktan biat ederler. Bunlara da genel tanım için dönek, yalaka ya da satılık denir. Son dönemde bunların sayısında ciddi artış gözlenmektedir. Bu ise gazetecilik mesleğinin en sevimsiz ve sinir bozucu tarafı.
TEMEL GÖREV NEDİR?
Çünkü gazetecinin temel görevi gözü ve vicdanıyla gördüklerini insanlara iletmektir. Uluslararası hukuk bu görevi yerine getirirken her zaman gazeteciyi korur. İnanmadığı ve doğru bulmadığı haber ya da yorumları yazıp anlatmak zorunda kalan ya da bırakılan, doğru bildiklerini yazamayan gazetecinin psikolojik durumunu anlamak, anlatmak pek kolay değil. Değil de kimin umurunda. Nasıl olsa başka meslektaşları gazetecilik adına her şeyi yapma hakkını kendilerinde buluyor, istenen her şeyi gönül rahatlığıyla yapıyorlar. Her zaman bu tür gazeteciler var olmuş ve olacaktır. Önemli olan sayıları. Ne yazık ki bizim coğrafyada bunların sayıları ha bire artıyor. Bunların sayısı arttıkça iktidarların işi kolaylaşır ama toplumların hastalıkları artar ve derinleşir. Hastalıklı toplumların bildik gazteciler tarafından yönlendirilmesi de çok daha kolay olur. Bizim coğrafyanın temel sorunu bu olsa gerek. Gazetecisi, aydını ve siyasetçisi sorunlu olan toplumlarımız bir türlü kendine gelemiyor. Çünkü herhangi bir nedenden kamburu olan ve dik duramadığı için ileriyi görmeyen gazeteciler ve aydınların hiçbir öngörüsü doğru olamaz ve olamadığı için de hep halkı aladatırlar. Halk gerçeği anladığında iş işten geçmiş oluyor. Bu hikaye hep tekrarlanıp duruyor. Çünkü her dönemin sayıları artan ya da azalan gazetecileri var. Bir zamanların saray şairleri gibi.

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

Omicron varyantının semptomları açıklandı

Zor şartlarda mangal kömürü üretip ailelerinin geçimlerini sağlıyorlar