• $9,2375
  • €10,8001
  • 530.575
  • 1432.8
14 Temmuz 2016 Perşembe

S(o)alaklık işte…

1

Doğrusu, Soner Yalçın okuduğum, okumak istediğim bir yazar değildir.
Nedense son yazılarından birisi, “AKP’sizlerin de yaşayabileceği bir hayat düşlüyorum” başlıklı olanı gözüme takıldı ve okudum.
Yalçın, ‘genç edebiyatçı’ olarak nitelediği Onur Caymaz isimli birinden bahsediyor ve onun Türkiye’ye seslenen bir yazısından uzun alıntılar yapıyor.
“AKP’li değilim, hiç olmadım, AKP’sizlerin de yaşayabileceği bir hayat düşlüyorum.” Şeklinde, ne dediği anlaşılmayan bir cümleye imza atan birinin edebiyatçılığı bir tarafa, anlaşılan fikri gelişmişliği ve tutarlılığı da bulunmayan, ama belirli kimlik sıfatlarını üzerinde taşıdığı için belirli çevrelerce itibar gören biriyle karşı karşıyayız. Şu iki cümleyi art arda yazmış bu ‘genç edebiyatçı.’ “Bitmiş bir rejim olan demokrasinin, çoğunluk yerine az olanı koruduğunu çoktan unutmuşsun. Çok olan her daim haklı olsaydı kumsallar herkesi sollardı Türkiye.”
Kişi, bu kadar mı acemice ve aceleci davranır. Bir cümle kuracaksın ve o cümlede demokrasilerin aslında çoğunluğun sesi olması gerektiğini ama Türkiye’de aksinin cari olduğunu söyleyeceksin, sonra bir cümle daha kuracaksın ve orada da çoğunluğa itibar edilmemesi gerektiğini söyleyeceksin.
Unutmadan söyleyelim; bu arkadaş solcu imiş.
2
Solcu olan bu arkadaş aynı zamanda Müslüman değilmiş, Tanrı’ya inanmıyormuş.
Fakat mesele ‘cennete girmeye’ gelince, ilkesel olarak dinsiz olmaklığı gereği cenneti reddetmek yerine; “Mehmet Metiner’in, Yiğit Bulut’un, Atatürk Havalimanı katliamında ölenlere şehit diyenlerin gittiği cennete gitmek istemem” şeklinde bir retoriğe başvuruyor bu vatandaş.
Soner Yalçın’ın ifadesine göre söz konusu yazının çok okunup, çok beğenilmiş olduğunu da belirttikten sonra…
3
Bak arkadaş! Bu senin yaptığın solaklıktan da öte salaklık.
Biz bu retoriği biliyoruz.
Cumhuriyetin seralarda yetiştirdiği aydıncıklar çok kullanırdı bu tür söylemleri.
Dine saldırmak olan asıl amaçlarını geniş halk kitlelerinden saklamak için, kendilerince olumsuz tipler üzerinden sürdürürlerdi sözlerini.
Ancak geçen yıllar onların seralarını başlarına yıktı. Açığa çıktılar. Gizli bir tarafları kalmadı. Dertlerinin din karşıtlığı olduğu anlaşıldı.
Bilesiniz ki, artık makul Türkiye bu tür teşebbüslere bir nevi çocuk hastalığı muamelesi yapmaktadır.
Sizler hala bununda farkında değilseniz, tanımlamak için ‘salak’lık bile yetmez size…
Varın, kendi mahallenizde birbirinizin arkasını sıvazlamaya devam edin.

<p>Türkiye Cumhuriyeti hükümetini  illegal bir örgüt, bürokratlarını da mafya gibi göstermeye devam

Kemal Kılıçdaroğlu skandal açıklamalarını sürdürdü! “Evet, onları tehdit ediyorum!”

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor