• $7,3585
  • €8,9572
  • 437.339
  • 1536.11
20 Ekim 2012 Cumartesi

Dedim-dediler

Suriye olaylarının başladığı ve tırmanmaya başladığı daha ilk günlerde ne söylediysem hepsi doğrulandı.
Sıra ile gidelim:
Daha başlangıçta Suriye'deki kalkışmanın demokratik talepler için bir halk hareketi olduğunu söylediler. Ben ise bunun doğru olduğunu ancak kısa sürede silahlı ve mezhep içerikli bir savaşa dönüştürülmek istendiğini söyledim.
Esad'ın maksimum üç ay içinde devrileceğini söylediler ve ona göre hesap yapıp davrandılar. Ben ise dış müdahale olmadan iç dinamiklerle Esad'ın asla düşmeyeceğini ısrarla söyledim.
Başta ABD olmak üzere Batı'nın Libya benzeri bir saldırı ile Suriye'ye müdahale edeceğini söylediler ve ona göre hazırlık yaptılar. Ben ise Rusya ve Çin'in bilinen tavrı ile bu müdahalenin asla olmayacağını söyledim.
100 ülkenin desteğiyle Özgür Suriye Ordusu denilen silahlı grupların Halep'i İkinci Bingazi'ye çevirebileceğine inanıp ona göre hazırlık yaptılar. Halep kökenli biri olarak ben bunun asla böyle olmayacağını defalarca anlattım.
***
Başta ABD olmak üzere tüm Batılı ülkelerin hatta zengin Arap ülkelerinin Türkiye'nin yanında olduğunu söylediler. Ben ise zaman gelecek bunun böyle olmadığını herkes görecek dedim. İşte o zaman şimdi. Çünkü bu ülkelerin hiç biri şimdi Türkiye'nin yanında değil. Hatta Batı medyası Türkiye'yi, Özgür Suriye Ordusu'na bağlı silahlı gruplara ve Kaideci militanlara yardım etmekle suçluyor.
22 Haziran'da Suriye'nin düşürdüğü uçakla ilgili kıyamet koparıldı ve neredeyse Suriye'ye savaştan söz ettiler. Ben ise bu köşede uçakla ilgili önemli gerçekleri yazdım. Bugün ise hiç kimse konu ile ilgili bir kelime bile yazmıyor ve konuşmuyor.
Benzer şey Akçakale olayında oldu. Herkes Suriye'nin provokasyonundan söz etti ve bunu gerekçe göstererek Suriye'ye savaş ilan edilmesinden söz etti. Ben ise Türkiye'den sızarak sınır karakolları ve gümrük kapılarını ele geçiren silahlı gruplarla Suriye ordusu arasında yaşanan çatışmalarda bazı top mermilerinin Türkiye'ye düşmesinin normal olduğunu söyledim.
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt bölgelerinde PKK'nın Suriye uzantısı PYD'nin kontrolü ele geçirmesi durumunda Türkiye'nin askeri müdahalede bulunacağını söylediler. Ben ise bunun mümkün olmayacağını nedenleri ile birlikte anlatıp durdum.
***
İran'ı Şii olduğu için 'Alevi' Esad'ı desteklemekle suçlayanlar zaman zaman da 'reel politik' gerekçelerle Tahran'ın Şam'dan vazgeçebileceğini söyleyip durdular. Ben ise bunun bir temenniden ibaret olmanın ötesine asla geçemeyeceğini söyledim ve İran'ın tüm bölge hesap ve denklemlerinde en önemli ülke olduğunu söyleyip durdum. Suriye sorununun ancak İran ve Türkiye'nin birlikteliği ile çözülebileceğini hep vurguladım.
Suriye'de siyasi ya da askeri çözümün mutlaka Esad'sız olacağını başından beri söylediler ve bunun gerçekleşmesi için her yola başvurdular. Ben ise başından beri Esad'sız hiçbir çözüm olmayacağını söyledim ve bunun nesnel ve objektif nedenlerini anlatıp durdum. Bugün ise artık herkes Esad'la geçiş döneminden söz etmeye başladı.
***
Bölgesel ve uluslararası gerçekleri gözardı ederek Suriye sorununu yalnızca ABD ile çözebileceklerine inandılar ve öyle davrandılar. Ben ise bunun kara cahillik olduğunu söyleyip durdum.
Şimdi 20 ay sonra yorumu siz değerli okuyuculara bırakıyorum. Ama Suriye'de ölen, yaralanan ve perişan olan insanların hesabını kim verecek acaba?

<p>Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, hükümet krizini aşmak için yarından itibaren parlamentoda temsil

İtalya'da hükümet krizi... Conte gitti, şimdi ne olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Diyarbakır'ın ''çılgın projesi''ndeki ilerleme üreticiyi sevindirdi

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı