• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
8 Aralık 2019 Pazar

Üçüncü halka

1

İsmail Kılıçarslan, ‘Yetersiz Veysel Efendinin İktidar Sorunu’ başlığıyla, Güngören Belediyesi’nde başkan yardımcılığı yapan densiz birisi hakkında yazdığı yazısını şu cümleyle bitiriyor: “Yine ‘bizden olanları’ eleştirdim ya. İlgili yerlere şikayete koşun beni. ‘Abartılı özeleştiriden gına geldi’ falan deyin hatta yine…”

Kılıçarslan’ın yaptığı yerinde bir tespit ve serzeniş ama eksik. İnsana, yazılması gereken kimi şeyleri sadece dışarıdan dışardan bakış, dışardan baskı, dışardan eleştiri yazdırmıyor. Aksine başkalarınca bize yönelik saldırı nedeniyle biz yapmamız gereken kimi şeyleri ertelemek ve hatta unutmak mecburiyetinde kalıyoruz.

2

Son yerel seçimlerin kampanya süreciydi. Sahada gördüğüm yanlışları ve eksiklikleri zihnimde not alıyordum. Diyordum ki; geleceğe ümitle bakabilmemiz için şu şu yanlışlıklardan kurtulmamız, şu şu eksiklikleri gidermemiz gerektiğini en açık bir biçimde yazmalıyım seçimden sonra.

Her şeye rağmen şimdilik İstanbul’u kaybedeceğimizi düşünmüyor, -belki de kabul etmiyor- ama bu gidişle gelecek seçimi kaybedebiliriz korkusuyla uyarı görevimi yapmalıyım diyordum.

Ama İstanbul kaybedilince; hiçbir gerekçe, hiçbir mazeret, bizim tarafımızdan yapılan hiçbir yanlışlık, bizim geriye bıraktığımız hiçbir eksiklik CHP iktidarını meşrulaştıramaz, haklılaştıramaz… deyip, zihnime kaydettiğim bütün eleştirilerimi unuttum sanki.

3

İsmail’in yazısı uyandırdı beni…

Keşke; eleştireceğimiz hususlar Güngören Belediyesi’ndeki iktidarsız Veysellerden ibaret ya da o çapta olsa. Bunun üstesinden geliriz.

Aynı iktidarsızların Külliye’de ve Parti Merkezi’nde yoğunlaşmaya başladığını bir düşünsenize. İşte onlarla başa çıkılmaz, biliyor musunuz?

4

Bu sütunda, geçmişte, bir vesileyle, iki farklı Ak Partili’den bahsetmiştik.

Demiştik ki bir, ‘dava’ bilinciyle partici olanlar var, bir de rasyonel gözlem, tahlil ve değerlendirmelerden sonra; yükselen değer olarak gördüğü, ve hatta ülkeye faydalı işler yapacağına inandığı için Ak Partili olanlar var. Bu ikinciler, yine bir akıl yürütmeden sonra çok rahatlıkla partiyi terk edebilirler. Yani geldikleri gibi giderler. (Çokça örneklerini yaşadığımız gibi)

Şimdi üçüncü bir grup Ak Partili var. Yukarıda ki ikinci grupta olanlar hiç değilse siyasi bir meşgalenin içinden geliyorlardı, başka partilerde, başka mecralarda siyasete bulaşmışlıkları vardı.

Oysa bu üçüncü grup; hiçbir siyasi müktesebata sahip olmadan, bir nevi kariyer yapmak gibi ve hatta dolgun ücretli bir maaş elde etmek için Ak Partili oluyorlar. Birde bunlar yeni Başkanlık sisteminin getirdiği imkanlar mesabesinde etkili ve yetkili makamlara geliyorlar.

İşte felaket o zaman başlıyor.

Ne siyaset biliyor böyleleri, ne de adabı muaşeret.

Tek tek, kapı kapı dolaşıp oy istemedikleri için vatandaşa karşı hiçbir müdanaları yok; hoyrat ve kabalar.

Ne kadar dindar ya da muhafazakar olduklarını söylerlerse söylesinler; iyi bir ‘eğitim’(!) aldıkları için ve kredisi yüksek bir diplomaya sahip oldukları için beğenileri, hayat biçimleri, dünya tasavvurları, diğer insanlarla ve diğer şeylerle münasebetleri haddinden fazla seküler bu kişilerin… vs. vs.

Gel de yaşanan bu değişimi olağan karşıla; gel de bu yozlaşmayı İbni Haldun’un; “iktidar belli bir güce eriştikten sonra maaşlı insanlarla çalışır…” deyişiyle izah etmeye çalış. Yetmiyor ve kesmiyor.

<p>Başkan Erdoğan Ayasofya Camii'nin ibadete açılışını sosyal medya hesabından video ile kutladı. Er

Başkan Erdoğan'dan 'Ayasofya'nın Dirilişi' paylaşımı

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?