• $9,3153
  • €10,8565
  • 531.818
  • 1429.85
14 Aralık 2010 Salı

ABD ve AB kriterleri

Mısır'da yapılan iki turlu seçimlerde Başkan Mübarek'in lideri olduğu Ulusal Parti, meclisin 518 sandalyesinden 419'unu kazandı. Bunlara Başkan Mübarek'in atadığı 10 kişi ve hükümetin desteğiyle kazanan 70 bağımsızı katarsak, bu ülkedeki sistemin ne tür bir 'demokrasi'  olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Bu 'demokrasi'ye destek veren ABD ve AB gözlemcileri bile seçimlere bol miktarda hile karıştığını itiraf etti... Yüksek Seçim Kurulu ise seçimlere katılma oranının  %30 civarında kaldığını açıkladı. Yani Halkın %70'i peşinen bu seçimlerin düzmece olduğunu bildiği için oy kullanmadı...

Şimdi bu kısa girişten sonra WikiLeaks'te Mısır ile ilgili yayınlanan ilginç bir yazışmaya bakalım.

Kahire'deki Amerikan Büyükelçisi Mayıs 2009'da Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'a gönderdiği raporda Mısır'da siyasal yapının ne denli anti-demokratik olduğunu anlatıyor ve oğlunu iktidara hazırladığı söylenen Başkan Mübarek'in aslında yaş (82) ve sağlık durumuna rağmen koltuğundan vazgeçmek niyetinde olmadığını söylüyor.

WikiLeaks'te yayınlan tüm yazışmaların garipliklerini hatırlarsak aslında bu yazışmada da ilginç bir durum olmadığını söyleyebiliriz. Çünkü bu yazışmadan birkaç gün sonra yani 4 Haziran 2009'da Başkan Obama, Başkan Mübarek'e övgüler yığdırmak ve Amerikanın Mısır'a olan geleneksel ilgi ve desteğini kanıtlamak için Kahire'ye gitti.
WikiLeaks'teki yazışmanın çok farklı yorumları olabilir.

Çünkü 29 yıldır iktidarda bulunan Mübarek, önümüzdeki yıl yapılacak başkanlık seçiminde aday olacak, ölünceye kadar bu koltukta kalacak ve ölünce de başkan olarak gömülmek isteyecektir.

Bu psikolojik bir konudur.
Öldüğünde yerine oğlu Cemal geçecek ve kendisinin gözü arkada kalmayacak. Çünkü Amerikalılar 29 yıl süreyle babaya verdikleri desteği bu kez oğul Cemal'e vermeyi sürdürecek.

Bunda da bir gariplik yok.
Çünkü WikiLaks'te yayınlan yazışmaların tümüne baktığınızda Mısır ile ilgili benzeri yazışmaları göreceksiniz. Yani yazışmaların konu edildiği Arap ve Müslüman ülkelerin neredeyse tümü Amerikan yandaşı ülkeler.
Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Yemen, Tunus, Körfez ülkeleri, Pakistan, Afganistan   ve diğerleri..
Yazışmalara bakıldığında bu ülkelerin iktidarları tümüyle Amerikan desteğiyle ayakta durmakta hatta bazıları dolaylı da olsa Amerikalılar tarafından yönetilmekte ya da daha yumuşak bir ifadeyle yönlendirilmektedir.
Peki o zaman WikiLaks'te yayınlanan yazışmaların ne anlamı olabilir ki?
İşte bu nedenle başından beri bu ''değneğin her tarafından kötü kokular geliyor'' diyorum ve hala İsrail ile ilgili hiç bir yazışmanın yayınlanmadığına dikkat çekiyorum.
Özetle bu işte bir iş hem de büyük bir iş var.

Tıpkı Avrupalı 30 eski hükümet yetkilisinin İsrail'e yönelik son açıklamasında olduğu gibi. Aralarında Solana'nın bulunduğu bu eski yöneticiler daha önce görev aldıkları AB'ye çağrıda bulunarak İsrail'e baskı yapılmasını istedi. Peki sormazlar mı ''Be kardeşim sen AB'nin tepesinde iken neden bu baskıyı yapmadın da şimdi emekliye ayrıldıktan sonra ötüyorsun''...

Bir de şu Belçika Flaman Meclisi Başkanı Peumans'ın hikayesi var.  Hani bilgi yarışmasında kendisine Voltaire'in bir deyimi sorulunca ''Dünyanın en kötü ve berbat milleti Yahudiler yerine Türkler'' diyen adam. ''Neden böyle yanıtladın'' diye sorduklarında ''Yahudiler deseydim kıyameti koparırlardı ve başım belaya girerdi'' demişti.

Belki ABD ve AB standartlarında politikanın kriterleri böyledir.
Yoksa yine ABD ve AB destekli Mesut Barzani durduk yerde ''Kerkük'ten asla vazgeçmeyiz ve gerekirse Kürdistan'ın  bağımsızlığını ilan ederiz'' türünden tehditler savurur muydu!

<p>Kardeşiyle birlikte aşıyı reddetti, koronavirüse  yakalandı. Şimdi onun en yakın arkadaşı, sürekl

“Son pişmanlık” fayda etmedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi

Bufalonun hatası canına mal oluyordu! İşte o anlar...

İsrailli dalgıç Akdeniz'de Haçlılardan kalma kılıç buldu