• $8,8456
  • €10,3745
  • 496.747
  • 1384.68
11 Temmuz 2021 Pazar

Taktım, doğru.

1

Ali Babacan'a takmış durumdayım.

Her seferinde, dilindeki zehrin öyle 3,4,5 yılda birikemeyeceğini;

Bu zehrin kaynağını bir türlü anlayamadığımı... söyleyip duruyorum.

Eğer benim yaşadıklarımı ve gördüklerimi sizde yaşayıp görseydiniz aynı şaşkınlığı yaşardınız.

AK Parti'nin kurulduğu günden, yeni bir parti kuracağını açıkladığı ana kadar bana hitaplarında dilinden 'abi'den başka bir şey çıkmayan birinden bahsediyoruz sonuçta...

2

Madem ki kapalı kapılar ardında, yaşananların anlatılmasında bir beis yok;

(Bir önceki yazıda işaret ettiğimiz Babacan'ın anlattığı olay basına kapalı yapılan bir 'Bakanlar Kurulu Toplantısı'nda gerçekleşmiştir.)

Bende yaşanan bir olayı anlatarak takıntımın hiçte haksız olmadığını göstermeye çalışacağım.

Bir, 'Bütçe Konuşması' toplantısı idi.

Bu arada; bütçe çalışmaları önce geniş bir katılımla (ilgili bakanlar, partiden ekonomiyle ilgili yöneticiler, ilgili bürokratlar, metin yazma ekibi vs.) başlardı.

Her seferinde bir sonraki toplantı daha az katılımla devam eder, son olarak metinden sorumlu birinin hazırlanan metni Başbakan'a arzıyla (okuma şeklinde) biterdi.

Yine böyle bir çalışma sürecinde sona gelinmiş;

Ali Babacan Erdoğan'ın solunda oturmuş, sağ tarafta ise ben, hazırlanmış metni okumaktayım.

Bir ara bir rakam geçer, Erdoğan'ın "Biz bu rakamı bu zamana kadar farklı kullanmıyor muyduk?" diye sorması üzerine; ekonomiden sorumlu arkadaşlardan son gelen rakamın bu olduğunu söylediğimde Başbakan bu kez; "Bunlar bana yalan söyletiyor" der.

Bu itham üzerine Ali Babacan bozulur, üzülür, yüzü kızarır.

Bunu gören Erdoğan, Babacan'ı kendine doğru çeker, Babacan'ın başı Erdoğan'ın göğsüne düşer, bunun üzerine Erdoğan sağ eliyle Babacan'ın başını bir çocuk başı gibi okşar. Mesele kapanır.

3

Erdoğan'ın bu babacan, şefkat dolu yaklaşımına karşılık, Ali Bey'in Erdoğan'a bakışı nasıldı derseniz; onu da değerli dostum Ömer Özbay'ın hatırlattığı bir anekdotla açıklamaya çalışayım.

Yıl 2009. Ömer Özbay'la birlikte 'Bir Liderin Doğuşu' kitabına hazırlık mahiyetinde görüşmeler, söyleşiler yapıyoruz.

Bu bapta, Ali Babacan'la da görüşmek istediğimizde bize Meclis'te randevu vermişti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Çankaya tarafında ki (iktidar kulisi tarafı) bahçede üçümüz bir banka oturduk ve söyleşiye başladık.

Sohbet sırasında, "Tayyip Bey'i parti kurulmadan önce tanıyor muydunuz? Eskiye ait bir hatıranız var mı?" diye bir soru sorduğumuzda Babacan vurgulu bir şekilde "Hayır, önceden tanışmıyoruz! Hiçbir hatıram yok." der.

Ömer Özbay'ın bu anekdotu hatırlatmasının gayesi;

Der ki Özbay: "Dikkat ettin mi bilmiyorum 'Hayır, önceden tanışmıyoruz' derken sadece dili değil, yüzü de konuşuyordu. Yüzünde sakin, küçük gören, aşağılayıcı bir ifade vardı..."

Ayrıca dikkat edin,

Babacan ne zaman ekonomiye dair konuşsa; AK Parti dönemindeki tüm iyilikleri 'bizim arkadaşlarımız' 'bizim ekip' dediği kimselerin hanesine yazdığını göreceksiniz.

Öyleyse; AK Parti, Ali Babacan... Bu ne iş! Denmez mi?

<p> </p>

Bülent Ersoy'dan estetik açıklaması

''Yola çıkmalı'' dedirten 5 film

Mezarlıkta toprağa yarı gömülü halde bulundu!

Kilo vermek isteyenler dikkat! Limon diyetiyle ayda 10 kilo vermek mümkün