• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
6 Eylül 2015 Pazar

Tecime elverişli ölü paketi

1
Peşinen kayda geçirmeliyiz: Madem ki insan evrenin özetidir,
Çocuksa insanın bidayeti.
Öyleyse bir çocuk öldüğünde insan(lık) ölmüştür, evren yıkılmıştır. Bakmayın, denizlerin köpürüp taşmadığına;
Dağların hallaç pamuğu gibi atılıp, parçalanmadığına; Gökyüzünün yarılıp yere düşmediğine...
Her çocuk ölümünde evren yıkılır mana aleminde; maddi alemde insanlık macerası ve sınanması devam etsin diye yeniden kurulur ve devam eder.

2
Suriyeli bir çocuk;
Esad rejiminin taşeronluğunda, dünya güçlerinin cehenneme çevirdiği Suriye’den kaçan, kaçmaya çalışan bir ailenin ferdi olarak küçük bir çocuk;
Ege’nin sularında boğulup, cansız vücudu sahile vurduğunda ne bedeni ne de giysileri bozulmamıştı. Derin bir öğle uykusuna yatırılmış gibi kumsalda yatıyordu.
Sahilde yatan bir çocuk ölüsüydü, ama fotoğrafları güzel çıkmıştı, görsel malzeme olarak muhteşemdi. Dünyalı bütün ölü seviciler anında satın aldılar Suriyeli yavrunun fotoğrafını.
Çünkü bu fotoğraf tecime elverişliydi, anında dolaşıma sokuldu, timsah gözyaşları döküldü.

3
Oysa;
Her gün, başta Suriye’de olmak üzere, bütün Ortadoğu’da, Türkiye’de, Afrika’da, Asya’nın derinliklerinde tıpkı cansız bedeni Ege sahillerine vuran çocuk gibi; onlarca, yüzlerce çocuk ölüyor.
Onların çoğu bir fotoğraf karesine girmediği gibi, girenlerde mozaiklenerek servis ediliyor. Mozaikleniyor çünkü her çocuk cesedi Suriyeli Alyan gibi yakışıklı olmuyor. Timsah gözyaşı döken ölü sevicilerin midesi bulanmasın, morali bozulmasın isteniyor.

4
Suriye ve Suriyeliler bugün bir turnusol kağıdı niteliğindedir bütün dünya için.
Kim insanlıktan yana, kim menfaatlerinden yana...
Az da olsa, Suriye’de akan kanı durdurmak için çalışan, gayret gösterenler varsa da, dünya egemenlerinin neredeyse tamamı, egemenlikleri sürsün diye daha fazla silah üretip satabilmek, kendi düzenleri sürsün diye daha fazla petrol ve doğalgazını daha ucuza elde edebilmek için kaos ve ölümler, savaşlar, kıyımlar, katliamlar sürsün istiyor.
Asıl önemlisi de; bugünkü dünyaya hakim olan Hristiyani güçler, kendilerine bir numaralı tehdit olarak gördükleri Müslümanları parçalayıp yutmak istiyor, çoğu kez Müslümanları birbirine kırdırıyor, işler sarpa sardığında, istenildiği mecrada devam etmediğinde de bizzat müdahil olmaktan çekinmiyor.

5
Ak Parti yönetiminde ki Türkiye’yi bu zalim çarkın dönmesi için tehdit gören egemenler, tehdidi bertaraf etmek adına bütün güçleriyle Ak Parti’ye ve onun doğal ve kurucu lideri Tayyip Erdoğan’a saldırılarına devam ediyor.
Bu ne yaman aymazlıktır ki; Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan Türkiye ve O’nun Cumhurbaşkanı diktatör oluyor, Suriye’yi parçalamaya çalışanlar demokrat; Yabancılar gelmesin diye sınırlarına tel örgü çeken, beton duvarlar ören ülkeler demokrat muamelesi görüyor, milyonlarca mülteciyi sınırlarından içeri alan Türkiye, itibarsızlaştırılmaya, yetmezse teröre destekçi gösterilmeye çalışılıyor.
Uzağa gitmeye gerek yok:
7 Haziran seçimlerinin sabahında, Türkiye’ye sığınmış Suriyeli bir kadın komşusunun kapısını çalıp boynuna sarılarak ağlıyor.
“Şimdi bizi gönderecekler mi?” diye.
Çünkü; Ak Parti karşısındaki muhalif bloğun liderliğini yapan CHP lideri Kılıçdaroğlu “Biz iktidar olduğumuzda Suriyelileri memleketlerine göndereceğim” dememiş miydi?
Belki de, cesedi Ege sahillerine vuran Alyan’nın ailesi de, Ak Parti yeniden iktidar olamadığı için, Suriye’ye geri gönderilebiliriz kuşkusuyla kurtuluşu Avrupa’ya kaçmakta bulanlardandır. Kim bilir?

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Final müsabakasını yerinde takip eden Kasapoğlu, AA muhabirine

Bakan Kasapoğlu, Mete Gazoz'un tarihi başarısını değerlendirdi

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı