• $8,1502
  • €9,6932
  • 451.947
  • 1360.07
04 Haziran 2011 Cumartesi

Acaba neden?

Suriyeli muhalifler Antalya'da toplandı. Gazetelerdeki haberlere bakılırsa Esad yanlıları ise engellendi. Muhalif toplantısıyla ilgili en güzel başlığı yine gazeteniz
AKŞAM kullandı:
'Suriyeli Kürtler rejimi yıkacak''
Çok anlamlı ve önemli bir başlık. Çünkü Kürt sorunu yaşayan bir ülke olarak Türkiye'ye gelen Suriyeli Kürtler, Suriye'deki rejimi yıkarak Kürt halkının istek ve beklentileri doğrultusunda yeni bir Suriye inşa edeceklerini söylüyorlar. Antalya'da konuşan Kürt temsilciler bu istek ve beklentileri 'Irak benzeri bir devlet' olarak özetlediler. Yani Suriyeli Kürtler Suriye'yi Kürt ve Araplardan oluşan Irak benzeri federatif bir ülkeye dönüştürmek istiyorlar. Bunu da Türkiye'nin bir kenti olan Antalya'da dile getiriyorlar.
Elbette herkes demokrasinin çizgileri içinde istediği her şeyi söyleyebilir. Ancak Suriyeli Kürt grup ve kişilerin PKK ve Barzani'nin etkisinde ya da çizgisinde olduğunu hatırlatırsak sanıyorum durum biraz değişebilir. Çünkü PKK Türkiye'ye göre terörist bir örgüt ve BDP'nin lider ve yöneticileri PKK çizgisinde konuşuyor ya da davranıyorlar diye tutuklanıyorlar. Ama daha önemlisi Ankara, Öcalan Suriye'de diye 1998'de Şam'a savaş ilan edecekti. Şimdi birileri 'PKK terörist bir örgüt ve Türkiye'de insanları öldürüyor'' diyebilir. Evet, doğru ama Şam yönetimine göre şu anda Suriye'de muhalefet olduğunu söyleyen gruplar arasında teröre başvuranlar ve güvenlik güçlerine yönelik silahlı eylemlerde bulunanlar var. Olaylarda şu ana kadar en az 200 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti ve onlarca kumu binası yakıldı ya da zarar gördü. Özetle neresinden bakılırsa bakılsın Antalya toplantısı, Ankara açısından bir sıkıntı nedeni olmuştur. Çünkü toplantıya katılan Suriyeli Kürtler, Türkiyeli Kürtler için bir savunma gerekçesi olacaktır. Yani Türkiyeli Kürtler ve onlara destek verebilecek Batılı başkentler  'Federal bir ülke isteyen Suriyeli Kürtlere kucak açan Anakara nasıl olur da kendi Kürtlerinin özerklik istemini kabul etmez'' diyebileceklerdir. Benzer şekilde Suriye'nin geleceği ne olursa olsun ve kim ne derse desin Antalya toplantısı, Esad-Erdoğan dostluğu ile Türk-Suriye ilişkilerini gölgeleyecektir. Umarım Antalya toplantısına onay veren Başbakan Erdoğan bu olasılıkları göz önünde bulundurmuştur. Çünkü Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun hep vurguladığı gibi Suriye'de Libya benzeri bir durum Türkiye açısından çok tehlikeli gelişmeleri beraberinde getirecektir. Hem de Libya'daki durum ortadayken. Baksanıza NATO Libya'daki operasyonlarını 3 ay daha uzatıyor. Yani üç ay daha Libya bombalanacak. Libya muhalefet yetkilileri şimdiye kadar zararın 480 milyar dolar olduğunu söylüyor. Yani iç savaş dursa bile Libya'nın yeniden imarı için 500 milyar dolar gerekecek. Yani Libya'nın 10 yıllık petrol geliri Batılıların kasalarına girecek. NATO savaş uçakları Kaddafi'nin uçaklarını, savaş gemilerini, tanklarını durdukları yerde bombalıyor. Tabii ki zarar çoğalsın ve bu zararlardan daha büyük karlar elde edilsin diye. İşte bu nedenle Batılılar 17 Şubat'ta önceden programlanmış şekli ile başlatılan Libya ayaklanmasına yalnızca bir ay sonra BM Güvenlik Konseyi kararı ile müdahale etmiş ve bu ülkeyi iç savaşa sürüklemişlerdir. Oysa Yemen'de son iki yıldır çok daha vahim gelişmeler ve iç savaş yaşanıyor ama Batılılar bu ülkede olup bitenleri görmemezlikten geliyor. Çünkü bu ülke zengin değil ve Batılıların bölgesel hesapları açısından henüz sırası gelmedi! Batılılar için öncelik önemli değil ama hem sıra hem para çok önemli. Yoksa Bahreyn'i örtbas edip Suriye üzerine çullanmazlardı. Acaba neden?

<p>Peki, kod 29 olarak bilinen fedih kodunun kaldırılması ne  anlam ifade ediyor? Çalışma hayatından

Kod 29'un kaldırılması ne anlam ifade ediyor?

Kaçak kazıda bulunan Roma dönemine ait 40 eser Çorum Müzesi'nde sergileniyor

Balıkesir'e yerleşen kadın girişimci, ağaç dallarını ekonomiye kazandırıyor

Uygarlık tarihine ışık tutan 12 bin yıllık kazı başlıyor