• $9,2486
  • €10,8042
  • 530.764
  • 1432.8
29 Mayıs 2013 Çarşamba

Allah aşkına yapmayın

Arap Baharı’ ile bu coğrafyada her şey değişti. Her şey çok daha kötü oldu, oluyor... Önlem alınmazsa çok daha tehlikeli şeyler yaşanabilir... Tunus, Libya ve Mısır’da AKP paralelindeki Müslüman Kardeşler iktidara geldi ve ABD destekli bu ‘Sünni’ iktidarlar ‘Yolumuz AKP yoludur’ diyor. Farklı siyasal ve ideolojik tercihlerine rağmen Suudi Arabistan, Katar, Ürdün ve diğer Sünni Arap iktidarlar ABD’nin talimatı ile Ankara’ya destek verince bu coğrafyada her şey tersine döndü.
Son iki yılda Arap medyasına bakanlar bunun nasıl olduğunu net biçimde görebilir. Çünkü Suriye’deki olayları bahane eden Amerikancı Arap yönetim ve güçleri, sürekli olarak mezhep vurgusu yapıyor. İslam Âlimleri Konseyi Başkanı Yusuf Kardavi ve Suriye’de savaşan grupların şeyhleri çok tehlikeli bir şekilde Şii-Alevi düşmanlığını körüklüyor. İsrail’i hatırlayan artık yok..

HAÇLI HAYALİ
Başbakan Erdoğan ve birçok yetkili ise Esad’ın Aleviliğine vurgu yapıyor ve İran’ı ‘Şii’ olduğu için ‘Alevi’ Esad’ı desteklemekle suçluyor. Geçen hafta bu vurgular daha keskin ifadelerle devam etti. ABD dönüşünde Erdoğan Esad’a destek veren Hizbullah’a sert tepki gösterdi. Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın ifadeleri ise ilk kez böylesine keskin ve provokatifti. Bozdağ’a göre, ‘Hizbullah Hizbuşeytan olmalıydı’. Aynı Bozdağ Irak Başbakanı ‘Şii’ Maliki ve İran yönetimini de Esad’a verdikleri destekten dolayı eleştirdi. Gazetecilerle biraraya gelen Bakan Davutoğlu da Suriye’de iktidarın Alevi olduğunu söylemiş ve bununla nasıl baş edileceğini anlatmıştı. Sünni silahlı gruplara destek vermek buna dahil...
Bu, işin dış boyutu.. Başbakan Erdoğan, Esad’a yüklenirken CHP ve lideri Kılıçdaroğlu’nu unutmuyor. Bir seferinde Kılıçdaroğlu’nun Aleviliğini ima ederek Esad’a bu nedenle destek verdiğini hatırlatmıştı.
Nereden nereye geldik... ‘Arap Baharı’ öncesi Türkiye ve Erdoğan bu coğrafyada HERKESİN sevdiği liderdi. Şimdi ise yalnızca Müslüman Kardeşler çizgisindeki bazı Sünnilerin... Batı ve bölgesel müttefikler hedeflerine varmak üzere... Bu, Haçlılar’dan bu yana onların en büyük hayali..

DEVAM EDECEK
Şiiler’le Sünnileri birbirine kırdırmak... Tıpkı Avrupa’daki mezhep savaşlarında olduğu gibi... Afganistan ve Irak’ı işgal eden ABD bu hedefin bir bölümünü gerçekleştirdi. Irak’ta Sünni ve Şiiler ya da onlar adına görevlendirilen gruplar birbirini boğazlayıp duruyor. Bu katliam Suriye’ye sıçratılmak isteniyor. Sırada Lübnan ve Türkiye olacak...
Ortada çok büyük ve bir o kadar tehlikeli, kanlı bir oyun var. Bu oyuna körükle gitmek yerine bozma görevi Türkiye ve İran’da olmalıdır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dışişleri bakanı olarak 28 Mayıs 2003’te Tahran’daki İKÖ toplantısında yaptığı tarihi konuşmayı hatırlatarak bu yönde hemen bir inisiyatif başlatabilir, başlatmalıdır... Yol yakınken Şii, Sünni ve Alevi herkes kendine gelmeli ve bu oyuna son verme çabasına ortak olmalı.
PKK ile barışı göklere çıkaran medyanın kıymetli yandaşlarının, Şii- Sünni kırımına provokatif destek vermesi ise anlaşılır değil... Duygusal olmaya gerek yok... Dar kişisel ve ideolojik hesaplar peşinde koşmanın ise anlamı yok. Çünkü böylesi iğrenç bir savaşta, İsrail ve onu Şiilerle Sünnilerin ilk kıblesi Kudüs’e yerleştiren Batılı emperyalist ülkelerin dışında kimse kârlı çıkmaz, çıkamaz... Şii ve Sünni Müslüman kanı bu kadar ucuz olmamalı. Tarih bu kanla yazıldığında öbür dünyada vebali çok ama çok ağır olur. 8 yıl süren ve bir milyon Şii ile Sünni’nin ‘şehit’ düştüğü savaşı ne çabuk unuttuk. Bu coğrafyanın insanları, bizler bu kadar mı aptalız?

<p>Osman Kavala Davası'nı yakından takip ediyorlar. Hatta yargı üzerinde baskı oluşturmak için duruş

Osman Kavala'nın elçileri

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor