• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
29 Eylül 2012 Cumartesi

Beynelmilel

Televizyonlara konuşan Başbakan Erdoğan ABD Başkanı Obama'nın BM'deki konuşmasına kızarak İslam karşıtı film konusunda 'çok daha sert olmalıydı' dedi. Oysa Obama, Sayın Başbakan'ın Suriye ve PKK konusunda en çok güvendiği liderdi. Yine Sayın Başbakan önceki gün televizyon konuşmasında 'Batı ve özellikle Almanya ve Fransa terör sorununu çözmemizi istemiyor' demiş. Oysa yine Suriye konusunda Ankara'nın en provokatif müttefiği Fransa ve Almanya'dır. Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ise 'PKK konusunda ABD'nin istihbarat  desteği sınırlı' demiş. Oysa daha geçenlerde CIA Başkanı ile ABD Genelkurmay Başkanı Ankara'ya gelmiş ve PKK ile Suriye konusunda tam destek sözü vermişlerdi. Amerikalıların bu sözü yerine getirip getirmediklerini bilmiyoruz ama Başbakan Erdoğan'ın ABD ve Batı ülkelerinin tavırlarından pek mutlu olmadığı ortada. Tam da bu ülkeler Türkiye'yi Suriye konusunda yalnız bırakmaya başlamışken.
Durum böyle olmasaydı Sayın Başbakan BM Genel Kurulu'na katılır ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu gidip Ahmedinecad'a 'Kanın durması için Suriye'deki nüfuzunuzu kullanın' demezdi. Oysa Ankara 18 ay süreyle İran'ı 'mezhepsel dürtülerle hareket etmekle' suçlamış ve bu tavra karşı çağdışı Suudi Arabistan ve Katar gibi Sünni Vahabi Arap ülkelerini yanına alarak Suriye'de fiili müdaheleyi savunmuştu. İç ve dış medyaya bakılırsa Ankara'nın Suriye politikası artık çıkmazda. Ankara bu çıkmazdan kurtulmanın yollarını arıyor. Çünkü ta başından beri söylediğim gibi herkes Ankara'ya yalan söylemiş ve Ankara bu yalan rüzgarıyla cephenin ön saflarında yer almıştı. Şimdi ise durum giderek netleşiyor. Batılı ülkeler birçok bölgesel ve beynelmilel yeni denklemden dolayı geri çekilmenin hesabını yapıyor. Onların bölgesel işbirlikçileri yani Suudiler, Katarlılar ve benzerleri ise talimatla hareket ettikleri için artık Ankara'ya fazla uğramıyor.
***
Ankara'nın elinde kala kala 'Hür Suriye Ordusu' kaldı. O da tüm saldırı ve yıkıma rağmen ciddi bir varlık gösteremedi ve Suriye'den gelen haberlere bakılırsa artık zor durumda. Bu 'ordu'nun militanları ise 'Terk edildik, satıldık, kazık yedik' psikolojisiyle moralsiz ve çaresiz. Militanların durumu böyle olunca Ankara'nın hesapları karışıyor.
Ankara hem iç hem de dış politik hesaplarını gözden geçirmeye başlıyor. Çünkü bu iki boyut iç içe girmiş durumda. Örneğin Suriye konusunun son 18 ayda Türkiye'yi ve özel olarak hükümeti ne kadar zorladığı ortada. Çünkü geniş ve büyük medya desteğine rağmen Türk halkının ezici çoğunluğu hükümetin Suriye politikasına destek vermedi. CHP'nin sert muhalefetiyle sivil toplum örgütleri ve bazı meslektaşlarımızın objektif ve kararlı tavrı bunda büyük rol oynadı. Suriye konusunda sıkışan hükümet, belki de bu nedenle PKK konusunda yeni açılımlar peşine düştü. Başbakan Erdoğan'ın 'İmralı ile görüşmeler yine olabilir' demesinin arkasında belki bu gerçek var. Yani Sayın Başbakan yeni bir gündemle hükümeti Suriye konusunda rahatlatmak istiyor. Üstelik PKK konusu bir boyutuyla Irak ve İran kadar Suriye'yi ilgilendiriyor. Her ne kadar Sayın Başbakan 'Almanya ve Fransa'yı işaret ediyorsa da...
***
Peki bu durumda ne olabilir?
PKK ya da genel tanımıyla Kürt sorunu beynelmilel bir sorundur. Belki de bunun bilincinde olan Sayın Başbakan bu sorunu direkt muhatabıyla çözmeyi planlıyor. Muhatap ise Öcalan. Başbakan'ın 2005 Diyarbakır konuşması  sonrasında yazdığım birçok yazıda hep vurguladığım gibi bu sorunu çözebilecek bir tek kişi var o da Öcalan. Daha farklı ve net bir ifadeyle Ankara'nın PKK ile pazarlıklarında Öcalan tek başoyuncudur. Öcalan ise kendisini İmralı dışına taşımayacak hiçbir formüle asla onay vermez ve vermeyecektir. Yani  Öcalan 'Yeter artık 13 yıldır içerideyim ve çıkmak istiyorum' diyor ve diyecektir. Bu da kendi açısından gayet doğal bir istektir. Çünkü PKK'yı böylesi güçlü bir konuma getiren kendisidir. Başbakan Erdoğan ve Bakan Davutoğlu'nun söylemlerine de yansıyan bölgesel ve beynelmilel yeni koşullar ise PKK'yı daha da güçlü kıldığı için Öcalan kendi koşulunda çok daha ısrarlı olacaktır. Bakalım Talabani ve Barzani onu bu konuda nasıl ve ne kadar ikna edebilecekler. Sonuçta onlar da beynelmileldirler!

<h3>Siyasetin gündemi reform ve ittifak çalışmaları oldu. Peki muhalefet neden reform ve ittifak çal

Siyasetin gündeminde ne var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yurt genelinde yapılan huzur uygulamasında 2 bin 402 kişi yakalandı

İstanbul boğazında görüntülendi! Sakarmekeler martılarla beraber simitle besleniyorlar