• $8,6863
  • €10,3605
  • 500.694
  • 1410.37
25 Mayıs 2014 Pazar

‘Süzme modern’

1
Halide İncekara’yı ilk tanıdığım günlerden aklımda kalan en belirgin şey “erkekler birbiriyle kavga ederken niçin kadınlara söver. Niçin kendi kavgalarını kendileri üzerinden sürdüremez ve sonuçlandıramaz...” demesidir çok haklı bir söylemle.
Yani dün –özellikle bizim mahallenin- çocuklarının dilinde en büyük hakaret kadınlarımızı hedef alan sövgü sözcükleriydi. Bu illet genel olarak farklı seviyelerde de olsa hepimize musallat olmuşken aramızdan kimileri bu tavrı bir yaşama biçimine dönüştürerek, hiçbir kural tanımadan, kimseye saygı göstermeksizin, sınırsızca, şuursuzca, onursuzca alçalarak çok ileri seviyelere götürürler, herkesin nefretini kazanan boyutlara taşırlardı. Aramıza bir mesafe koymak ve bir nevi cezalandırmak için onlar hakkında kullandığımız bir tabir vardı; ‘süzme p.ç’.

2
Gezi olayları sırasında bir twit göstermişlerdi bana. Tayyip Erdoğan’ı kastederek “s.ktiğimin adamı konuşuyor yine” diyordu. Yazan ise günümüz modernlerinin fenomen isimlerinden bir kadındı, Gonca Vuslateri.
Belli ki twitteki sövgü kelimesi burda da hakaret anlamında kullanılmış, kadınlık/kadınlar üzerinden hakaret.
Bunu yazan bir kadındı.
Nasıl bir öfkedir, nasıl bir çaresizlik halidir ki bir kadın kadınlara yönelik bir sövgü kelimesini rahatlıkla kullanabiliyor. Bu durumda karşısındakinden önce kadınlara yani kendisine hakaret etmiş olmuyor mu?
Ancak bu fenomen tipe biraz daha yakından bakıldığında öyle şaşılacak bir durum olmadığı da ortaya çıkıyor.
Verdiği kimi mülakatlara bakılırsa bu fenomen kendini anlatma bağlamında yukarıda sözünü ettiğimiz bizim sokakların ‘süzme’ tipinin tüm özelliklerini kendine yakıştırdığını görüyoruz. Üstelik onlara bir de ‘kutsal tanımazlık’ vasfını ekleyerek ve bu halini ‘özgürlük’ diye bayraklaştırarak.
Bu durumda karşımızdaki tip –sokaktan aldığım tabirin ikinci kelimesini değiştirerek- ‘süzme modern’ olup çıkıyor. Bu modernlerin ‘süzme’leşmelerinin görünür sebeplerinin başında da Tayyip Erdoğan geliyor.
Tayyip Erdoğan çıldırtıyor onları.
Tayyip Erdoğan liderliğindeki insanların kendilerine tahsis edilmiş alanlardan çıkarak onların ‘has bahçeleri’ne girmiş olması üstelik bahçe çitlerini yıkmak, çıldırtıyor onları.

3
Öylesine ‘çaresiz bir çılgınlık’ hali ki bu, o has bahçelerde kendilerince yaşarlarken hiç ihtiyaç duymadıkları bir dilin limanına demir atmalarıyla sonuçlanıyor.
Kendilerince çevreledikleri bahçelerinde, kendilerince kurguladıkları hayatları yaşayıp giderken, -başlangıçta bahçenin yeni mukimleriyle iletişim kurmayı deneyip denemediklerini bir tarafa bırakarak;-
Görünen o ki yeni gelenlerle ortak bir dil tutturmayı beceremediler. Beceremezler, çünkü hayatla ve ülke gerçekleriyle ilşkisi olmayan plastik bir dil kullanıyorlar. Kullandıkları dilin gerçekliği ve geçirgenliğinde zaten problemler var.
Analatik ve çözümleyici bir zekadan da yoksun oldukları için isteseler de başka mecralara açılabilecek, kendi kurgulanmış ve yapay dünyalarının dışındakilerle ilişki kurmaya yetecek donanımlara da sahip değillerdir.
Çaresizdiler, çıldırmışlardı ama her şeye rağmen bir şeyler söylemeliydiler. Bu nedenle dışardan gelenlerin, sokaklarda en lümpen hallerde ve en lümpenlerinin kullandığı kelimelere sığındılar. ‘A. K.’ ‘O. Çocukları’ ve ‘s.....m’ gibi.
Korunakları yıkılıp, boyaları dökülünce sığındıkları bu kelimeler aynı zamanda onların niyetlerini açığa çıkardığı gibi ‘cibilliyet’lerinin de bir göstergesi oldu. İyi de oldu. Bu sayede toplum olarak onları makyajsız ve ‘çıplak’ halleriyle görme fırsatı bulduk. ‘Çıplak’, değersiz, yabancı ve modern.

<p>Seda Sayan ve Uğur Arslan'ın sunuculuğunu üstlendiği bir  döneme damgasını vuran Evleneceksen Gel

Solmaz Çiros, Armağan Çağlayan'ın programını terk etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (18 Haziran 2021)

DSİ'nin yaptığı gölet hayvancılığı geliştirip köye dönüşü hızlandırdı

Tuz Gölü'ndeki flamingoların ilk kez yavruları görüntülendi