• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
30 Ağustos 2011 Salı

Bayram yazısı!

Dünyanın en yüksek saat kulesi Mekke'de inşa edildi. Hem de 2002'de Suudi Kral'ın emriyle  yıkılan tarihi Osmanlı Ecyad Kalesi'nin enkazı üzerine. Suudiler bununla övünüyor. Kule ve etrafındaki 7 gökdelende bulunan otellerde kalabilmek için zengin Müslümanlar yarışıyor. Birilerine göre bu normal olabilir. Ama ben o kulenin Kabe ile resimlerini görünce içimi bir hüzün kapladı. Mekke'ye ilk gittiğimde de öyle olmuştum. Çünkü ben çok farklı bir kutsal ve tarihi  Mekke'yi hayal etmiştim. Suudiler o hayallerimi çok önceden yerle bir etmişlerdi. Şimdi de  Suudiler Kabe'ye tepeden bakmak ve baktırmakla  üstün olabileceklerini sanıyor. Tabii kafalarında başka kurnaz ve sinsi planlar yoksa! Vahabi Suudiler hep Osmanlı ve Türk düşmanı olmuşlardır. Kutsal toprakları Vahabi ideolojisi ile  yöneten Suud ailesi İslam ile ilgili tarihsel her şeyi yıkıp yerle bir etti. İşin acı tarafı da bunu İslam adına yaptılar. Nasıl olsa kutsal toprakların ve Mekke'nin sahibi onlar! Şimdi de 817 metrelik saat kulesi ve gökdelenlerle Kabe'ye tepeden bakarak büyük haz alıyor ve içlerindeki düşmanca duyguları dışa vuruyorlar.
1969'da ABD'nin direktifi ile kurulan ve bugüne kadar hiçbir işe yaramayan İslam İşbirliği Örgütü'nün de sahibi gibi davranan Suudiler kendi ülkelerinde yerleştirdikleri binlerce  Amerikan askeri ile kutsal topraklara ne denli saygılı olduklarını kanıtlıyorlar. Kendilerine saygısı olmayan Suudilerin 1,5 milyar Müslüman'a ve onların kutsal inanç ve sembollerine saygılı olması beklenemez. O gökdelenler ve saat kulesi mimari olarak harika olabilir ama Mekke ve Kabe'ye tepeden bakan anlayışı temsil ettikleri için çirkin ve iğrenç yapıtlardır. Tepeden aşağıya doğru yani Kabe'ye bakarak dua etmenin hiçbir anlamı olamaz. Asıl önemli olan Kabe'nin etrafında tavaf ederek ya da ona yaslanarak huşu içinde semaya bakıp dua etmektir. İşte bu nedenle ben hep Suudi yönetimini dünyanın en tehlikeli yönetimi olarak görürüm. Çünkü ABD ve Batı'nın en stratejik müttefiği olan bu yönetim sahip olduğu El-Arabiye televizyonu ile bölgeye demokrasiyi pazarlıyor. Oysa Suudi Arabistan'da demokrasi ve insan hakları adına hiç ama hiçbir şey yok. Çünkü Suudi Arabistan çağdışı bir ülkedir.
Suudi Arabistan'a benzeyen başka bir ülke de Katar. Katar  Emiri de Suud Kralı gibi sahip olduğu El-Cezire televizyonu ile bölge ülkelerine demokrasi pazarlıyor. Her tarafı Amerikan üsleri ile dolu Katar'da demokrasi adına hiçbir şey yok. 11 bin kilometrekarelik bir ülkecik olan Katar boyundan büyük işlere kalkışıyor. Tabii büyük müttefik ABD ve dostlarına (!) güvenerek. Katar bunların desteği ve sahip olduğu milyarlarca petrol ve gaz dolarları ile 2022 Dünya Kupası'na ev sahipliğini kazandı. Bununla yetinmeyen Katar Emiri ve sporla ilgilenen iki oğlu kendi adamlarını  FIFA başkanlığına seçtirmek istedi. Rüşvet işi ortaya çıkınca rezil oldular ama bu kez İstanbul'a rakip olarak 2020 Olimpiyat Oyunları'na talip oldular. Nasıl olsa milyarlarca dolarları var ve arkalarında kapı gibi ABD ve başka dostları var. Bakalım son elemelerde İstanbul ile baş başa kaldığında Katar Emiri ne yapacak? Bu sorunun yanıtını görebilmek için Eylül 2013'ü beklememiz gerek. Ama o zamana kadar da  ABD talimatıyla karanlık bölgesel görevler üstlenen Katar ve Suudi Arabistan belki de Türkiye'ye birçok kazık atmış olurlar. Çünkü şimdilerde Türkiye dostu gibi davranan bu ikili aslında çok tehlikelidir. Baksanıza Suudiler Kabe'ye tepeden bakıyor, Katarlılar  FIFA'ya rüşvet veriyor. Belki de yakında gelip Fenerbahçe'yi satın alırlar.

Not: İçten, samimi ve gerçek Müslümanların bayramını kutluyor herkese sağlık, barış, sevgi, dostluk ve esenlik diliyorum.

<p>Peki, yeni gelen aşılar nasıl uygulanacak? Toplum  Kovid-19’a karşı ne zaman bağışıklık kaz

Kısıtlamalar kalkıyor mu?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İşte Galatasaray'ın gündemindeki golcü oyuncular

Ankara'nın simgelerinden Kuğulu Park buz tuttu