• $8,1524
  • €9,7244
  • 454.039
  • 1375.91
19 Mart 2011 Cumartesi

Çelişkiler

Batı'nın coğrafyamıza yönelik her türlü tutum, davranış ve eylemine kuşkuyla bakan biri olarak ben BM Güvenlik Konseyi'nin Libya ile ilgili kararına sevindim. Bu benim ve benim gibi düşünen tüm insanların çelişkisidir. Çünkü Batı bu davranışıyla bizlere ''İşte bakın ben olmazsam Kaddafi Libya halkını yok edecekti'' mesajını vermeye çalışıyor.
Arap ülkelerinin çelişkisi ise Arap Birliği'nin bu karara ön ayak olması ve desteklemesidir. Oysa bu ülke liderleri Kaddafi'den farklı değiller ve halklarına karşı hiçbir saygıları yok.
Batılı ülkelere gelelim. Daha aylar öncesine kadar Kaddafi'ye her türlü desteği vererek onunla geniş kapsamlı askeri ve ekonomik işbirliği anlaşmaları imzalayan Batılı ülkeler gecikmeli de olsa Kaddafi'nin iktidardan düşürülmesi amacıyla askeri yöntemlere başvurma kararı alıyor.
Son yıllarda bildik çadırını da alarak bu Batılı ülkeleri ziyaret eden Kaddafi ise şimdi bu ülkelere kafa tutuyor ve asla teslim olmayacağını söylüyor.
Bir de Türkiye'nin durumu var. Başlangıçta sessiz kalmayı tercih eden Ankara arada bir ''dış müdahalelere karşı'' olduğunu söylemekle yetindi. Ama Mübarek'e 'Hadi git'' diyen Ankara ancak BM Güvenlik Konseyi kararından sonra benzer olmamakla birlikte Kaddafi'ye 'yeter'  demeye başladı.
Batılı ülkelerin hangi koşullarda Bosna, Kosova ve Irak'a yönelik benzer müdahalelerde bulunduğunu hatırlıyoruz. 1991'de Türkiye'ye gelen Çekiç Güç 2003'te buradan ayrıldığında Kuzey Irak'taki Kürtler, devlet olma koşullarının tümünü sağlamış ve Irak işgal edilmişti.
Bosna'da ise Batılıların müdahalesi gecikince tüm dünya Sırp katliamlarını televizyonlardan canlı olarak seyretti. Kosova'da ise Batı'nın Rusya'ya karşı başka bir hesabı vardı.
Peki Libya'da şimdi ne olacak?
Yukarıda belirttiğim kendi çelişkime rağmen ben Batı'nın gecikmiş kararında samimi olduğuna inanmıyorum. Bu nedenle tüm gelişmeleri yakından izlemek gerekiyor. Çünkü hava ambargosundan sonra uçakları kullanamaz duruma gelen Kaddafi, Batı'ya yönelik tehditlerini unutarak ateşkes ilan etmek zorunda kaldı. Samimi olmayacağına inandığım Kaddafi her türlü yönteme başvurarak iktidarda kalmayı deneyecektir. Durum böyle olunca Libya'yı zor ve karanlık bir gelecek bekliyor demektir. Çünkü karada hala ağır silahlara sahip olan Kaddafi'nin kendi halkına karşı bu silahları kullanmaktan geri kalmayacaktır. Bu durumda Libya halkı da istemeyerek Batı'nın direkt müdahalesine sıcak bakmak zorunda bırakılabilir. İşte o zaman durum daha da karmaşık bir hal alacaktır. Böyle bir olasılık coğrafyamızda yeni bir Irak örneğini gündeme getirecektir. Özetle Libya'yı izlerken bugün Mısır'da yapılacak anayasayla ilgili referandumu göz ardı etmemeliyiz. Çünkü devrimi gerçekleştirenlerin büyük bölümü askerlerin desteğiyle önerilen anayasa değişikliklerine karşı. Bahreyn'deki Suudi Arabistan müdahalesi Körfez bölgesinde çok şey ifade ediyor. Başbakan Erdoğan bugün Suudi Arabistan'da giderek zor durumda olan ve bu zor durumu hükümet değişikliği ve maaş zamlarıyla atlatmaya çalışan Kral Abdullah ile bölgedeki gelişmeleri ve olası dengelerin olumlu-olumsuz yansımalarını konuşacak. Yemen'de ise Ali Abdullah Salih tıpkı Kaddafi gibi halkına karşı katliam yapmayı sürdürüyor. Ortadoğu denilen coğrafyamızda olaylar bizi 100 yıl öncesine yani Osmanlı'nın çökertilmesi dönemine götürüyor. Örneğin tam 100 yıl önce yani 1911'de İtalyanlar sinsi bir oyunla Libya'yı Osmanlı'dan almıştı. 96 yıl önce dün iseTürk, Arap, Kürt ve başkalarından meydana gelen Osmanlı kahramanları 'Çanakkale geçilmez'' demişti.

<p>RAMAZAN'IN İLK GÜNÜ YAĞIŞLAR ÇEKİLİYOR</p><p>Hafta başında Batı Karadeniz ve İç Anadolu'nu

Meteoroloji Uzmanı açıkladı... Ramazan'da hava durumu nasıl olacak?

Sahur sofranızda bunlar olsun!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Başbakanı Dibeybe'yi resmi törenle karşıladı.

Düzce'de denizin bir kısmı kahverengiye dönüştü