• $7,5143
  • €9,0765
  • 443.347
  • 1525.58
13 Eylül 2011 Salı

Baharı severim

New York Times ve Washington Post gazeteleri Amerika'daki Yahudi lobilerine ve egemen çevrelere yakın iki gazete. Birinci BM Palmer Raporu'nu sızdırdı ve İsrail-Türkiye gerginliğini fitilledi. İkincisi ise Türkiye'nin Amerika'dan Predator casus uçakları alacağını yazdı. Bu uçakların PKK'ya karşı kullanılması olasılığını not eden gazete bunların İncirlik üssünde konuşlandırılacağını söyleyerek İran ve Suriye'ye karşı olabileceğini de ima etti. NATO'nun İran ve Suriye'ye karşı kullanılacak radarları da İncirlik'te yerleştirilecek. Kuzey Irak'taki Kürtleri korumak için 1991'de üç aylığına gelen Çekiç Güç de İncirlik'te kaldı ve ancak Irak işgal edildikten sonra buradan ayrıldı. İncirlik üssü hem Türkiye hem de bölge için çok tehlikelidir. Çünkü bu üsde onlarca nükleer bomba bulunmakta ve Amerika bu üsteki dinleme sistemleri ile başta İran ve Suriye olmak üzere tüm bölgeyi gözetlemektedir. Anlaşılan tüm bu sistemler yeterli gelmemiş ki şimdi ABD İncirlik'e NATO radarları ile Amerikan Predator'larını yerleştirmeye hazırlanıyor. ABD'nin  bunları PKK'ya karşı kullanacağını sananlar yakında nasıl yanıldıklarını görecekler. ABD'nin İncirlik ya da başka bir üs için planladığı her şey İsrail'i korumaya ve İran, Suriye ve Hizbullah'ı tehdit etmeye yöneliktir. İran, Suriye ya da Hizbullah füzelerinin NATO üyesi Bulgaristan ya da Almanya ile Fransa'yı vurabileceğini  düşünmek abesle iştigaldir. Bu füzeler olsa olsa İsrail için bir tehlikedir. İsrail 2008 sonunda Başbakan Erdoğan'ın barış projesini kabul etseydi bugün tüm bunları ve Küresel Terörizmle Mücadele Formu'nu konuşmamış olacaktık. Bayan Clinton'a göre Türkiye ve ABD bu formun ya da mekanizmanın eşbaşkanları olacak. Yine Clinton'a göre yaklaşık 30 ülkenin katılacağı bu mekanizmanın hedefinde 'Arap Baharı' yaşayan ya da yaşayacak ülkelerde yerleşmesi olası köktendinci teröristler olacak. Bu durumda böyle bir mekanizma Kahire'deki İsrail Büyükelçiliği'ne saldıran Mısırlı gençleri hedef alarak tasfiye edecektir... Oysa bu gençler Türkiye ve Başbakan Erdoğan'ın İsrail karşıtı politikasına destek vermek için bu eylemi yaptı. Peki bu durumda Türkiye mekanizmanın eşbaşkanı olarak ne yapacak? Benzer şekilde Erdoğan'ı en coşkulu şekilde karşılamaya hazırlanan Gazze'deki Filistinlilere ne olacak? Onlar da ABD ve İsrail'e göre köktendinci terörist olduklarına göre eşbaşkan olarak Türkiye ne yapacak? Bu örnekleri çoğaltabiliriz ama iş bununla da bitmiyor... Önemli olan Başbakan Erdoğan'ın Mısır ziyaretinin sonucudur. İsrail medyası bu sonuçlarla ilgili birçok senaryodan söz ediyor ve İsrail'in savaş hazırlıklarına dikkat çekiyor. Çünkü Erdoğan Mısır yönetimini ikna eder ve yanına alırsa belki de 1979'da imzalanan Camp David anlaşması iptal edilebilir. Bu ise İsrail-Mısır savaşı demektir. Aynı olasılık Türkiye-İsrail arasında söz konusu olduğuna göre ekonomik sıkıntı içinde olan İsrail yönetimi askeri harcamalarını artırmak zorunda kalacaktır. Böyle bir harcamayı  karşılamak için de İsrail belki de Güney Kıbrıs yönetimi ile birlikte Akdeniz'de doğalgaz çıkarma çabasını hızlandıracaktır. Kendi halkının ekonomik sıkıntısını bilen İsrail yönetimi savaş tamtamları ile halkı 'ortak düşman' Araplar, Türkler ve Acemlere karşı motive ve provoke etmeye başlayacaktır. Bu işe bir de BM'de kabul edilmesi beklenen Bağımsız Filistin devletinin ilan edilmesi eklenince işler daha da karışacak. Çünkü İsrail'in şımarıklıklarından bıkan ve kendi  ekonomik sıkıntıları ile meşgul olan Obama yönetimi Tel Aviv'e gereken mali ve askeri desteği sağlamayabilir. Ya da tersi olarak ABD ve tüm Batı her zaman olduğu gibi Mısır ve Türkiye'ye karşı savaşan İsrail'e mutlak destek verir ve olan olur bu bölgede. Neyin olacağının işaretlerini Başbakan Erdoğan'ın Mısır gezisi sırasında ve sonrasında hep birlikte göreceğiz. Ya her şey sakinleşir ve sanki hiçbir şey olmamış gibi davranırız ya da birilerinin felaket senaryolarını ne denli güzel yazdığını hep birlikte görürüz... Böylece Arap Baharı'nın ilk mi yoksa son bahar mı  olduğunu anlarız. Oysa ben hem ilk  hem de son baharı çok severim. Yeter ki Suudi Arabistan ve Katar'ın yapış yapış sıcağına ya da Batı'nın buz kesilen bildik soğuğuna dönüşmesin!

<p>Türk savunma sanayisi şirketi HAVELSAN kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer risklerin tespi

İHA'lara 'milli' dokunuş: Kimyasal riskleri de tespit edecek

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı