• $7,5422
  • €9,0323
  • 411.169
  • 1538.04
17 Ocak 2012 Salı

Denktaş'ı severdim

1979'dan beri Kıbrıs'a gider gelirim. O tarihten bu yana rahmetli Denktaş'ı tanırım. Geçen süre içinde kendisiyle kaç kez görüştüğümü hatırlamıyorum ama son olarak 2010 Temmuz kutlamalarında karşılaşmış ve ayaküstü sohbet etmiştim. Ama cumhurbaşkanı olarak Denktaş ile son söyleşim yanlış anımsamıyorsam 2004 yılındaydı. Geleneksel soru olarak kendisine ''Yine BM Kıbrıs sorununu masaya yatırmaya hazırlanıyor'' dediğimde o müthiş zekasıyla 'Kıbrıs sorununu değil beni masaya yatırmaya çalışıyorlar'' dedi. Gerçeği söylüyordu. BM ve tüm Batılı ülke ve güçler her Kıbrıs görüşmesinde Denktaş'tan ve onun temsil ettiği ulusalcı düşünceden kurtulmaya çalışıyorlardı. Ama hiçbir zaman başarılı olamadılar. Hatta bir ara Denktaş'ın rakibi Mehmet Ali Talat cumhurbaşkanı olduğunda çok sevinmiş ve istediklerini elde edebileceklerini sanmışlardı. Ama 'Kıbrıs'ı satacak'' diye hakkında o kadar yaygara koparılan Talat Denktaş'tan daha fazla Denktaş'çı çıktı ve Kıbrıs halkının davasından hiçbir taviz vermedi.
BATI'YA HEP DİRENDİ
Yani bir kez daha Denktaş kazanmıştı. Ama buna rağmen Denktaş'ın, söylem ve davranışları her zaman tümüyle doğru değildi. Çünkü CTP'li ya da Solcu Talat'ın Annan Planı'na evet deme kampanyası da doğruydu. Belki de bugün KKTC uluslararası alanda birçok konuda haklı görülmesinin nedeni Ankara destekli Talat'ın bu adayı birleştirme politikalardır. Çünkü herkes Kıbrıslı Türklerin Nisan 2004 referandumuyla böylesi bir birleştirmeye evet dediğini biliyor ve Rumların haksız yere AB'ye alındığını da görüyor. Ama bizim için haklı davalarda 'uluslararası kamuoyu' dediğimizde Batılı ülkeleri bunun dışında tutmalıyız. Çünkü Batılı ülkeler bizim sorunlarımıza karşı hep kendi kamuoylarını yaratıyor ve bu da yetmezse BM ve benzeri kurumları kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak dünya kamuoyunu da yanlarına çekiyorlar. Yoksa hangi mantık Rumları AB'ye alabilirdi. Hangi mantık Kıbrıs gibi çok kolay bir sorunun şimdiye kadar çözülmesini engelliyor. Bir düşünün NATO, BM'yi de yanına alarak Libya'yı işgal ediyor ve 'demokrasiyi getiriyor'' ama Kıbrıs gibi küçük bir adaya müdahale etme cesaretini göstermiyor. İşte bu ve diğer handikapları gören ve sezen rahmetli Denktaş, Batılı tüm planlara karşı hep direndi ve her zaman haklı çıktı. Çünkü bağımsızlık Kıbrıs Türk halkının kaçınılmaz ve vazgeçilmez kaderidir. KKTC'de yapılan ve yapılmakta olan yüzlerce hataya rağmen Kıbrıslı Türkler, artık KKTC egemenliğinin dışında yaşayamazlar. Ben bile KKTC'ye gidip ev aldım ve egemenlik kavramı içinde yaşamaktan haz alıyorum. Kıbrıslı Türklerin bu egemenlik sorumluluğunu yeterince algılamadıklarını görüyorum.
TÜRKİYE SÖZ SAHİBİ
Kıbrıslı Türklerin ezici çoğunluğu Güney tarafına geçerek Rumların temsil ettiği AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik kartı ile pasaportunu aldıklarını biliyorum. Kıbrıslı Türklerle Türkiye'den giden Türkler arasında çok ciddi sorunlar olduğunu biliyorum. KKTC'de Türkiye'nin mutlak söz sahibi olduğunu da biliyorum. Ama bildiğim bir başka gerçek de KKTC artık asla Rumlara tabi bir toprak olamaz. Hellim peynirinin dışında Rumlarla ortak hiçbir özellikleri olmayan Kıbrıslı Türkler ve onları yönetenler bu bilinçle davrandıkları zaman mutlaka hedeflerine varacaklardır. İşte o zaman rahmetli Denktaş mezarında rahat uyuyacaktır. İşte o zaman rahmetli Ecevit ve Erbakan da  'Kıbrıs Barış Harekatı işe yaradı ve göze alınan tüm risklere değdi'' diyeceklerdir. Çünkü Türkiye'ye silah ambargosu uygulayan ABD ve Avrupalı ülkeler hala Türklerin 'Misakı Milli'' sınarlarının dışına çıkmasını içlerine sindiremiyor ve bunun intikamını almak için pusuda bekliyorlar. Tıpkı 60 yıldır Denktaş'ın ölümünü bekledikleri gibi. Ama o inatçı biriydi ve işini sağlama almadan gitmedi.

<p>Ermenistan üzerindeki küresel güç mücadelesinin uzun süreceğini söyleyen Altınbaş Üniversitesi Öğ

Ermenistan'daki durum kimi, nasıl etkileyecek?

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi