• $7,3084
  • €8,8375
  • 412.816
  • 1495.38
23 Nisan 2011 Cumartesi

Demokrasi bahane!..

Önemli bir Türk gazetesinde bir köşe yazarı geçenlerde ''Katar'ı eleştirmek kimsenin haddi olamaz'' diye yazıyor. Okuyunca kendimi Türkiye'de değil Katar'da sandım. Çünkü meslektaşımız Türkiye'nin Libya politikasını eleştiriyor ve eleştirdikçe de Katar'ı yüceltmeye çalışıyordu. Belki de yücelttiği şeyin ihanet olduğunu bilmiyordu. Çünkü Katar'ı yöneten emir hazretleri 1995'te babasına darbe yaparak iktidarı ele geçirmiş, ülkesinin her tarafını Amerikan üslerine açmış ve finanse ettiği El-Cezire televizyonu ile bölgemizi kargaşaya sürüklemek için her türlü pis oyunun içinde olmuş. Durum böyle olunca başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler hatta İsrail, Emir hazretlerini yüceltmekte ve onu eleştirenlere de 'haddiniz değil'' demektedirler.
Neyse dönelim esas konuya.
Bu ülke yani bir milyon nüfuslu (yarısından fazlası yabancı) Katar, Libya'nın işgali ve ikiye bölünmesi projesinde figüran rol oynamaktadır. Rolün figüran olması da çok önemli değil çünkü bu ülkenin Emiri kendisinden istenilen her şeyi yapmak durumunda ya da zorundadır. Libya, Suriye ve bölgenin diğer ülkelerinde demokrasi isteyen Emir hazretlerinin ülkesinde demokrasinin 'd'si bile yok. Yani bu ülkede seçim, meclis, anayasa ve demokrasi adına hiçbir şey yok.
Emiri eleştirmek ise Katar'ın 'özgür' basının haddi değil ve olamaz. Durum böyle olunca bu ülkenin ikiyüzlülüğü ile ihanetini eleştirmek bizim haddimiz olsa gerek. Çünkü bir Arap ülkesi olarak Katar'ın Batı ile birlikte Libya'da çok tehlikeli oyunlar oynadığı ortadadır. İlk günden itibaren söylediğim ve yazdığım gibi Büyük Oyun, Libya'da daha yeni başlıyor. Muhalefet güçlerine maddi ve siyasi destek veren Batılı emperyalist ve sömürgeci ülkeler şimdi de paralı askerlerini Libya'ya gönderiyor. Libya'yı daha biz çok konuşuruz... Çünkü demokrasi bahane, kaos ve soygun şahane...
Suriye'de de durum aynı...
Amerikan gazeteleri bile çıkıp 'CIA, Suriye muhalefetine yardım ediyor'' diyor ama bazıları hala bu ülkede demokrasi mücadelesinden söz ediyor ve orada da oynanmaya çalışılan büyük oyunu görmüyor, görmek istemiyor ya da görmesine izin verilmiyor...
Oysa her şey ortada ve çok net...
Sokağa dökülen insanlar, birtakım istekleri dile getirdiler. Başlangıçta istenmeyen gelişmeler yaşanmasına rağmen Başkan Esad bu isteklerin neredeyse tümünü karşıladı. Hükümet değişti, olağanüstü hal ve milli güvenlik mahkemeleri kaldırıldı, yeni basın ve seçim yasası hazırlandı, halka kötü davranan valiler ve güvenlik şefleri görevden alındı, insanların çalışma koşulları iyileştirilerek çalışanlara %30 zam yapıldı ve yolsuzluklarla mücadele etmek için özel bir yapılanmaya gidildi. Geriye bir tek şey kaldı o da siyasi partilere serbest çalışma izninin verilmesi. Anayasal değişiklikler yapıldıktan sonra da serbest seçimler gerçekleştirilecek.
O zaman insanlar, sayıları az da olsa, neden hala sokaklara çıkıyor?
Yine sayıları daha çok az olan bazıları halka karşı provokasyon yapıyor ve zaman zaman silahlı eylemlerde bulunuyor?
Her şey ortada... Libya'da olduğu gibi birileri Suriye'yi de büyük oyunun başka bir sahnesi olarak görüyor. Daha başka bir ifade ile Suriye büyük oyunun en önemli sahnesi. Önceki yazılarımda ve özel olarak yazı dizisinde bunun nedenlerini anlatmıştım. Ama en önemli neden: Suriye; Türkiye'nin komşusu ve dostu. İçte ve dışta bazıları bilerek ya da bilmeyerek bu dostluğu bozmanın peşinde. Oysa bu dostluğun sarsılması ve Suriye'nin Libya benzeri bir duruma sürüklenmesi, Türkiye'nin bölgesel projelerinin tümünü çökertir ama aynı zamanda bu dostluğun bozulmasına katkı sağlayanları da pişman ve perişan eder.
Yarın: Biraz da Bahreyn...

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 'Darbe bir insanlık suçudur. 28 Şubat'ı yaşadım, 28 Şubat'ın farkınd

Başkan Erdoğan'dan 28 Şubat mesajı: Darbe bir insanlık suçudur

Safranbolu'da 606 Mehmetçik kan bağışı yaptı

Dünyaca ünlü yönetmen Guy Ritchie Ayasofya ve Topkapı Sarayı'nı ziyaret etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (01 Mart 2021)