• $7,3498
  • €8,9418
  • 437.241
  • 1536.11
11 Aralık 2011 Pazar

Aynen bugün gibi...

Eisenhower Doktrini'nin ilan edilmesiyle bölgede çok hızlı, tehlikeli ve bugün yaşanmakta olanlara benzer gelişmeler yaşandı.
Ocak 1957: Lübnan Cumhurbaşkanı Şemun Amerikan doktrinini kabul ettiklerini ilan etti.
Nisan 1957: Komünist ve milliyetçi güçlerin baskısıyla Ürdün Kralı Hüseyin, doktrine karşı ilgisiz gibi göründü.
Şubat 1957: ABD; doktrine karşı çıkan Suriye'ye yönelik yeni bir kuşatma planını uygulamaya koydu.
Mart 1957: Irak ve Lübnan, bu plan gereğince Suriye'yle ilişkilerini gerginleştirmeye başladı.
Nisan 1957: Türkiye, Pakistan, Irak, Yunanistan ve İran doktrine destek verdiklerini ilan etti.
Nisan 1957: Türkiye; Suriye ile olan sınırına asker yığmaya başladı ve sınır boyunca bir milyona yakın mayın döşemeye başladı.
Nisan 1957: Bir dizi alt düzey görüşmelerden sonra İsrail Başbakanı Ben Gorion gizlice Ankara'ya geldi ve Başbakan Menderes ile görüştü. Konu Suriye'ye karşı ortak davranmaktı.
Mayıs 1957: ABD 5. Filo'yu Akdeniz'e gönderdi.
Ağustos 1957: Ürdün ve Irak Kralları Ankara'ya gelerek Menderes ile Suriye konusunu konuştular. Konuşmalara ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Henderson katıldı. ABD Bağdat Paktı üzerinden yani Türkiye, İran, Irak, Lübnan ve Ürdün üzerinden Suriye'de iktidarın değiştirilmesini ve ülkenin teslim alınmasını amaçlıyordu.
Ağustos 1957: Türkiye; Suriye sınırında askeri tatbikat başlattı.
Ağustos 1957: Şam; Türkiye, Fransa, İngiltere, Irak ve ABD'yi kendine karşı düşmanca davranmakla suçladı.
Eylül 1957: Suriye ve Mısır ile siyasi ve askeri ilişkiler kurmaya başlayan Moskova, Türkiye'yi 'Suriye'ye karşı tecavüz emelleri beslemekle'' suçladı ve Ankara'ya sert bir nota verdi.
Eylül 1957: Sovyet savaş gemileri Suriye'nin Lazkiye Limanı'na yanaştı. Sovyet ordusu da Türkiye sınırına yakın bölgelerde tatbikat başlattı.
14 Şubat 1958: Irak ve Ürdün İngiliz ve Amerikalıların teşvikiyle ortak bir birlik kurdu.
Şubat 1958: Suriye ve Mısır Birleşik Arap Cumhuriyeti adı altında birleştiler.
Mart 1958: ABD ve bölgesel müttefikleri Suriye ve Mısır'ı sıkıştırmak amacıyla yoğun bir çaba içine girdi. Bölge hızla gerginleşiyordu.
Mayıs 1958: Nasır Kıbrıs'ta İngiliz işgaline karşı mücadele veren Makarios'a destek verdi.
14 Temmuz 1958: Bağdat'ta ordu askeri bir darbeyle iktidarı ele geçirdi ve Irak'ı Suriye ile Mısır'a yanaştırdı.
15 Temmuz 1958: İncirlik'ten kalkan ABD uçakları Beyrut'a özel birlikler indirdi. Amaç Amerikan yanlısı Kamil Şemun yönetimini korumaktı. Sovyet tepkisiyle Amerikalılar, Lübnan'da hep devam edecek dinsel-mezhepsel düşmanlık ve savaşların tohumlarını ekerek iki hafta sonra çekildi.
17 Temmuz 1958: İncirlik ve o sıralar İngiliz işgali altında bulunan Körfez (Başta Katar ve Kuveyt olmak üzere) ülkelerinden kalkan İngiliz uçakları Ürdün'e asker indirdi. Amaç İngiliz yandaşı Kral Hüseyin'i komünist ve milliyetçi güçlerin ayaklanmasından korumak.
Ağustos 1958: ABD ve İngiltere Bağdat'taki yeni yönetimi devirmek için plan kurdu.
Eylül 1958: Sovyetler Birliği üç ülkeye nota verdi ve askeri müdahale tehdidinde bulundu.
Mart 1959: Irak; ABD ve İngiltere ile diplomatik ilişkileri kesti ve Bağdat Paktı'ndan çekildiğini resmen ilan etti. Bağdat paktı CENTO olarak görevini sürdürdü.
1959: İsmet İnönü, 'Menderes basiretsiz bir Ortadoğu politikası izliyor. Menderes, Batılıların maşası gibi damgalanacak şekilde İngiliz ve Fransızlarla birlikte talihsiz teşebbüslere geçmiş ve Arap dünyasını Türkiye'nin aleyhine çevirmiştir. Araplarla değil Nuri Said Paşa (İngiliz işbirlikçisi olarak ünlenen Irak Başbakanı ve 1958 darbesi ile devrilerek sokaklarda sürüklenmiştir. H.M.) gibi liderlerle sıkı fıkı olmuştur. Dulles'ın (Türkiye'yi Amerikan oltasında bir balık olarak gören ve o dönem Ortadoğu'daki tüm pis oyunların planlayıcısı ABD Dışişleri Bakanı. H.M.) dümen suyuna girmiştir'' dedi.
1 Mayıs 1960: Türkiye'den kalkarak Sovyetler Birliği üzerinde düşürülen U-2 casus uçağı krizi patlak verdi.
27 Mayıs 1960: Menderes hükümeti devrildi. 16-17 Mayıs 1961: Menderes ve arkadaşları idam edildiğinde Türkiye'de 166 adet Amerikan askeri üs ve tesisi bulunmaktaydı.
Özetlemeye çalıştığım bu gelişmelerle ABD ve müttefikleri o dönem için Sovyetler Birliği'nin ve dolaysıyla komünizmin bizim coğrafyaya girmesini engellemeye çalışmışlardı. Onların en büyük silahı Müslüman ülkeler ve İslamcı güçlerdi...
Amaç ve söylem değişse de bizim coğrafyada 60 yıl sonra değişen bir şey yok. Çünkü aynı ABD ve müttefiki Batılı ülkeler, şimdi de İslamcı güçlere destek veriyor ve Arap ülkelerinde iktidar olmalarına yardımcı oluyor. Tek farkla ortada komünizm yok. O zaman bayram değil seyran değil Amerikalılar İslamcıları acaba neden öpüyor?

<h3>Başkan Erdoğan'da aşı açıklaması</h3><h3>'50 MİLYON DOZ AŞI GELECEK'</h3><p>Başkan Erdoğan, Kovi

26 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor

''Eren-4 Karlıova-Varto'' ve ''Eren-5 Bagok'' operasyonları başlatıldı! İşte ilk kareler